Sanıyorum son zamanlarda biz gazetecilere çok fazla görev düşüyor.
Her alanda, her konumda.
Ama kısık bir sesle nasıl olacak bu işler?
İnsanlar kent adına, mutlu ve umutlu yaşam adına bir şeyler istiyor.
Halkın istediği çok fazla bir şey değil.
Hani bir ses duysalar yalnız olmadıklarını hissedip biraz avunacaklar.
Ama nedense medyanın sesine ihtiyaç duyulduğu oranda o ses kesilmeye çalışılıyor.
Ve ne yazık ki medyanın sesinden rahatsız olanların başında da yine siyasetçiler geliyor.
Medyanın gücü kırılmaya çalışılıyor.
Yaygın medya da yaşananları görüyoruz.
Yerel medyada yaşananları görüyoruz.
Şeffaf toplum, şeffaf yönetimler adına demokrasi şemsiyesi altına girenler bir garip.
Çok sesliliğin sağlanması için politika yaptığını söyleyenler bir gün o çok seslilikten rahatsız olup basına sırt çevirebiliyor.
İfade özgürlüğünün herkese gerekli olduğunu savunan siyasi temsilciler, eleştiri okları kendilerine yöneldiğinde o özgürlüğü unutuveriyorlar.
Siyasetin ikiyüzlü temsilcileri demokrasi kültürünü benimseyemeden medyanın da katkılarıyla hak etmedikleri yerlere gelebiliyorlar.
Bu konularda hepimizde kusur bulunabilir.
Bizler toplum olarak siyasetçileri seçerken bunlara pek dikkat etmeyiz.
O günkü şartlarda kim işimize gelir onu destekleyiveririz.
Demokrasi ve politik zenginliğine bakmayız pek kişilerin.
Bu özür hepimizin!
Bu özür ne yazık ki özürlü siyasetçilerin önemli yerlere gelmesine neden oluyor.
Medyanın bunu tek başına düzeltme şansı yok.
Gerçi öyle bir kaygı da yok.
Kent adına, gelecek adına, şeffaflık adına çok daha fazlasını söylemek gerekiyor.
Buna hepimizin ihtiyacı var.
Çelişkilerle dolu bir yaşamda iyi niyetli medya işini yapmaya çalışıyor.
Demokrasinin savunucusu olması gereken siyasetçiler medyadan yararlanıp sonra medyayı topyekûn karalama yoluna gitmiyor mu?
İşte o zaman ağzımı bozasım geliyor!
Böyle siyasetçilerimiz var bizim.
Kimi örnek alıyorlarsa!
Ve bu memleketi böyle siyasetçiler kurtaracak diye daha çok bekleyeceğiz.
Oysa medyanın ifade özgürlüğünü ilk savunması gereken kişiler onlar.
Bizler yazdığımız yazılardan dolayı mahkemeye giderken çok daralırız.
Savcıya, Hâkime kızmaya gerek yok.
Öyle durumlar oluyor ki, onlarda olmasa vay halimize!


Harun Akın´a kızmak!

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül´ün hareketi 22. Dönem Milletvekili Harun Akın´ı yeniden aktif siyasetin merkezine çekti.
Bugün Harun Akın´ı çok tartışıyorsak birkaç nedeni var.
Siyaset geçmişindeki duruşu.
İzlediği yol.
Verdiği mücadele.
Belki de en önemlisi agresif ve inatçı yapısı.
Siyaset yapma isteği.
Ve heyecanı.
CHP ve Ak Parti Milletvekilleri Harun Akın´ın bu kadar çok gündemi meşgul etmesine alınıyor olabilirler.
Alınmasınlar.
Bunun nedenlerini araştırsınlar ve sonuçlarını kabul etsinler.


Ak Parti gücü yetiyorsa bunları da yapar

Zonguldak´a yapılacak en büyük iyiliklerden biri şüphesiz kurumlarda değişim.
Bu da genç ve yenilikçi beyinlerle olur.
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen´in görevden alınması için çaba gösteren Ak Parti´nin samimiyetini görmek istiyorum.
Kurumsal reformlarını yapamamış ve hareket alanını genişletememiş başka daire müdürleri yok mu? Neden sadece TTK.
Zonguldak´a biraz risk alabilecek, kurumsal yetkilerinin dışına çıkmadan personel, iletişim ve şeffaf yönetim adına düz mantık gitmeyecek daire müdürleri gerekiyor. Kimin ne kadar üretken olduğu konusunda farklı görüşler olabilir.
Olsun. Ancak ben inanıyorum ki büyük çoğunluk sadece memurluk yapan daire müdürlerini artık görmek istemiyor. Sadece emeklilik dolduran daire müdürlerini görmek istemiyor. Sadece konuşan daire müdürleri görmek istemiyor. Ak Parti gücü yetiyorsa bunu yapar.
Bu da acı bir Zonguldak gerçeği.


CHP´ye değil Ak Parti´ye alternatif

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül´ün önderliğinde başlayan Türkiye Değişim Hareketi´nin ne doğuracağını zaman gösterecek.
Zonguldak´taki örgütlenme çalışmaları devam ediyor.
Sürpriz ve genç isimler var.
Ancak yaptığımız konuşmalarda hala bu hareketin tam anlaşılamadığını gözlemliyorum.
Değişim Hareketinin CHP´den seçmen kopartarak bir varlık gösteremeyeceğini söyleyenler çoğunlukta.
Ama durum öyle değil.
Sarıgül hareketi aslında CHP´nin değil Ak Parti´nin alternatifi olmak istiyor.
Dolayısıyla Baykal ve CHP rahat olabilir.