Geçtiğimiz haftayı,
MHP eleştirileri ile kapatmıştık.
Eleştirilerin ana konusu neydi?
MHP’nin Zonguldak siyasetinde ettiği sessizlik yemini…
Yoklar yani!
Kar yağdı.
Kente çığ düştü.
Bir MHP İl Binasına kar yağmadı sanırım.
Cuma günü akşamı ise,
MHP İl ve Merkez İlçe Başkanlarının,
Şehit annesinin cenazesine katılmadığını,
Ama,
Umre’den dönen Mehmet ali Güldaş’a,
Koştura koştura ziyarete gittiklerini anlattık.
Bunu da eleştirdik.
Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak mesaj attı.
O gün,
Akrabası veya komşusunun kaza yaptığını,
Bu sebeple katılamadığını belgeleri ile anlattı.
Bir nebze mazeret olabilir.
Ama İl Başkanı Çağatay İpekçi,
Hiçbir şey demedi.
Çağatay ağabey bana kızıyor ama,
Ben eleştirilerimde haklıyım.
Bu kızgınlıkla,
MHP İl Başkanlığından bir açıklama yapıldı.
Özetle,
Yazılarımı magazin olarak değerlendirip,
Benim il başkanlığına istikamet çizmeye çalıştığımı,
MHP’yi dizayn etmeye çalıştığımız falan söylemeye çalışmışlar.
Cevap vermeyeceğiz metninde,
Panikle cevap vermişler zaten.
İyi niyetli eleştirilerimizi anlamayacak kadar,
Stratejik idraktan yoksun olmaları,
Zaten bu basın açıklamasını yaptırttı onlara.
Sayın Çağatay İpekçi,
Üstü kapalı şekilde bana bir şeyler demiş ya!
Telefon ile anlatmasını tercih ederdim.
Olsun!
Ama Sayın Başkan oturduğunuz koltuk MHP İl Başkanlığı olduğu için eleştirdim.
İpekçi Çay Ocağı’nda oturaydınız,
Zaten eleştirmezdim…
* * * * * * * * *
İzahı olmayan şeyin,
Mizahı olur değil mi?
Ben,
MHP’lilerin,
Şehit Annesinin cenazesi gitmeyip,
Umre’den dönen Mehmet Ali Güldaş’a koştura koştura gitmelerini sebeplerini,
Çok düşündüm.
Bir siyasetçi neden bunu tercih eder diye!
He bu arada,
Güldaş’a ziyarete gidenler arasında,
Ülkü Ocakları İl Başkanı da var.
Atlamayalım onu.
Neyse!
Güldaş ziyaretinin iki faktörü olabilir.
Biri dini.
Diğeri siyasi!
Balık burcu olduğum için,
Hayal dünyamda,
Dini faktörü şöyle kurdum.
Mehmet Ali Güldaş,
Mekke’ye gidince,
Kendisini gören müşrikler,
Hz. Mehmet Ali’yi kovalamaya başlar.
Sefa, Merve tepeleri,
Pardon!
Mehmet ve ali tepeleri arasında,
Yedi kere gidip gelmeli kaçış sonrasında,
Hz. Mehmet Ali dağa tırmanır.
Müşrikler peşinde tabi.
O kaçış esnasında,
Müteahhit olan Mehmet Ali Güldaş,
Dağın imarı için ihaleye girmeyi bile düşünür.
Mübarek topraklarda,
Yüzde 40 kırım ile ihale alınmaz Hz. Mehmet Ali!
Neyse!
Mehmet Ali önce,
Müşrikler arkada.
Sürekli Mehmet Ali Güldaş yazmak zor oluyor.
Kısaltalım ‘M.A.G’ olarak kodlayalım.
Efendim!
Müşriklerden kaçamayan Hz.MAG,
Mağaraya girip saklanır.
Mağaranın kapısında,
İki güvercin yuva yapar.
Ve bir örümcek,
İpekten bir ağ örer.
Tabi mağaraya gelen müşrikler,
Bu manzarayı görünce,
‘Hz.MAG buraya girse beton örerdi. Zaten girse bu ipekten ağ bozulur, güvercinler kaçardı’ der.
Ve mağaraya girmeyerek,
Yollarına devam ederler.
Bu mucizeden etkilene Hz. MAG,
Sarma sigarasını yakar ve derin bir nefes alır.
Mağara içinde içinde iki diş çeken telefonu ile,
Çağatay İpekçi’yi arar.
Yaşananları anlatır.
MAG bir detay vereceğini belirterek, “Başkanım mucize eseri hayattayım. Mağaranın ağzına bir örümcek ‘İPEKTEN’ ağ ördü. Bu mucize sizin il başkanı olacağınıza işaret’ der ve Zonguldak’a döneceğini anlatır.
Haliyle,
Umre’den dönünce,
MHP İl ve İlçe Başkanının,
MAG’ın evine başlayan olimpiyat koşu,
Bu sebepten olur.
Bu ziyaretin dini sebebi olabilir.
Bir de siyasi sebebi var bence.
Başbuğ Alparslan Türkeş,
Bir gece rüyasında,
MAG’ı görür.
MAG’ın yüzüne dokuş güneş ışığı yansır.
Bilenler bilir.
Türkeş’in dokuz ışık doktirini vardır.
Rahmetli Türkeş,
Kan ter içinde uyanır.
MAg ve dokuz ışık işinin gizemini çözmeye çalışır.
Gel zaman git zaman,
MAG,
MHP Zonguldak’ta bir ülkü devine dönüşür.
Yüzde 40 ihale almaktan dolayı alışık olduğu için,
Dokuz ışığın sadece üç tanesini alır.
Akrostiş gibi.
Milliyetçilik, Ahlakçılık, Gelişmecilik ve Halkçılık.
Bu üç ışık doktrinin baş harfleri de kısaltınca MAG oluyor.
Öyle büyük bir Ülkücü Abide kendisi.
Bence,
Bu ziyaretin siyasi sebebi de,
Bu üstte ki olabilir.
Neyse yazı uzadı!
Allah ömrüne bereket versin MAG!
Hak emri vuku bulunca,
Artık ışıklar içinde uyursun.
CHP’li Olcay Can’ın elektrik şirketi var.
Mezarına ledleri o döşer artık.
Aydınlıklar içinde uyursun!