Ereğli TSO Başkanı iken yapılan operasyonda organize suç örgütü lideri suçlamasıyla 33 aydır tutuklu yargılanan Ahmet Likoğlu serbest kaldı.
Likoğlu Ereğli&[#]8217;ye gelişinde yapılan karşılamada bakın neler söylemiş:
&[#]8220;Bazı dostlarımın çok iyi bildiğini bildiğim, benden dolayı başlarını öne eğdirecek bir hadisenin, olayın, kötü işin içinde olmadım, olmayacağım da.
Sizlerin yüzünüzü kızartacak, benim yüzünüze bakamayacak en küçük, zerre miktarda bir olayın ve hadisenin içerisinde yokum.
Size karşı mahcup olacağım, hadisenin olayın vukuatın içinde değilim.
Beni siyasiler mağdur etti.
Mevcut siyasiler Devletin gücünü kullanarak 3 yılımı çaldı. Benim üzerimde devletin gücünü denediler.
Hakkımı helal etmiyorum.
Öteki dünyada hakkımı alacağım.
Devlet bir elime iğne, diğer elime deveyi verdi.
Ben, iğnenin deliğinden deveyi geçirerek huzurunuza geliyorum.
Suçu, günahı, olmayan bir insanım.
Hissi konuşmuyorum.
Zaman içerisinde bunu kamuoyu ile paylaşacağım.&[#]8221;
Bugün Likoğlu gibi aylarca, yıllarca tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılanların ülkesindeyiz.
Bir kez daha anlaşılıyor ki devlet hep 18 yaşında.
Ancak adaleti sağlamakla yükümlü adaletin çaldığı, gasp ettiği yıllara ne diyeceğiz?
Bu işleri kimse başına gelmeden anlayamaz.
Türkiye&[#]8217;de hukuk içinde, demokratik sistem içinde normal karşılanan her şey bir bakıvermişsiniz suç olmuş.
Siz daha olayı anlayamadan paket olmuşsunuz.
Ne söylerseniz söyleyin.
Deliller toplanıp, iddianame hazırlanıncaya kadar bakmışsınız aylar, yıllar geçmiş.
Likoğlu gibi bugün binlerce insan var.
Yargı&[#]8217;da yaşanan savaş, kamplaşma, ötekileştirme hızla devam ederken güvende azalıyor.
Suçlu veya değil, suçlu iddiasıyla gözaltına alınanların bir kısmı politik anlamda yaşanan hesaplaşmanın altında mağdur ediliyor.
Bu ülkede o kadar lanet bir durum var ki tanık olurken yürekler sızlıyor.
Yargı Bağımsızlığını, eşit yargılanma hakkının güvence altına alınmasını savunan bütün politik kanatların fanatik temsilcileri ile o temsilcilerin söylediklerine itimat eden kitleler söz konusu rakipleri olduğunda o mağduriyetlerden haz alma yoluna gidiyor.
Siyasetçiler, Türkiye&[#]8217;de iktidar olabilmek ve iktidar olarak kalabilmenin yolunun, sadece kendi dünya görüşüne sahip insanlara kritik yerlerde görev vermekten geçtiğine inanıyorsa Anayasa&[#]8217;yı değil, Babayasa&[#]8217;yı değiştirseniz sonuç değişmez.
Bu sadece bu dönemin değil her dönemin gerçeği.
Örneğin bugün Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal&[#]8217;ın peşin cezalandırmaya dönüşen tutukluluğundan hınçla zevk alanların, ağızları kulaklarına varanların, tutuklanan kişi Zahit Akman olduğunda yargıya veryansın ederek üç savcıya görevden el çektirmelerini nasıl izah edebiliriz.
&[#]8220;Şeriatın kestiği parmak acımaz&[#]8221; duygusu giderek kaybedilmiş adalet düzenin hakim olduğu bir ülkedeyiz.
O şeriat öyle şeyler kesiyor ki!
Parmağın acımaması mümkün değil!
&[#]8220;Takdir hakkı&[#]8221; kavramının kanunların üzerine çıktığı bu ülkede herkes yargılanmaktan korkmada haklı.
Adalet kavramının temelinde insan olabilme duygusu yatmadığı ve vicdanın üstünlüğü korunmadığı sürece daha çok canlar yanar.
Bırakın yargının yasalarını yargı mensupları yapsın.
Unutmayın!
Günlük yaşamda çok normal karşılanan, birçoğumuzun tanık olduğu, dokunduğu, bildiği, sıradan karşıladığı konuşmalardan, olaylardan ötürü organize suç örgütü kurucusu veya mensubu olarak kendinizi içeride bulabilirsiniz.
Yeter ki bir şey bulunmak istensin.
O kadar kolay ki.
Bir kaç sene içeride çürüdükten sonra sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığınızda özgürlüğün tadıyla herkesi affedebilirsiniz.
Türkiye gerçekten değişiyor.
Galiba daha fazla değişmeye ihtiyacı var.
Böyle giderse siyasetçilerin gölgesinde şekillenen yargıda hesaplaşma hiç bitmez.
Yargıdaki hesaplaşma bitmeyince güven daha da azalır.
Konu Ahmet Likoğlu, Mehmet Haberal veya Zahit Akman olayı değil.
Herkes onların yerinde olabilir.
Politize, tek yanlı veya hissi söylemler yanıltıcı olabilir.
Ahmet Likoğlu suçlu veya değil.
Onu dava sonucu göreceğiz.
Şimdilik geçmiş olsun.
Bir tarafta bunlar olurken diğer yandan çıkar amaçlı organize işlere bulaşan nicelerinin ellerini kollarını sallaya sallaya gezdiğini düşünen toplum güven bunalımından kurtulmak istiyor.