Gazetemizde bütün görüşler yer buluyor.
Yeter ki bu görüşler vatanın bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşürüp kişilere, kurumlara, kuruluşlara hakaret edici nitelikte olmasın.
Bu yayıncılık anlayışımıza uygun bir şekilde sayfalarımızda herkes kendisini ifade etme imkanı bulabiliyor.
Bütün partilere, derneklere, odalara, kişilere, kurumlara, kuruluşlara aynı mesafedeyiz.
Bize bir adım gelene biz iki adım gidiyoruz.
Ama bu şekilde ne İsa&[#]8217;ya yaranabiliyorsunuz ne de Musa&[#]8217;ya.
Sizden taraf olmanızı bekliyorlar.
Kimin tarafı?
Herkes kendisinin tarafının tutulmasını istiyor.
Biz öyle herkesin istediği gibi gazetecilik yapmıyoruz, yapamıyoruz.
Bizde tarafız ama gazetecilik ilkelerinden yana tarafız.
Gazetecilik ilkeleri, meslek ahlakı; gazeteye gelen bir açıklamaya yer ver, diğerine yer verme, onu çöpe at demiyor.
Bilakis böyle yapma diyor.
Yani taraf tutma diyor.
Bunun en güzel örneklerinden birini Çarşamba günkü sayımızda verdik.
Hema&[#]8217;nın önemli isimlerinden biri olan Hattat Holding Yeni Projeler Direktörü Tolga Tonguç gazetemizin bir sayfasında kömür üretimini nasıl yapacaklarını, termik santrali nasıl kuracaklarını, ekonomiye, istihdama ne kadar katkı yapacaklarını anlatırken, çevreciler de kendi görüşlerini açıklıyor, itirazlarını yapıyor ve bunların nasıl olamayacağını ifade ediyordu.
Aynı gazetemizde iki işsiz gencin açıklamalarına dayanılarak yapılan &[#]8220;Hema&[#]8217;dan iş bekliyorlar&[#]8221; başlıklı haberle şirket lehine iki haber yer alırken, çevreciler de Erdoğan Atmış ve Mustafa Artar imzalı iki karşı görüşle eşitliği sağlıyor, yayınımızda denge oluşturuyordu.
Bu açıklamalar bütün gazetelere aynı anda gittiği halde diğer gazetelerin hepsi Hema&[#]8217;dan gelen açıklamaya yer verirken, Öğretim Üyesi Atmış ve Artar&[#]8217;dan gelenler nedense kullanılmamış, yani gazetecilik deyimiyle çöpe atılmıştı.
Bu vesileyle farkımız bir kez daha görülmüş oldu.
Aynı sayıda iki farklı açıklamaya, görüşe, fikre, düşünceye, tespite, değerlendirmeye yer vererek kamuoyuna sunmuş ve insanları aynı anda bilgilendirmiş olduk.
İnsanlar bunları süzgeçten geçirip bir kanaate varacaklar.
Neyin doğru olup neyin yanlış olduğunu anlayacaklar, kimin yalan söylediğini kimin doğru konuştuğunu da anlayacaklar ve ona göre bir karar verecekler.
Sonuçta ne çevreciler ne Hema ne bürokratlar ne siyasetçiler ne de gazetecilerin dediği olacak.
Termik santrale halk karar verecek.
Halk iki tarafı yaklaşık 5 yıldır dinliyor, halen daha dinlemeye devam ediyor.
Dinliyor çünkü henüz bütün konuşmalar yapılmadı.
Halen daha söylenecek çok söz var.
Bırakalım herkes bütün söyleyeceğini söylesin.
Bırakalım halk biraz daha dinlesin.
Kimseye sen sus, konuşma, açıklama yapma diyemezsiniz.
Gazetecilere de onu yazma, bunu yaz, bunun açıklamasını koyma, benimkini koy diyemezsiniz.
Memlekette demokrasi var.
Bırakalım herkes istediğini söylesin, yazsın, yayınlasın.
