Siyasetin en güzel yanı hizmet için araç olmasıdır.
Zaten siyasete atılanların çoğunun amacı hizmet etmektir.
Bazıları bu hizmeti kendine hizmet olarak algılasa ve hep kendine çalışsa da dediğim gibi çoğunluk topluma, vatana, millete hizmetin derdinde olup şahsi çıkarını değil kamu yararını düşünür.
Siyasette sadece milletvekili olarak hizmet edilmez.
Parti başkanı ve yöneticisi olarak da bu görevi yerine getirilebilirsiniz.
Tabi asıl hedef vekilliktir.
Bu makama ulaştığınızda daha çok hizmet edebilirsiniz.
Ya da toplumu değil de kendini düşünen bazıları gibi daha çok kabınızı doldurabilirsiniz.
Milletvekilliği siyasete atılan herkesin gönlünde yatan aslandır.
Bakanlık sonraki safhadır ki onu da oldunuz mu değmeyin keyfinize.
Seçimlerde kimileri kazanır milletvekili olur, bu şekilde hizmet şansı bulur.
Kimileri ise kazanamaz ve milletvekili olarak hizmet etme şansı bulamaz.
Siyasetle gazetecilik birbirine çok benzer.
Her ikisinde de bir kere bulaştınız mı bir daha kopamazsınız.
Gazetecilikten de siyasetten de ayrılmak kolay olmaz.
O nedenle seçim kaybedenler de genellikle siyasete devam ederler.
Ben onlara mazbatasız vekiller diyorum.
Aday olmuşlar ama seçilememişler.
Olsun asıl amaç hizmet etmekse eğer öyle de yaparsınız böyle de yaparsınız.
Mazbatasız vekillerin de yapabilecekleri işler, hizmetler vardır.
Mevcut vekillerin çalışmalarını takip ederek, halkla iç içe olup onların sorunlarını, istek ve taleplerini dinleyerek, bunları dile getirip çözüme vesile olmak da hizmet etmektir.
Mevcut vekilleri yanlış yaptıklarında eleştirmek, doğru yaptıklarında alkışlamak, unutulan şeyleri gündeme getirmek, seçim döneminde verilen sözleri hatırlatmak da bir hizmettir.
Mazbatalı vekillerin yetişemediği yerlerde devreye girip kendi çapınızda bir şeyler yaparak da hizmet edebilirsiniz.
Tabi bunun için öncelikle istekli olmak gerekir.
Böyle isimler, bu işi istekli yapanlar var.
Örnek verecek olursak, HAS Parti Milletvekili adayları Harun Gündoğan ve Kenan Parlatır.
Saadet Partisi Milletvekili adayları Mücahit Mekeç ve Ömer Keleş.
MHP Milletvekili adayları Sezai Bilgin ve Avni Kabasakal.
Bir çırpıda aklıma gelen isimler bunlar.
Elbette bu görevi yapabilecek başka isimler de var.
Hatta birinci sıraları seçim kazanan AK Parti ve CHP&[#]8217;nin ikinci sırada yer alıp da seçilme şansı bulamayan adayları da mazbatasız vekil gibi çalışmalıdır.
Ama bu durumda olup da bürokrasideki görevine geri dönenler için partizanlık yapmamak şartıyla.
Partizanlık yaptınız mı iş değişir.
O zaman en ağır eleştirileri alırsınız.
12 Haziran&[#]8217;da seçilemeyenler seçim kaybettim, millet bana oy vermedi diye bir kenara çekilip bir sonraki seçime kadar olup bitene seyirci kalmamalıdırlar.
Seçimden seçime milletin kapısını çalarsanız olmaz.
&[#]8220;Siyasette halka küsülmez&[#]8221; diye bir laf vardır.
Seçmen bu seçimde tercihini yapmış, kendisini mecliste temsil edecek isimleri belirlemiştir.
Seçmenin tercihine saygılı olmak ve sonucu kabullenmek gerekir
Böyle yapanlar var.
Gördüğüm kadarıyla toplumsal sorunlara duyarlı ve bunları takip konusunda istekli kişiler var.
Bu isimler seçim şokunu çabuk atlattı.
Sonucu kabullenmekte fazla zorlanmadı.
Seçimde cansiperane çalışan ve seçimden sonra teşekkür mesajı yayınlayan MHP ikinci sıra adayı Avni Kabasakal, Has Parti adayları Harun Gündoğan ve Kenan Parlatır, Saadet Partisi adayları Mücahit Mekeç ve Ömer Keleş sandıktan çıkan sonucu sindirip hazmedebilenler arasında.
