Okullar üç haftalık gecikmeyle açıldı.
İki hafta uzatıldı.
Bir haftalık bayram tatiliyle birlikte 3 hafta oldu.
Milli Eğitim Müdürlükleri taşıma ihalelerini sonuçlandıramadı.
Okullar açıldı, çocuklar kırsalda hala, birçok ölümlü kazaya neden olan patpat diye tabir edilen tarım aracıyla okula gidiyor.
İmkanı olanlar kendi araçlarıyla gidiyor.
Bazıları da hiç gitmiyor- gidemiyor.
[*] [*] [*] [*]
Bir diğer yandan taşımalı eğitim gören okullar için yemek ihalesi yapıldı.
İtirazlar oldu.
Sonuçlandı, ama henüz sözleşme imzalanmadı.
Bu haftayla birlikte tam bir ay olacaktı, okullar zamanında açılsaydı.
Ve bir aydır bu eziyet sürecekti.
Şimdi henüz bir hafta olması küçümsenebilir.
Ama bir ay
Koca bir ay
[*] [*] [*] [*]
Bu taşıma ve yemek ihaleleri neden erken yapılmaz?
MEBin gerekçesi TEOG sonuçları ve okulların öğrenci kapasitesinin belirsizliğiyle ilgili.
Yıllardır aynı manzara yaşanıyor.
Aynı mağduriyet
Aynı haksızlık
Aynı eziyet
Aynı işkence
Aynı aldatılmışlık
Aynı hukuksuzluk, eşitsizlik
Aynı keyfiyet, aynı beceriksizlik
Buna hala neden bir çözüm bulunamaz?
Neden?
Neden?
Neden?
[*] [*] [*] [*]
Bu konularda daha çok soru var.
Bahane olur.
Ve daha neler neler
Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek, Öğretmen eksiğimiz yok diyor.
Sendikacılar ise, norm kadro öğretmen açığımızın bin 100 olduğunu söylüyor.
Bunların bir kısmı ücretli öğretmenlikle giderilmeye çalışılıyor.
Ama sorun bitmiyor.
Ücretli öğretmenler nedeniyle çocukların dünyasında başka sorunlar yaratılıyor!
Süreklilik sağlanamıyor.
Milli Eğitim, taşeron işçilik yaptırıyor!
Taşeron eğitimle eğitimde adaletsiz bir tablo ortaya koyuyor.
Fakire, Sen okuma deniliyor.
Bu işler öyle FATİH Projesi ile Yavuz Selim projeleriyle olmuyor!
[*] [*] [*] [*]
Müdürleri dinleseniz dert sahibi
Öğretmenleri dinleseniz dert sahibi
Öğrencileri dinleseniz yine aynı
Bir de veli açısından bakalım.
Onların da derdi TEOG!
Okullarda hizmetli sıkıntısı var.
Personeller yetersiz.
[*] [*] [*] [*]
Devlet, özel okullara geçen öğrenciler için destek payı olarak 4 bin liraya yakın para veriyor.
Ama MEBin okullarında kalorifer yakacak adam, temizlik yapacak görevli yok desek yeridir.
Müdürler topun ağzında.
Onlar da sendikacıların baskısı altında.
Gönüllü bağış alsalar dert
Almasalar dert.
Para zaten yeterince gelmiyor.
Diyorlar ki:
Kendi yağınla kavrul hocam.
Şimdi bu hak mı?
Adalet mi?
[*] [*] [*] [*]
Bir de İŞKUR aracılığıyla alınan hizmetliler var.
9 aylığına işe alınanlar.
Bunların bir kısmı zaten işi bilmiyor.
İşi öğrendiğinde gitmiş oluyor.
Bir de bazı sendikacıların belirttiği gibi buralara siyasi referanslı gelenler var.
Okul müdürleri iş vermekten korkuyor.
Okul müdürlerine, öğretmenlere posta koyuyorlar.
O okul müdürleri, idareciler başlarına iş almamak için seslerini çıkaramıyorlar.
Ve dahası
Bu görevlilerin bazıları olumsuz davranışlarıyla öğrencilere kötü örnek oluyor.
Kime göre aldınız?
Neye göre o okullara verdiniz?
Bunları soranlar da yok.
[*] [*] [*] [*]
Bir de sendikacıların yarışı var.
Eğitim Bir-Sen
Türk Eğitim-Sen
Eğitim-Sen
Eğitim-İş
Derken öğretmenler şucu-bucu diye hedef tahtasına oturtulmuş durumda.
Bazı idareciler fişleme memuru gibi çalışıyor, çalıştırılıyor.
Aynı okulda çalıştıkları öğretmenleri özel yaşamına kadar notları tutanlar var.
[*] [*] [*] [*]
Ve okullardaki öğretmen açıkları...
Boş müdür yardımcılıkları
Bu konuda tartışmalar zaten o biçim.
İçinden çıkılacak gibi değil.
Ama pek çok okulda yine sendikacıların da dediği gibi müdür yardımcısı yok.
Müdürler yalnız.
İşler ağır aksak gidiyor.
[*] [*] [*] [*]
Sistemin kendisi zaten çok eleştiriye açık...
Bir de uygulamada yaşananlar tuzu biberi oluyor.
Yerel düzeyde istenilen yerde değiliz.
Ve ne yazık ki, bu kentte her şeyi konuşan siyasetçiler eğitimin sorunlarını, ihtiyaçlarını konuşamıyor.
İlgilerini çekmiyor.
Farkında mısınız?
Bir Hint masalı
Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar.
Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki:
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."
Shakespeare, bu konuda şöyle diyor :
"İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
Doğalgaz çukurları
Zonguldak Belediyesi olsun, diğer belediyeler olsun, nedense bu doğalgaz firmalarının emrinde çalışıyor adeta
Bizim bildiğimiz belirleyen, yön veren, yaptırım uygulayan belediyeler olur.
Ama Zonguldakta galiba tam tersi
Doğalgaz hattını döşeyen firmanın veya firmaların istediği oluyor.
Açılan kanallar zamanında kapatılmıyor.
Aylardan beri söylüyoruz.
Üç gün sürecek iş, 3 hafta sürüyor.
Baskının fazla olduğu dönemlerde işler hızlı oluyor, ama biraz rahat bıraktığınızda hem doğalgaz firması, hem de belediye yönetimi gevşiyor.
Dün yağmur yağdı.
Gelişi güzel kapatılan doğalgaz kanalları yağmurla birlikte tuzağa dönüştü.
Araçlar o kanallara düştü.
Araçlar hasar gördü.
Yollar kapandı.
Vesaire vesaire
Ve pek çok Zonguldaklı yaşananları sosyal medyadan paylaştı.
Başkan Muharrem Akdemire selam söylediler!
Doğalgaz firmasına saygılarını ilettiler!
Kulakları çınlasın!