Gelir vergisinde Abdülkadir Yükselen&[#]8217;den sonra kurumlar vergisinde de ipi Nurettin Bayrak göğüsledi.
Gelir vergisi rekortmeni akaryakıt istasyonu sahibi Yükselen 1984&[#]8217;den beri ilk 10&[#]8217;da yer alıyor ve çok sayıda birinciliği bulunuyordu.
Kurumlarda birinci olan Çakrazlılar Nakliyat&[#]8217;ın Sahibi Nurettin Bayrak da 1986&[#]8217;dan bu yana ilk 10&[#]8217;da yer alan ve 24 kez birinciliği bulunan bir mükellef.
Gelir vergisinde ilk üç son yıllarda Abdülkadir Yükselen ile eczacılar arasında gidip gelirken kurumlarda da ilk üç Çakrazlılar, Pelenkoğlu ve isminin açıklanmasını istemeyen bir firma arasında şekilleniyordu.
Spor kulüplerinde, partilerde, derneklerde, odalarda olduğu gibi vergi rekortmenlerinde de yıllardır isimler aynı.
İsimler aynı rakamlar farklı.
Taşın altına hep aynı kişiler elini sokuyor, yük hep belli kişilerin omzunda.
Abdülkadir Yükselen gibi Nurettin Bayrak da kazandığı paranın vergisini vererek örnek bir davranış sergiliyor.
Ödedikleri vergilerle yöreye ülkeye, vatana millete yaptıkları katkılardan dolayı kendilerini kutluyoruz.
Gelir vergisinde kişilerin, kurumlarda ise şirketlerin kazançları ve buna mukabil ödeyecekleri vergiler ortaya çıkıyor
Vergi listeleri de şehirlerin ekonomik durumları hakkında fikir veriyor.
Vergi listeleri; Sistem beyana dayalı olduğu için ne kadar doğru beyan edilirse o kadar vergi ortaya çıkacağından dolayı ekonomik tabloyu tam olarak yansıtmasalar da yine de bir fikir verirler.
Rekortmen listelerinin sadece ekonomik değil sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık gibi yönlerden de yansımaları oluyor.
Mesela gelir vergisi rekortmen listesi ilk 100&[#]8217;de her zaman ki gibi bu yıl da çok sayıda eczacı olması bizi hastası bol bir şehir olarak gösteriyordu.
Kurumlarda da biri 5&[#]8217;te diğeri 6&[#]8217;da ilk 10&[#]8217;da iki sağlık kuruluşu var.
Bunlardan biri Diyaliz Merkezi.
Diyaliz Merkezinin rekortmen listesinde ön sıralarda bulunması, en hayati organlarımızdan biri olan böbreklerimizin durumunun hiç de iyi olmadığını gösteriyor.
Gelir vergisinde yüzde 8&[#]8217;lik bir artış söz konusuydu ama kurumlarda düşüş var.
Bu da olayın ekonomik yönü.
Defterdar Bey bu düşüşü krize bağladı.
Düşüş var ama ilk 100&[#]8217;de çoğu Organize Sanayi Bölgesi&[#]8217;nde faaliyet gösteren çok sayıda sanayi kuruluşu bulunması iyi.
400-500 kişi çalıştıran, üretim ve ihracat yapan fabrikaları ilk üçte ve birinci olarak görürsek daha iyi olacak.
Pelenkoğlu&[#]8217;nun ardından 3. sırada yer alan Türkili Konserve&[#]8217;nin ilk 20&[#]8217;den ilk 3&[#]8217;e sıçraması da dikkat çekici.
Rekortmenler için &[#]8220;vergi bilinci ve duyarlılığı üst düzeyde olan kişiler ve kurumlar&[#]8221; diyebiliriz.
Rekortmenler, kazanıp da vergisini vermekten kaçınan, sadece kaçınmayıp kaçıran mükelleflere örnek olsun.
Domuzlar, keneler, çekirgeler, başıboş köpekler&[#]8230;
Başıboş köpekler, kan emici keneler derken şimdi bunlara çekirgeler de eklendi.
Yanı başımızdaki Çaycuma&[#]8217;da tarlaları ve bahçeleri istila eden çekirgeler çiftçilerin korkulu rüyası oldu.
Tarlalardaki ürünlerle bahçelerdeki sebze ve meyvelere zarar veren çekirgelerin Bartın&[#]8217;ın kapısına dayanması bizi de tedirgin etti.
Biliyorsunuz bir çekirgemiz eksikti, o da olursa tam olacak.
Gerçi çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüsünde sıcak çorbanın içine düşermiş ama olsun, yine de bizden uzak dursun.
Sıcak çorbanın içine düşmesini beklemek yerine tedbirli olmak lazım.
Bu arada domuzlar da sahneye çıktı, haberiniz olsun.
