Bu yüzden haftanın beş gününü eleştirilere, yer yer umutsuzluk ve karamsarlıklara ayırdığımız bu sütunlarda güzel şeylere de yer vermek gerektiğini düşünenlerdenim.
Ne de olsa bu kirli, paslı, çamurlu, yorgun, ümitsiz, her gün yeni bir ayrılık acısıyla yıkılan kentte tebessüm ettiren, umutlandıran olaylar da yaşanıyor.
Duygusal şiddetin ve zihinsel travmanın günden güne artarak büyüdüğü bu kent, hepimizin kolları arasında yığılıp kalan bir sevgili gibiyken, onu kaldıracak güce ihtiyaç var.
İşini bitirenlerin dönüp gittiği bir kent olmaktan kurtulamamış Zonguldak&[#]8217;a ihanet edenleri elbet yazılacak çok günahı var.
Onlar ayrı!
[*][*][*]
Bu kente uzaklardan gelen dostlarımıza bu kenti anlatmaya çalışırken büyük üzüntüye boğduğumuzun farkındayız.
&[#]8220;Hiç mi iyi şeyler olmuyor&[#]8221; sorunusun yanıtı her ne kadar; &[#]8220;Elbette şunlar bunlar oluyor&[#]8221; olsa da onların bu büyük ihanetlerin yanında fazla bir hükmü olmuyor.
Pek çok alanda deneme tahtasına çevrilmiş bir kentin bir masa etrafında toplanıp konuşmayı beceremeyen tüm yöneticilerine şunu söylemek gerekir;
&[#]8220;Eserinizle gurur duyun&[#]8221;
[*][*][*]
Zonguldak&[#]8217;a ilk defa gelen bir dostumuz bu kentin geçmişini anlatan binaları nerede görebileceğimizi sorduğunda yüzümüz kızardı.
Biraz utanarak biraz sıkılarak yanıtlamaya çalıştık.
Bu konularda sürekli yazan biri olarak susma hakkımı kullandım.
Gözümün önüne bugün kent müzesi olabilecek güzellikteki eski Zonguldak Valiliği ve TTK İşçi Müdürlüğü Binası geldi.
Yıkanlara ve yıkılmasına vesile olanlara rahmet okudum!
[*][*][*]
Hemen hemen her alanda geçmişteki tüm yanlışları eleştirenlerin bugün aynı yanlışlara sessiz kalmasını kim nasıl izah edebilir?
Geçmişteki hatalardan şikayetçiysek neden aynılarını yapıyoruz.
Bugün yapılan ihanetlerden razıysak neden geçmişte yapılanları yerden yere vuruyoruz.
Her alanda geriye gidişimizi özetleyen bir fotoğraf çekmek zorunda kalsak nasıl bir şey çekeriz acaba?
Garip çelişkiler ve komplo teorileri içinde yaşayarak; herkesin gemisini kurtaran kaptan olma başarısıyla pohpohlanmayı beklerken aynı tencerenin balıkları ne yapar?
Sahi biz hangi balığız ki hafızamızı yemeye devam ediyoruz!
[*][*][*]
Bizim evdeki akvaryumda Şakir var.
Küçük bir çocuk gibi bizi görünce yerinde duramıyor.
Bazen o kadar coşuyor ki camdan fırlayıp kollarımıza atılmak istercesine coşuyor.
Kendisi minnacık ancak hafızası insanınki kadar büyük!
İletişim çağında dünyadan, olaylardan, gelişmelerden bihaber yaşamak hepimiz için gerçekten acı veriyor.
Bu kentte neler yapılamazdı oysa.
Yaşanabilir bir kent yaratma hayali olmayanların kısır döngülerine, ihtiraslarına, ihanetlerine kendi ellerimizle teslim ettiğimiz kentin durumu ortada.
Ve inatla sorgulamaya kendimizden değil tepeden başlama alışkanlığından kurtulamayan bizler bu kente ne katkısı sağlayabiliriz.
Hemen hemen her alanda travmanın arttığı bu kentte konulardan hangi birinden bahsedelim.
Yetmez bu sütunlar.
Vallahi yetmez billahi yetmez.
[*][*][*]
&[#]8220;Kentin sakini değil sahibi ol&[#]8221; çağrılarının kulak arkası edildiği bir kentte ne bekleyebilirsiniz?
Veya kente sahip çıktığını söyleyenleri sadece şahsi çıkarlarımız kadar seven, destekleyen bir bakış açısı olduğu sürece neyi değiştirebiliriz.
Ne zaman kendimiz gibi düşünmeyen insanları da taktir edebilmekten korkmayacağız?
Ne zaman hiçbir şahsi çıkarımız olmadığı halde insanları takdir etmesini başaracağız?
Dünü bu kadar çabuk unutarak, dün olanları, yapılan yanlışları bu kadar çok yerden yere vurmaya hevesli davrandığımız halde, bugün aynı şeylerin doğruluğunu savunmak neyin nesi?
[*][*][*]
Hepimiz biraz günahkarız.
Arada af dilemeye yüzü olmaması gerekenler de var.
Çok şükür ki tüm öfkemizi, nefretimizi, umutlarımızı, hayal kırıklıklarımızı buradan paylaşabilecek kadar büyük imkanlara sahibiz.
Bütün olup bitenleri bir şekilde kamuoyu ile paylaşabildiğimiz için gerçekten çok şanslıyız.
Kişilerin yüzüne söyleyebildiğimiz için çok şanslıyız.
Ancak iş bununla da bitmiyor.
[*][*][*]
&[#]8220;Gazeteci muhalif olmalı&[#]8221; demek yeterli olmaz.
Gazeteci kendisine de muhalif olabilmeli.
Bizler bu kadar eleştiri yaparken yaptığımız hatalar ve kasıtlı hareketler için özür dileyecek kadar cesaretli olmalıyız.
Yani bu kenti birlikte bu hale getirdik.
Meydanında; eleştirilen tüm siyasiler, Valiler, Belediye Başkanları, bürokratlar kadar hataları yanlışları oldu.
Yeni değil bu eskiden beri böyleydi.
Ama bugün böyle olmak zorunda değil.
Değişim hiçbir yerden başlamıyorsa medyadan başlayabilir mi?
Ama önce samimi olmak lazım.