Seçim öncesi, “Kent Lokantası açacağım. 50 TL’ye, 3 kap yemek vereceğim” diyen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, kolları sıvamış!
Orduevi’nin altında yeni yapılan sahil projesindeki boş dükkanlardan birini hazırlamaya başlamış ve sınırlı sayıda yemek çıkartacağını söylemiş!
Acaba sahil projesi yapılırken, Tahsin Erdem’in "Kent Lokantası" için düşündüğü yer neden yapıldı? Ve neden boş bırakıldı?
Dr. Ömer Selim Alan döneminde çalışan teknik personel, hala belediyede çalışıyor.
Ve Tahsin Erdem de bu personelle çalışıyor!
Tahsin Erdem, bu teknik personelle konuyu istişare etmiş midir?
Dr. Ömer Selim Alan, boş kalan bu yerleri neden açmadı?
Sebep de şu...
TOKİ firması, son şapını ve membranını düzgün yapamadığı için yürüyüş yolundan içeriye su sızıyor. Ve şu anda "Kent Lokantası" yapılmaya çalışılan yer, küften ve nemden geçilmiyor!
Aslında Tahsin Erdem, buradaki olumsuzluğu çıplak gözle gördü. Buna rağmen işi oldu-bittiye getirip "Kent Lokantası"nı açmak istiyor!
Belediyenin parası çarçur olacak!
Sonra topu, Dr. Ömer Selim Alan’a atacak!
Öncelikle oradaki membranın yeniden yapılması, şapının yeniden atılması gerekiyor.
Önceki Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, burada "gençlik kulübü, kadın kooperatifi, yöresel ürün satış pazarı ve yelken kulübü" açmayı planlıyordu.
Keşke Tahsin Başkan da, bu konuları eski belediye başkanıyla istişare edip, "Buralara ne oldu? Neden yapmadın? Ne sıkıntılar vardı?" diye istişare etseydi! Ya da yanındaki teknik personele sorsaydı!
Ama anladığımız kadarıyla bir oldu-bittiye getirip, "Halka nasıl ucuza yemek vereceğim?" diyerek, Zonguldak halkını orada kir, küf, pas ve nem içinde yemek yemeye mahkum edecek!
Tahsin Erdem’in hangi işi doğru ki, bu işi doğru olsun!
Kapuz Plajı'nı işletemeyen belediye başkanı "Kent Lokantası"nı işletebilir mi?
İnşallah "ucuz olsun" diye Zonguldak insanını zehirlemezler!
Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü "Kent Lokantası" konusunda hassas olmalı...
Denetim yapmalı...
Belediye, bu işleri görmezden gelir!
Belediyeye borcu olan CHP’liler!
Zonguldak Belediyesi, borç içinde yüzüyor!
Başkan Tahsin Erdem, belediye borçlarını liste yaptı, belediye binasına astı!
Bir ay o listeyi gördük!
Ama belediyenin alacakları bir liste halinde yayınlanmadı!
Böyle bir liste olsa, Tahsin Erdem’in en yakınındaki isimler ilk sıralarda yer alır!
Muhasebeci Tahsin Erdem’in mükellefleri rezil olur!
Zonguldak Belediyesi’nde başkan izinli olunca, yerine vekaleten biri bakıyor!
Mesela, belediyeye borcu olan meclis üyeleri var mı?
Varsa, bu kişiler derhal borçlarını ödemeli!
Borcu olan belediye başkanlığına vekalet etmemeli!
Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in eski patronu, akrabası, köylüsü, terminalde otobüs işletmecisi sevgili Adil Bahadır Ağabeyimizin kullandığı yazıhanelerin belediyeye borcu var mı?
Terminal temsilcisi olarak varsa, önce kendi borcunu ödemeli, sonra diğerlerinin borcunu ödetmeli!
Tahsin Erdem’in yanında-yöresinde gezenlerden birinin belediyeye 15 milyon lira borcu var!
Daha yakın olan başka birinin su borcu var!
Bu işlere dikkat etmek lazım!
Zonguldak Belediyesi, babanızın çiftliği değil!
Önce CHP’lilerin borçlarını ödemesi lazım!
Kıssadan Hisse: Köpek...
Bir dükkan sahibi, kapısının üzerine “Satılık Köpek Yavruları” yazan bir tabela astı. Bunun gibi tabelalar her zaman küçük çocukları cezbeder. Bir çocuk, tabelayı gördü, sahibine yaklaşarak, “Yavruları ne kadara satacaksınız?” diye sordu.
Mağaza sahibi, “30 ila 50 dolar arasında herhangi bir fiyata” yanıtını verdi.
Küçük çocuk, cebinden biraz bozuk para çıkardı. “2,37 dolarım var. Onları satın alamam ama lütfen onlara bakabilir miyim?” diye sordu.
Dükkan sahibi gülümseyip ıslık çaldı. Kulübeden, dükkânının koridorunda koşan anne ve ardından beş ufacık, minik kürk yumağı geldi. Yalnız yavrulardan biri oldukça geride kaldı. Küçük çocuk, hemen geciken, topallayan köpeği seçti ve dükkan sahibine, “Bu küçük köpeğin nesi var?” dedi.
Dükkan sahibi, veterinerin küçük köpeği muayene ettiğini ve kalça yuvasının olmadığını söyledi, üstelik iyileşmesi imkansızdı ve bu yavru her zaman sakat kalacaktı.
Küçük çocuk, heyecanlandı, “Satın almak istediğim köpek yavrusu bu” dedi.
Dükkan sahibi, “Hayır, o küçük köpeği almak istemezsin. Onu gerçekten istiyorsan, sana hediye edeceğim” dedi.
Küçük çocuk, iyice sinirlendi. Dükkân sahibinin gözlerinin içine bakarak parmağıyla işaret etti ve dedi ki:
“Onu bana vermeni istemiyorum. O küçük köpek, diğer köpekler kadar her şeye değer ve tam bedelini ödeyeceğim. Aslında, şimdi sana 2,37 dolar vereceğim, geri kalanı için ayda 50 sent taksit vereceğim.”
Dükkan sahibi, “Bu küçük köpeği gerçekten almak istiyor musun? Bak, bu diğer köpek yavruları gibi asla koşamayacak, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak” deyince, küçük çocuk, şaşırtıcı bir şekilde, büyük bir metal destekle desteklenen sakat sol bacağını açtı, dükkan sahibine baktı ve usulca yanıtladı:
“Eh, ben de pek iyi koşmuyorum ve küçük köpeğin anlayan birine ihtiyacı olacak.”
Günün Fıkrası: Tahsin...
Tahsin, ölmüş ve mahşer günü gelmiş. Cennetin kapısında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş ve sormuş:
- Bu saatler ne böyle?
Melekler cevap vermiş:
- Bunlar, yalan saatleri... Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır. Her yalan söyleyişinde, saatteki ibre hareket eder.
Tahsin:
- Ooo, peki bu kimin saati?
- Bu, Atatürk’ün saati... İbre hiç bir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş.
- İnanılmaz... Peki, bu kimin saati?
Melekler cevap vermiş:
- Bu, İsmet İnönü’nün saati... İbre iki kez hareket etti, yani İnönü tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi...
Tahsin, dayanamamış ve sormuş:
- Peki, benim saatim nerede?
- Senin saatin TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü’nde... Ocakları havalandırmada kullanılıyor!