Demir Madencilik A.Ş. ve sahasındaki kaçak ocaklara yapılan operasyonun sonrasında yargı süreci; dosyaların, evrak ve kamera kayıtlarının incelenmesiyle devam ediyor.
İlgili savcının incelemesi ne zaman biter, belli değil.
64 bilgisayar ve onlarca kayıt defteri, saatlerce süren kamera kaydının incelenip bir tespite varılması için çok zaman lazım.
Olayın yargı boyutu devam ededursun, biz yeniden gündeme gelen kaçak ocaklar konusuna dönelim.
Kaçak ocaklar ve yaşanan sosyal yara, bir kez daha gündemde.
Aslında bu filmi birkaç defa izlemiştik.
Yaşanan tartışmalar aynı.
Söylemler aynı.
Yaklaşımlar aynı.
Tedirginlikler aynı.
Yasal boşluklar aynı.
Kurumlar aynı.
Vali, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Genel Müdür değişmiş olsa da, mantık aynı.
Mazeretler aynı.
O günlerde olduğu gibi tıpkı.
Çaresizlikler de aynı.
900 civarında kaçak ocak.
Toplamda 4 bin civarında çalışan.
Daha önce rödevanslı sahalardaki kaçaklar, taşeron adı altında yasallaştırıldı.
Sonra başka kaçaklar türedi.
Bu sefer onları yasallaştırmayı konuşuyoruz.
Onları da yasallaştırsak, yeni kaçaklar başlayacak.
Bu kocaman bir sorun.
Hepimiz biliyoruz ki, o kaçak ocaklardan çıkan kömürler, bugün pek çok kamu kurumunun kaloriferine kadar gidiyor.
Geçmişte neler yaşandı!
Kaçak kömürlerin adliye ve emniyet lojmanlarında kullanıldığı günleri gördük.
Polis memurlarının kaçak kömür ocağı işlettiğini gördük.
Tayinleri çıkıp gidenler oldu.
Emekli olup kaçak kömürcülüğe devam edenler oldu.
Şimdi yenilerinin olduğu ileri sürülüyor.
Şu veya bu değil sorun.
Sorunun özü ekmek
Ekmek, insanlarının elinin altında
Rantı büyük.
Kimi karın tokluğu için, kimi zengin olma derdiyle açıyor, köstebek yuvalarını.
O ekmeği alsalar suç, almasalar başkası alacak.
Bu karmaşa, kendi hukuksuzluğu içinde yolunu arıyor.
Bulabilir mi?
Zor.
Bazıları Zonguldakı yeniden keşfetmeye çalışıyor.
Gerek yok.
Bu sorunun muhataplarını, geçmişte bu konuda çalışma yapmış isimleri bulsunlar.
O günlerde yazılanları-çizilenleri bulsunlar.
Hiç olmazsa, zaman israfı önlenmiş olur.
Bu konuda bir komisyon kurulabilirse, derli toplu bir çalışma yapılabilir.
Bugün pek çok gencin gizli bilgisinde babasının hırsız olduğu yazılıyor.
Adam ne bilsin kömür çıkarttığı için hırsız damgası yiyenle, işyeri soyan arasındaki farkı.
Orada babası hırsız yazıyor mu, yazıyor.
Ona bakıyor devlet ve kurumlar.
Kalıcı bir çözüm bulunamazsa, havanda su dövmeye devam ederiz.
Babalar, gençler, ekmek için kaçak kömür çıkartıp hırsız damgası yemeye, çocuklar ise sabıkalı bir babanın evladı olarak o lekeyi bir ömür taşımaya mahkum olur!
Yanıtı bulunamayan sorun şu:
Lekeler mi temizlenecek, kaçak ocaklar mı önlenecek?
__
Akın hayal etti,
Toptan gerçekleştirdi!
Son günlerin moda sözleri Ali Ağaoğluna ait
Tarih; hayal
edenleri değil, gerçekleştirenleri yazar.
Doğrudur.
Öyledir.
Ama bu, hayal edenlerin unutulmasını gerektirmez.
Hayal edenleri, unutanlar ve unutturanlar, çoğu zaman gerçeklerden kaçanlardır.
Biz boş yere mi Mithatpaşa Tüneliyle ilgili dönemin Belediye Başkanı Hüseyin Öztekin adını sık sık telaffuz ediyoruz.
Öztek, bizim bugün hala gerçekleştiremediğimizi 1975te hayal etmiş.
Öztekin böyle bir hayali olmasaydı, birkaç yıldır Mithatpaşa Tünelini tartışamayacaktık belki de.
Ve başka bir konu...
Kozlu ve Kilimlinin ilçe olması meselesi.
Kozlu ve Kilimli ilçe oldu.
Yeni bir süreç başlıyor.
Hayırlı, uğurlu olsun.
Bu işi taşlandıran isim, AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan oldu.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar oldu.
Hemen öncesinde gündeme gelmesinde etkin isim ise, Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş.
Ama gerçekleştiremese de, hayal eden birisi daha vardı.
O da, 22nci Dönem CHP Zonguldak Milletvekili Harun Akın.
Kanun değişikliği önergesini hazırladı.
O gün Genel Başkanlığa çok uzak olan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Zonguldak Milletvekili Nadir Saraçın da imzalarını alıp tartışmaya açtırdı.
Bu süreçte, bu hayale ortak başka bir isim daha vardı.
O isim, o dönem Harun Akın ile birlikte olan bugünün Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş.
O günlerde çok heyecan sarmıştı Zonguldakı.
O gün hayal ettiği şeyi bizzat yaşamanın mutluluğunu yaşıyor.
Bu mutluluğu yaşamayı fazlasıyla hak ediyor.
Şimdi siyasilere, medyaya bakıyoruz.
Futbolda olduğu gibi herkesin gözü topun gol çizgisini geçip geçmediğinde
Ve topu kimin kaleye soktuğunda
Geride o topun kaleye girmesi için koşmuş, mücadele etmiş 10 futbolcunun pek bir hükmü yoktur.
Tarih; her ne kadar hayal edenleri değil, gerçekleştirenleri yazacak olsa da, hayal edenlere bir teşekkür çok olmamalı.
Hayal edenlere teşekkür etmekten korkulmamalı.
Kozlu ve Kilimlinin ilçe yapılması değil tek konu.
Bizim hemen hemen her konuda böyle eksiklerimiz var.
Kent tarihimiz vefasızlıklarla dolu.
Zonguldak, hayal edenlere de vefasını gösterebilmeli.
O zaman bu kentte birbirimizi daha iyi anlarız.