Bakacakkadı 100’üncü Yıl Tesisleri, “Filyos Ecopark” adıyla yoluna devam ediyor.

Bu konu, kamuoyunda çokça tartışılıyor.

Bilen de, bilmeyen de konuşuyor, yazıyor, çiziyor.

100’üncü Yıl Atatürk Hizmet Köyü Projesi, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 100’üncü doğum yılı anısına, Zonguldak 100’üncü Yıl Vakfı tarafından 1981 yılında Başbakanlığın yazılı talimatlarıyla dönemin Danışma Meclisi Üyesi Dr. Cemil Çakmaklı tarafından kuruldu.

100’üncü Yıl Vakfı, kurulduğu 1981 yılından itibaren buraya en az 20 milyon lira yatırım yaptı. Siyasi yapıdaki değişiklikler tesisin tamamlanmasını engelledi.

Dönemin Valisi İsmet Metin, 600 bin liralık bir masrafla tesisleri hizmete açtı.

Özel İdare, burayı 15 yıl işletti. Ama en son 800 bin lira zarar etti.

Bugüne gelelim…

Bakacakkadı 100’üncü Yıl Hizmet Köyü Tesisleri’ni işleten İl Özel İdare ve Köylere Hizmet Götürme Birliklerinin ortak olduğu 800 bin lira borcu olan bir şirket satıldı. Kıyamet koptu. Ucuza satıldığı iddia edildi. Şirket zarar ediyordu.

Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban, bir devlet kuruluşunun böylesine zarar etmesine razı değildi. Şirketin satılması kararını verdi.

Konuyu bilmeyenler, yüzde 45’lik hisse için açılan 390 bin liralık ihaleyi 10-12 milyon liraya kadar çıkartılar. Nitekim ihale iptal edildi.

100’üncü Yıl Vakfı ile konuşuldu. Şirket satıldı. Şirketi alanlar, aslında içi boş bir şirket ve 800 bin lira borcu satın aldılar. Vakıf yöneticileri, gönülsüz olarak ihaleye girdiler ve aldılar.

100 milyona kadar çıksa da bir şey değişmezdi.

İstersen milyar Dolar ver, oradaki binalar 100’üncü Yıl Vakfı’nın…

Yani ihaleyi alan kişi, kuruluş, 100’üncü Yıl Vakfı ile anlaşmak zorundaydı.

Vakıf yöneticileri, şirketi satın aldı. Zaten Vakıf almasa, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakfa hesap sorardı, “Binaları ne yaptın?” diye...

Kopartılan tüm bu tufanın arkasında kimlerin ve hangi hesapların olduğunu biliyoruz.

Tefeci ekonomisiyle yönetilen şehirlerde hangi hesap varsa, burada da o hesap var.

Siz “tefeci” deyince, sadece para satan adamları mı hatırlıyorsunuz?

Onlar da var elbette. Ama hukukçusundan siyasetçisine, bürokratından tefecisine kadar herkes var, bu sistemin içinde. Neyse…

Aslında 100’üncü Yıl Vakfı’nın asıl kuruluş amacı da bu değil.

Filyos, Türkiye’deki 26 vadiden biri.

Vakfın asıl amacı, Filyos Vadisi’yle ilgili planlamalar yapmaktı.

Bugün Filyos Vadi Projesi’yle ilgili ne konuşuluyorsa, ilk adımları ve planları Zonguldak 100’üncü Yıl Vakfı yaptırdı.

İnsanlar gibi makinelerin, fabrikaların, binaların, şirketlerin de ömrü oluyor.

Ama fikirlerin ömrü olmuyor. Nesilden nesle değişiyor, ama yaşıyor.

Zonguldak 100’üncü Yıl Vakfı, kuruluş felsefesiyle, “Büyük Zonguldak”ı yeniden ayağa kaldırmalıdır.

Bartın ve Karabük yönetim olarak ayrılmışsa da, fiziki olarak Filyos Vadisi’nin bir parçasıdır.

Kişilere, kuruluşlara takılı kalmadan, “Büyük Zonguldak” için herkes elini taşın altına koymalı.

Herkes elini “pasta”ya atıp “büyük dilimi” kapma yarışı yapacağına, “pasta”yı büyütürsek, zaten bize büyük bir dilim düşeceğini bilmeliyiz.

Zonguldak’ın gerilemesinin, küçülmesinin en büyük nedeni, vizyonsuz politikacılardır.

“Küçük olsun, benim olsun” diye diye buraya geldiler.
Bartın ve Karabük o yüzden ayrılmadı mı?

Ne oldu? Herkes “küçük” oldu.

Böyle giderse o “kü” de gider elimizden.

Sadece “çük” kalır…

Biz de “Büyük Zonguldak”ı, “Filyos Vadi Projesi”ni bırakır, “kü”den sonra elimizde kalan “çük”le oynarız.

Razı mısınız?