Dağ köylerindeki tarlalarda cirit atmaya başlamışlar.
Köylüler ürünlerini korumak için çeşitli önlemler almışlar.
Nöbet tutanlar, teneke çalanlar vesaire.
Bir yanda kan emici keneler diğer yanda çekirgeler ve domuzlar.
Maddi kayıp bir yana ölüm tehlikesi var.
Kenelerle bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının hiç şakası yok.
Şimdiye kadar yüzlerce can alan bu hastalığa sebep olan kenelere karşı çok dikkatli olmak gerekiyor.
Tarımla uğraşmak giderek güçleşiyor.
Gübre, mazot, tohum, zirai ilaç, alet, edevat ve işçilik fiyatlarındaki artış yetmezmiş gibi bir de başlarına hayvanlar çıktı.
Allah çiftçimize güç kuvvet versin.
Sigara içene iş yok
Sigaranın zararlarından biri de iş ve güç kaybına yol açması, verimi düşürmesidir.
Sigara içen bir kişi günde 10 tane tüttürse 5 dakikadan 50 dakika eder.
Bu mesaiden yaklaşık bir saat gitti demektir.
Az zaman mı?
Yazık günah.
İşte bunu bilen işverenler işe alımlarda &[#]8220;sigara içmeme&[#]8221; şartı koşuyor.
Son yıllarda bunu şart koşan işyeri sahiplerinde kayda değer bir artış var.
Bu örneğe son olarak Bolu&[#]8217;da rastladık.
Milliyet&[#]8217;in 10 Mayıs&[#]8217;ta Bolu için hazırladığı ve bu ildeki sanayi kuruluşlarının tanıtımı yaptığı ilavede 2007 yılında kurulan ve günde 15 ton üretim yapan kurabiye fabrikasının talep artışı nedeniyle 400 kişi çalışacağı yeni bir fabrika daha kuracağı belirtiliyor.
Fabrikanın Genel Müdürü Burhan Başaran, alacakları işçiler için şartları sıralarken eşinden ayrılmış bayanlara öncelik tanıdıklarını, bir aileden iki kişiyi ve sigara içenleri işe almadıklarını söylüyor.
İşsizlerin bu işyerinde çalışabilmeleri için sigara içmemeleri gerekiyor.
Ne kadar sağlıklı ve ekonomik bir uygulama.
Umarız daha da yaygınlaşır.
Bu arada Milliyet&[#]8217;in ilavesinden öğrendiğimize göre Bolu tavukçuluk sektörü başta olmak üzere sanayi alanında büyük bir gelişme içinde.
Yakınımızdaki bu vilayet işsizler için önemli bir istihdam alanı olmuş.
İnsan imreniyor doğrusu.
Elektrik sorunu ve Birol Dikyurt&[#]8217;un sözleri
Bir önceki yazımda elektrik kesintilerinin yarattığı mağduriyeti dile getirmiş, bu konuda son iki hafta içinde kaleme aldığımız haber ve yorumlara Başkent Elektrik&[#]8217;ten gelen cevabı da &[#]8220;sabır ve anlayış bekliyoruz&[#]8221; başlığıyla vermiştik.
Bakım ve onarımla ilgili kesinti saatlerinin iş ve güç kaybına yol açmayacak ve mağduriyet yaratmayacak şekilde yeniden düzenlenmesini, arıza nedeniyle meydana gelen ani kesintilerin giderilmesinin de çabuklaştırılmasını istemiştik.
Konuya dünkü açıklaması ile Bartın Aktif İşadamları Derneği (BAKİAD) Başkanı Birol Dikyurt da girdi.
Birol Dikyurt, elektrik kesintilerinin iş kaybı ve mağduriyetlere yol açmaması gerektiğini söyledi.
Dikyurt sanayici ve işadamları, esnaflar, dernek üyeleri, fabrika sahipleri ve halktan elektrik kesintilerinden dolayı yoğun şikayetler geldiğini, bazı günlerde 3-5 kesinti olduğunu, özellikle voltaj düşüklüğü ve akımın gelip gitmesi nedeniyle elektronik cihazların bozulduğu yönünde şikayetler aldıklarını da söylüyor.
Şirketin iş kaybına yol açacak her türlü ihtimali göz önünde bulundurması, önlemini buna göre alması ve bu önlemi alırken de mağdur etmemesi herkesin ortak dileği.
Biz yazılarımızda mağduriyetten söz etmiştik.
İş adamları Derneği Başkanı da iş adamlarının mağdur olduğunu söylüyor.
Eleştirileri büyük bir olgunlukla karşılayan ve çıkan haberlere cevap verip konulara açıklık getirme nezaketi gösteren Başkent Elektrik sanırım bir açıklama daha yapacaktır.
Sorunun çözülmesini bekliyoruz.