MHP Merkez İlçe Başkanı Gürkan Gülay ve onunla aynı evi paylaşacak kadar yakın İl Başkanı Hamdi Ayanın Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir sevgilerinin nedeni ortaya çıktı.
Malum, Zonguldak Belediyesi sahil yolundaki kafelerin önüne durak yaptı. Şimdi o durağa cep yapıyorlar.
Ortaköy Kafe, MHP Merkez İlçe Başkanı Gürkan Gülayın.
Şimdi anladınız mı, ölüm tehlikesi olan yola neden durak yapıldığını ve bile bile o duraklara cep yapıldığını?
Üstelik CHPli Meclis üyelerinin bile açık bir şekilde bu işe karşı çıkmasına rağmen Zonguldak Belediyesinin CHPli Başkanı Muharrem Akdemir bu işi yaptı.
O yolda insanlar öldü.
Yaralandılar.
Kimin umurunda.
Varsa, yoksa para.
O yola ya üst geçit yapılmalı, ya da alt geçit.
Zonguldak Belediyesi ne yaptı?
Karşılıklı otobüs durağı
İki de cep.
Cep
Cep
Cep
Anlamayacak ne var!
Cep işte
Gürkan Gülaya kızmamak lazım... O; işyerini, geçimini, kendi geleceğini düşünüyor.
Ya Hamdi Ayana ne oluyor?
Hamdi Ayanın görevi, Zonguldak halkının çıkarlarını korumak mı, yoksa Merkez İlçe Başkanının çıkarlarını korumak mı?
Kıssadan Hisse: Beyaz at ve hükümdar
Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış. Hükümdar, bu atını çok severmiş. Bir gün bütün maiyetinin hazır bulunduğu bir sırada, Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir demiş.
Günün birinde, her şeyin eceli gibi beyaz atın da eceli gelir. Ve beyaz at ölür. Hükümdarın adamlarında bir telaştır kopar. Kimse cesaret edemez ki, beyaz atın ölümünü hükümdara haber versinler. Seyis başı, düşünür taşınır, olacak gibi değil. Ben gidip hükümdara haber vereceğim. Öyle olsa da, böyle olsa da bizim kafa gidecek, der. Ve Seyis başı, hükümdarın huzuruna çıkar, Hükümdarım, sizin beyaz at var ya! der.
Evet der, Hükümdar. Seyisbaşı, O, yatmış, ayaklarını dikmiş, gözlerini yummuş, karnı şişmiş, hiç nefes almıyor der.
Hükümdar, Seyisbaşı, seyisbaşı! Desene, bizim beyaz at öldü!.. diye gürlemiş.
Seyisbaşı, Aman hükümdarım! Ben demedim, siz dediniz hükümdarım, siz dediniz der ve kafayı kurtarır.
Söyleme şeklimiz birçok şeyi değiştirir. (Alıntıdır)
Günün Fıkrası: Daha çok istiyor!
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı:
Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
Hayır, düşmedim. Arkadaşım Orhan´la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı:
Sakın ha! Dövüşmek iyi bir şey değil. Ben sana yarın pasta-çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?
Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:
Yine ne oldu?
Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
Günün Sözü:
Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. Böyle insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler. Onlar gitmezler; ancak suyun akışına kapılarak akarlar.
Seneca