Park yasağı meselesi
Şehrin gelişmesini istemeyen 10 tane statükocu yüzünden vakti zamanında dışarıya açılamayan Bartın şehir içine sıkışıp kaldığı için trafik sorunu yaşıyor.
Kent merkezi bu yüzden sık sık tıkanıyor.
Bu tıkanıklığa park yasağı ihlalleriyle katkıda bulunan sürücü çok.
Trafikteki en büyük sıkıntılardan biri de bu.
Park yasaklarına genelde uyulmuyor.
Bu yüzden kentin zaten dar olan sokaklarında araç geçişi güçlükle yapılabiliyor.
Sürücüler otoparklara para vermesi var diye kaldırım kenarlarında boş buldukları yerleri gelişigüzel dolduruveriyor.
Park yasağı olan yerlerde park yasağı tabelasıyla çok araç görüntüledik.
Biz haber yapmaktan bıkmadık, sürücüler park yasaklarını ihlal etmekten bıkmadı.
Basitmiş gibi görünen bu sorunun aslında hayati önemi bulunuyor.
Usulsüz parklar, olay yerine hızla ulaşması gereken ambulans ve itfaiye gibi araçların geçişlerine de engel oluyor.
Bu araçların hızlarının düşmesi olay yerine geç gitmelerine neden oluyor.
Bu da telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açıyor.
Öyle parklar var ki araçlar dar sokakta çift sıra dizilerek yolu daha da daraltıyorlar.
Bana göre bu sorun denetimle, cezayla, yani caydırıcı önlemlerle çözülebilecek bir sorun.
Nitekim Kore Gazisinin cenaze töreninin olduğu gün (pazartesi) Halatçıyaması güzergahında bir trafik aracı rink halinde anons yaparak sürücüleri uyardı ve araçların kaldırılmasını sağladı.
Halatçıyaması, diğer adıyla ahret yoludur.
Bu mevkide oturduğum için polisin cenaze töreni nedeniyle yaptığı müdahaleye bizzat şahit oldum.
Anlayacağınız öteki dünyanın yolu bizim evin önünden geçiyor.
Mülayim Sert&[#]8217;le aynı mahallede oturuyoruz.
Onun numarası 31, bizimki 36.
Yapılan müdahale ile kaldırım kenarları kısa sürede temizlendi.
Bir tarafında park yasağı olan sokak trafik kurallarına uygun hale geldi.
İtfaiye ve cankurtaranların rahat bir şekilde geçebileceği bir yol oldu.
Trafiğin düzene girmesi için her gün bir gazi kaybetmemiz gerekmiyor.
Allah gazilerimize uzun ömürler versin.
Mahalle ve sokak aralarında denetim yapılsın.
Kurallara uymayanlara ceza kesilsin.
Park yasağı olan yerlere park edilmesin.
Arabası olan gitsin oto parka park etsin.
Yalı güzelleşiyor
Irmağımızın Avrupa&[#]8217;daki ırmaklar gibi olmasını hayal eder dururuz.
Her gelen Belediye Başkanı bunun için bir şeyler yapmak ister.
Bazıları ömrü vefa etmez, yapamaz.
Bazıları yapar, sel götürür.
Irmakla ilgili projelerin ne yazık ki böyle bir riski var.
Sel önlemleri tamamen alınmadan, Kirazlı barajı bitmeden, Kozcağız barajı yapılmadan, Tefer projeleri tamamlanmadan, ırmak ıslah edilmeden ırmak kenarlarına bir şey yapmaya gelmiyor.
Sel projelerinin tamamının hayata geçirilmesi (iki barajın bitmesi de dahil) iyimser bir tahminle 20 yılı bulacağı için sel alıp götürecek diye hiçbir şey yapmamak da olmaz.
Az parayla yapılacak düzenlemelerle güzel işler çıkarılabilir.
Belediye Başkanımız Cemal Akın da bu düşünceyle çalışmalar yapıyor.
Yalı&[#]8217;nın bu çalışmalarla güzelleştiğini görüyoruz.
İnşallah sel önlemlerinin alındığı ve kalıcı projeler uygulandığı günleri de görürüz.