Bu isimler seçim sonrası dönem için istekli bir görüntü veriyor ve mazbatasız vekil gibi çalışacaklar izlenimi uyandırıyor.
Bu isimlerin arasında MHP&[#]8217;de birinci sıra adayı olan Sezai Bilgin&[#]8217;de olmalı.
Bilgin&[#]8217;in seçimden sonra sesi sedası çıkmadı.
Tabi kolay değil.
Çok para harcadı.
Maddi manevi yıprandı.
Daha yeni yeni kendilerine geliyor.
Bakın seçimden sonra ağzını bıçak açmayan Sezai Bilgin cuma günü sessizliğini bozarak ilk açıklamasını yaptı.
Bu açıklama Bilgin&[#]8217;in yeniden siyaset sahnesine dönüşünün habercisi olmalı.
Alın size bir mazbatasız vekil daha.
Ben vekilleri ikiye ayırıyorum
Mazbatalı vekiller, mazbatasız vekiller.
Mesela Osman Turna.
O da bana göre mazbatasız vekildir.
2002&[#]8217;de Anavatan Partisinin birinci sırasından aday oldu.
Son genel seçimde de AK Partiden aday adayı idi.
Osman Turna kaybetse de siyasetin hep içinde oldu.
Siyaseti seviyor, Bartın&[#]8217;ın sorunlarını yakından takip ediyor, her zaman her yer yerde bulunmaya gayret ediyor.
Mazbatasız vekil gibi çalışıyor.
Ortaya karışık yazılar (IX)
Biliyorsunuz doğalgaz konusunda çalışmalar var.
Bir dostumuz sohbet sırasında &[#]8220;Bartınlılar şirket kurup doğalgaz şehir içi dağıtım ihalesine girmeliler&[#]8221; dedi.
Ben de tam buldun (!) dedim.
Çimento Fabrikası&[#]8217;nı zamanında bir araya gelip alamayan, büyük umutlarla kurulan Yaprak A.Ş.&[#]8217;yi işletemeyen, futbol takımını tam 12 sezondur profesyonel lige çıkaramayan Bartın bu işi nasıl yapacak?
Dostumuza göre Ticaret ve Sanayi Odası bu işe öncülük etmeli.
Biz pek ihtimal vermiyoruz ama elçiye zeval olmazmış diyerek konuyu gündeme getirip Ticaret ve Sanayi Odası&[#]8217;nın ve Bartınlı müteşebbislerin dikkatine sunuyoruz.
Bu konudan geçiyoruz diğerine.
Biliyorsunuz belediyemiz kentimize bir üst geçit kazandırdı.
Bartın&[#]8217;ın ilk üst geçidi Cuma günü düzenlenen törenle açıldı.
Hayırlı uğurlu olsun.
Umarız trafik açısından riskli olan ve ihtiyaç duyulan başka yerlere de üst geçit ya da alt geçit yapılır.
Üst geçit açılışı ile ilgili haberlerde bazıları Vali Yardımcımız Erdoğan Özdemir&[#]8217;in soyadını yanlış yazmışlar.
Özdemir yerine Öztürk demişler.
Bu hatayı yapanlardan biri bir haber ajansı, diğeri önemli bir kuruluşun internetteki sitesi.
Bu site geçtiğimiz gün TSO yönetim kurulu üyesi Celil Çil&[#]8217;i de Ender Çil yaptı.
Belediye Meclisi Üyesi Ender Çil, TSO Yönetim Kurulu Üyesi olmuş.
Bu hatalar hoş değil.
Özellikle basına hiç yakışmıyor.
Kimin ne olduğunu öğrenmek, bilmek lazım.
Gelelim diğer konumuza:
Bir önceki yazımda nelerini gördüm demiştim ya öyle çok örnek var ki saymakla bitmiyor.
Ağabeyi için devleti zarara uğratıyorlar, usulsüzlük yapıyorlar diye bas bas bağıranlar, defalarca yazı yazanlar, gazetecilik mesleğini kişisel işlerine ve şahsi çıkarlarına alet edenler, yazı yazmakla yetinmeyip devlete dilekçe üzerine dilekçe verenler, yetkilileri harekete geçirip işlem yapılmasını sağlayanlar ve bunun sonucunda adamın ocağına incir ağacı dikilmesine vesile olanlar mı dersiniz.
Böyle olup da utanmadan milletin içine çıkıp hiçbir şey olmamış gibi davrananlar mı dersiniz.
Evet, böyleleri de vardı.
Ve biz bunları da gördük.
Ne yazık ki gördük.