Türk askerinin Kurtuluş Savaşı´ndaki başarısı tüm dünyada konuşuluyor.
Türk Milleti son anda can havliyle inanılmaz işler yapar ve hayatta kalır.
Çünkü milletimizin inancı kuvvetlidir.
Ama bu mücadele azmini hayatının büyük bölümüne yaymaz.
Almanlar 2. Dünya Savaşı´ndan çıktıklarında bitmişler, perişan olmuşlardı.
Ama inanılmaz bir çalışkanlık ve fedakârlıkla ülkelerini ayağa kaldırdılar.
Ve dünyanın ekonomisine yön veren bir ülke haline geldiler.
Biz Türkler ise aynı başarıyı gösteremedik.
Harika bir coğrafyadayız.
Denizi, güneşi ve ormanıyla dünyanın hayran kaldığı bir doğaya sahibiz.
Ama olaylara pozitif bakamıyoruz.
Kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçiyor.
Yaşadığımız kentlerde çıkan polemiklerin büyük çoğunluğu da kişisel çıkarlar nedeniyle yaşanıyor.
Zonguldak-Bartın-Karabük üçgenindeki sorunlara bakın.
Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) ağırlıklı bir ekonomik yapı.
Dünyanı saran özel sektör yatırımları bu kentlerimize giremedi.
Sendikal hareketler yatırımcıların gözünü korkuttu.
Be nedenle dünyanın önde gelen büyük firmaları ve ülkemizin yatırımcı gurupları bölgeyi görmezden geldiler.
Çünkü 1990 yılında Zonguldak´ta Büyük Madenci Grevi yaşanmış, bu sendikal hareket tüm dünyada büyük yakı uyandırmıştı.
Bölgemizdeki çok ortaklı şirketlerde yaşanan yapısal bozukluk yeni ortaklıkların önünü kesti.
Zonguldak-Bartın ve Karabük´te kurumsal yapıya kavuşmuş şirket sayısı kaçtır acaba?
Yerel yatırımcılar güçlerini birleştirerek ulusal ve uluslar arası şirketlerle mücadele edecek yapıya kavuşabilmeli.
Bunun için Milli Mücadele Ruhu yeniden canlanmalı.
"Ben" yerine "Biz" demeye başladığımızda sorunların çözümü için en büyük adımı atmış olacağız.
Peki, bu kolay mı?
Elbette değil.
Peki nasıl canlanacak bu Milli Mücadele Ruhu.
Her şeyimizi kaybedeceğimizi anladığımız zaman.
Yani son dakika.
Ünlü atasözümüz gibi.
Yumurta gelince folluk arayacağız.
Biz diyoruz ki, bölgemiz için yumurta kapıya gelmiştir.
Zonguldak-Bartın Karabük´ün birlikte Milli Mücadele Ruhuyla hareket ederek sorunları aşabileceğini sanıyoruz.
Bölge milletvekillerinin ayrı ayrı mücadele etmesi sorunlarımızı çözmez.
O halde üç ilin toplam 10 milletvekili bir masa etrafında buluşup bölge sorunlarına çözüm bulmalı.
Bunlar geçmişte denenmiş, sonuç alınamamış olabilir.
Bir kez daha denenmesinde bir mahsur mu var?
Nasrettin Hoca kadar umudumuz yok mu?
Ya tutarsa&[#]8230;