Lavuar Alanı Projesi, tasarruf tedbirlerine rağmen devam ediyor.
Şu anda inşaatı devam eden bölümde, zemin güçlendirilmeleri yapılıyor.
Zaten korunması gereken yerler de tam bu noktada...
O bölgede otopark olması imkansız!
Otopark, ikinci ya da üçüncü etapla olacak bölümde...
Ancak Zonguldak’ı yakından ilgilendiren bir diğer konu ise, köprü altı esnafının da taşınacağı söylenen işyerleri ne olacak?
Belediye yönetimi, AK Parti’den CHP’ye geçince, bu iş unutuldu!
Köprü altında kira ödemeye yüksünen esnaf, geçici olarak Elmas Park’ta duruyor!
Orada kira ödemiyorlar!
Ama aidatlarını da ödemiyorlarmış!
İki yıl sonra ne olacak?
Emlak Konut’un kirasını ödemez bu esnaf!
Aidatı ödemeyen esnaf, kirayı öder mi?
Lavuar Alanı’nın bir bölümüne işyerleri yapılıp, bu esnafa satılacaktı.
Bu projenin de hayata geçmesi gerekiyor.
O proje hayata geçerken, alta otopark yapılacaktı!
Bizim, her gün "Para yok" diye ağlamaktan, gözyaşı silmekten kent sorunlarına çözüm üretmeyen bir belediye başkanımız var!
AK Parti ile itişip-kakışacağına proje üretmeye çalışsa, kente bir katkısı olacak!
Şimdi siz, “Kapuz Plajı'nı yönetemeyen bir adama neler söylüyorsun Ali Rıza?” diyorsunuz!
Duyuyorum ama...
Birinin de bunları söylemesi lazım.
Başkanın etrafındaki dalkavuklar, şaklabanlıklarına devam etsinler!
Biz, her gün yazmaya, uyarmaya devam edeceğiz.
CHP, top çeviriyor!
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, dedi ki:
"Ankaraspor-Nazilli Belediyespor maçı oynandıktan sonra Zonguldak'ta bir gündem oluştu. Bir yürüyüş yapıldı. O yürüyüşte bizler de vardık. Ama en ön sıralarda Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurmayları vardı. Üç kuruş faydaları olmadı. O gün otuz milyonluk şov yaptılar. Biz diyoruz ki: O günkü açıklamalarınıza dönün, bakın. 'Elimizden gelen her şeyi yapacağız, destek olacağız' dediniz. Şimdi iş sizde. Zonguldak Kömürspor'un otobüsünü altından çekip aldınız. Kıymetli il başkanı, bana cevap vereceğinize gereğini yapın. Top çevireceğinize, belediye başkanınızı alın, milletvekiliniz ve genel başkan yardımcınızla birlikte deyin ki: ‘Biz yürüdük, sokakta bağırdık, çağırdık. Gereğini de yapmamız lazım.’ Bu otobüsü Zonguldakspor'a tekrar verin. Bizim, sizlerden beklentimiz bu. Bunun üzerinden siyaset üretmeye gerek yok. Zonguldak Kömürspor, ortak bir sevdamızsa eğer, siz üzerinize düşeni yapın, biz de üzerimize düşeni yapalım."
Zonguldakspor 67 Kadın Basketbol takımının maçlarında en önde kim oturuyordu?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem!
Şimdi hiç sesleri çıkıyor mu?
Şampiyonluk kupası ile fotoğraf çektirebilmek için yarışıyorlardı!
Karşılama töreni yapıyorlardı!
Şimdi ortada yoklar!
Bakın, bir süre sonra ortaya çıkıp, “AK Parti yüzünden bu iş olmadı” derlerse, şaşırmayın!
Kıssadan Hisse: Bindiğin dalı kes...
Günlerden bir gün, bir krala iki harika kartal hediye edilir. Kral, bu zamana kadar böyle ihtişamlı kartallar görmemiştir. Bu değerli kuşları eğitmesi için bir kartal eğiticisi çağırır.
Aylar geçer, kartallardan birisi gökyüzünde asil bir şekilde süzülerek uçuyor ancak diğer kartal, üzerinde bulunduğu daldan, geldiği günden beri bir türlü ayrılmıyordur.
Bunun üzerine kral, ülkedeki pek çok kartal eğiticisini seferber eder ama kimse bu kartalı uçurmayı başaramaz.
Ülkede denenmemiş tek bir eğitici kalmıştır. Sonunda kralın emriyle o eğitici de saraya getirilir ve çalışmaya koyulur.
Kral, ertesi gün uyandığında camdan bakar ve her iki kartalın da muhteşem bir şekilde uçtuğunu görünce, gözlerine inanamaz. Koşar adımlarla eğiticinin yanına gider ve sorar:
"Nasıl başardın bunu? En az 10 eğitici geldi başaramadı. Sen nasıl yaptın?"
Kartal eğiticisi de cevap verir:
"Çok basit kralım... Sadece kuşun üzerinde durduğu dalı kestim..."
Hisse: Bazen güvenlik alanlarımızın dışına çıkamadığımız için, istediğimiz yönde bir değişim gerçekleştiremeyiz. Böyle durumlarda, rahatlık alanımızın dışına çıkmak için üzerinde durduğumuz dalı kesmek gerekir. İstediğiniz muhteşem uçuşu gerçekleştirebilmek için, daha fazla beklemeyin. Kesin o dalı...
Sokrates, “Senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar” demiştir. (Alıntı)
Günün Fıkrası: Biz bu pisliği niye yedik?
Bir zamanlar köyün ağası, traktörüne kurulmuş, romörküne tıka basa doldurduğu ürünleri şehir pazarında satmaya gidiyormuş.
Giderken aynı köyden, ürettiği sebze meyveyi küfesine yüklemiş, kan ter içinde şehir pazarına yürüyen bir çiftçiye rastlamış.
“Gel, seni de götüreyim” demiş. Köylü “Sağol ağam” sevinciyle romörke atlamış, gitmeye başlamışlar.
Yolda ağanın aklına kendince bir muziplik gelmiş. Köylüye yolun kenarındaki duran taze pisliği göstermiş. “Bak, şu pisliği yersen, bu traktörü içindekilerle beraber sana vereceğim” demiş.
Ağa, buna ihtimal vermiyormuş, maksadı köylüyü ezip eğlenmekmiş. Köylü de çok kızmış ama bir taraftan da bir anda zenginleşme umudu var. Yolun kenarına çömelip pisliği yemiş. Hayretler içindeki ağa, sözünü tutmuş, anahtarı vermiş, köylü traktöre kurulmuş, ağa romörke geçmiş.
Pazarda alışveriş bitmiş, köylünün cebi para dolmuş, köyün yolunu tutmuşlar. Ağa, fena halde bozuk. hem traktör gitti hem köylü bunu köyde anlatacak...
Ama köylünün de morali bozuk. Bir anda zengin oldu ama pisliği de yemiş oldu, ağa köyde anlatacak bunu...
Bakmış, yolun kenarında bir taze inek pisliği daha var. Dönmüş, “Ağam, şu pisliği yersen, traktör yine senin ama bu aramızda kalacak” demiş.
Ağa, ikiletmeden traktörden atlamış, pisliği yemiş, köylüden anahtarı kapmış, traktöre yeniden kurulmuş.
Köye girerken, köylü kederle fısıldamış:
“Ağam, köyden çıkarken de traktör sendeydi, şimdi de traktöre sende. Biz bu pisliği niye yedik?”