Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait Memurlar Derneği Lokali’nin kaçak eklentileriyle ilgili kamuoyunda bir sessizlik var. İşin boğuntuya getirildiği, halkın uyutulduğu yönünde iddialar var.

Zonguldak Belediyesi, imara aykırı yapılar nedeniyle Memurlar Derneği Lokali işletmecisi Sami Aydın’a 60 bin lira ceza ve binanın yıkımı yönünde karar vermişti.

3 katlı kaçak bina hala yıkılmadı.

Peki, 60 bin lira ödendi mi?

Zonguldak Belediyesi bu işi takip ediyor mu?

“Yapanın yanına kar mı kalacak?” diye soruyor vatandaş.

Sahi, yapanın yanına kar mı kalacak?

Zonguldak Valiliği, Milli Emlak Müdürlüğü ve Zonguldak Belediyesi’nin duyarlı olmasını bekliyoruz.

Kıssadan Hisse: Gül yaprağı…

Uzakdoğu’da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerideki Budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.

Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist, bir süre kayboldu. Sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, “Yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz” demekti.

Yabancı, tapınağın bahçesine döndü. Aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı, suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı, içerideki Budist rahip saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Günün Fıkrası: Vergi…

Ülkenin birinde Vezirler, Padişahın huzuruna çıkmışlar, “Padişahım, hazinede para kalmadı, yeni vergilere ihtiyacımız var” demişler. Padişah, kavuğunun altında kafasını şöyle bir kaşımış, “Eeeee! Ne koyalım?” demiş.

Vezirler: “Köprülere adamlar koyalım, geçenlerden bir akçe alsınlar!”

Padişah, “Tamam” demiş.

Aradan bir süre geçtikten sonra Vezirlerine sormuş Padişah:

“Nasıl, halk hayatından memnun mu? Herhangi bir şikayet var mı?”

Vezirler: “Hayır, hiç tepki yok sultanım!”

Padişah: “İyi o zaman köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!”

Bir süre sonra, Padişah tekrar sormuş Vezirlerine:

“Var mı halinden şikayet eden?”

“Yok Padişahım” denince, halkın tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş:

“Bir adam da köprünün ortasına koyun, gelip geçen herkesi ……” demiş.

Arada birkaç gün geçmiş, halktan tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini, “Halkı dinleyelim hele bir” demiş.

Gitmişler bir köye, Padişah sormuş:

“Halinizden memnun musunuz, var mı bir şikayetiniz?”

Ses yok.

Padişah tekrar, “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş komam! Var mı şikayeti olan hemen söylesin?” diye gürleyince, arkalardan cılız bir ses duyulmuş:

“Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!..”

Hemen dönmüş o yana Padişah, büyük bir umutla, “Eeee ne olmuş o köprünün ortasındaki adama?” diye sormuş.

“Padişahım, akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, mümkünse bir adam daha koysanız oraya…”

Günün Sözü:

Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür.

Aristo