Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Şube Komutanlığı'nda görevli Başçavuş Mustafa Yılmaz, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Mustafa Yılmaz’ın cenazesi memleketi Manisa Salihli’ye Çaydeğirmeni Belediyesi’nin cenaze aracıyla gönderildi.
Bu haber Çaycuma’da büyük bir krize yol açtı!
Şimdi olayı hep birlikte irdeleyeceğiz!
İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan, Çaycuma Belediyesi arandı!
Belediye görevlisi Tanju Yıldız, şehir dışına gidecek araçlarla ilgili izni, Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın verdiğini söyledi!
Bu sorun yaşanınca Çaycuma İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’yı aradı!
Binbaşı Ferhat Turunç ile Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı arasında nasıl bir diyalog gelişti de diğer belediyelerin aranması talimatı verildi!
Diğer belediyeler arandı!
Olumsuz yanıt gelince, Jandarma Komutanlığı’nda görevli bir isim Devrek’in Çaydeğirmeni Beldesi Belediye Başkanı Satılmış Gebeş’i aradı!
Satılmış Gebeş, Çaycuma Belediyesi varken kendilerinin araç göndermelerinin etik olmadığını söyledi!
Çaycuma Belediyesi ve aranan diğer belediyelerin araç göndermemesi üzerine Çaydeğirmeni Belediyesi’nin arandığı söylendi!
Çaydeğirmeni Belediye Başkanı Satılmış Gebeş, cenaze aracını gönderdi!
Sabah olunca Çaycuma Belediyesi’nden Tanju Yıldız, jandarmayı aradı!
Aracı göndereceklerini söyledi!
Jandarma, araç işinin çözüldüğünü, gerek kalmadığını söyledi!
Cenaze, Çaycuma Devlet Hastanesi’nden Çaydeğirmeni Belediyesi’ne ait cenaze aracı ile alındı!
Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığı’ndaki törene getirildi.
Törende Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı var!
Çaydeğirmeni Belediyesi’ne ait cenaze aracını gördü!
Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya büyük şok yaşadı!
Çaycuma Belediyesi’nin cenaze aracı vermediği haberi Pusula’da patlayınca ortalık karıştı!
Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Çaycuma İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç’u aradı!
Haberi tekzip etmesini istedi!
Jandarmadan olumsuz yanıt alan Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, kendi imzası ile bir açıklama yapıp, Pusula’nın haberini yalanladı!
Çaycuma İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç aradığında, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, “Ne demek komutanım, hemen aracı gönderiyorum” dese bu kriz olmayacaktı!
Bülent Kantarcı, krizden çıkmak, sorumluluğunu üzerinden atmak için “Merhumun cenazesinin en sağlıklı ve hızlı şekilde nakli için havayolu da dahil olmak üzere diğer imkânlar araştırılmış, karayolu ile naklin daha uygun olacağına karar verilerek, cenaze aracı Çaycuma Devlet Hastanesi’ne gönderilmiştir” dedi!
Ve ekledi: “Hiçbir ön araştırma ve teyit gereği duymadan tümüyle Belediyemizi karalama maksadıyla kaleme alınan ve merhum Astsubay Kıdemli Başçavuş Mustafa Yılmaz'ın aziz hatırasına da saygısızlık teşkil eden bu mesnetsiz haberi yapan ve yayanları kınıyor, her türlü hukuki sürecin başlatılacağını kamuoyuna saygıyla duyuruyorum.”
Olayı en ince detayına kadar araştırdığımı gördünüz!
İsimler, saatler, dakikalar, saniyeler elimizde!
Biraz daha zorlasak tapelere ulaşacağız!
Tanıklarım hazır!
Bülent Kantarcı’nın beni mahkemeye vermesini istiyorum!
Bu arada Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Şube Komutanlığı'nda görevli Başçavuş Mustafa Yılmaz’ın cenazesini Manisa Salihli’ye götürmek için bahane üreten Çaycuma Belediyesi, bu yılki tarifeye göre 5 bin lira artı kilometre başı 35 lira alarak toplamda 29 bin 650 lira talep edebilirdi!
Bu rakam önümüzdeki yıl için 7 bin 500 lira artı kilometre başı 49 lira olarak belirlendi. 29 bin 650’lik fiyat yüzde 45 zam ile 42 bin 775 liraya çıkacaktı!
İndirim yapma hakkı ise sadece Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’da idi!
Bakteri birikmesi sonucu bir süper enfeksiyon gibi, rahim kanalına tutunup, insan şeklinde aramıza karışmış bazı canlılar, bu olay üzerinden bize sallıyor!
Meslekte 35 yılım dolmak üzere!
Bu saldırılara o kadar alıştım ki!
Saldırı olmayınca rahatsızlık duyuyorum!
Bu arada başka başka konularla saldırı hazırlığı yapıldığını duyuyoruz!
Bizde tuz yok, elinize hıyar alıp gelmeyin!
Hıyar var, tuz alıp gelirseniz iyi olur!

Tarihe geçin!

Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’ndan rica ediyoruz!
Cumartesi günü Zonguldak Merkez Soğuksu Pazaryerini bir gezin!
Pazarın en kötü yerinde Zonguldak’ın yerlisi, köylüsü, üreticisinin olduğunu kendi gözlerinizle görün!
Ve o kötü yer için insanlardan belediye ayrı, pazarcı derneğinin kaçar lira aldıklarını sorun!
Sorun ki, bu insanlar kendilerini sahipsiz hissetmesinler!
“Vermesinler” diyebilirsiniz!
Nasıl vermeyeceksin!
Yahu ‘Zonguldak’ deyince bana bile neler yapıyorlar, görmüyor musunuz?
Zonguldakspor Futbol Kulübü’nde Zonguldak çocuğuna forma giydirmeyen zihniyet, pazaryerinde para vermeyen Zonguldaklıya tezgah açtırır mı?
Eski Başbakan Ecevit, Çalışma Bakanlığı döneminde, maden işçisine bir kalıp sabun verdi diye bu insanlar yıllarca Ecevit’e minnet duydular!
Gelin, siz de Soğuksu Pazaryerinde, Zonguldak’ın yerlisi, köylüsü, üreticisinin bulunduğu yeri değiştirin, düzeltin, para alınmasını önleyin, tarihe geçin!

Kıssadan Hisse: Adalet

Olay 1506’da Frankfurt’ta kaydedilmiştir. Bir tüccar 800 altın kaybeder. Yoldan geçen bir marangoz da tesadüfen bu tüccarın çantasını bulur. Son derece dindar olan marangoz, cüzdanı bulduğunu kimseye söylemez ve bu kadar çok para kaybının fark edilmesinin mümkün olmadığını değerlendirir ve sahibinin bu parayı arayacağını düşünür.
800 altın ne kadardır? O zaman, 40 altın için iyi bir at satın alınabildiğinde yaklaşık 20 at bedeli kadardır.
Bir gün marangoz kiliseye gider. Rahibin, Frankfurt’a giren tüccarın 800 altın kaybettiğini ve bulanın 100 altın ile ödüllendirileceğini duyurur.
Bunun üzerine marangoz parayı getirir ve Rahibe teslim eder.
Tüccar gelir ve çantayı alır. Ancak marangoza, vadetmiş olduğu 100 altını ödemeyi reddeder. Marangoza 5 altın uzatır. Marangoz tüccara sözünü tutmasını söyler. Açgözlü tüccar, vaat edilen 100 altını vermemek için cüzdanında 800 değil 900 altın olduğunu iddia eder. Marangozun çantadan para aldığını iddia eder. Rahip, marangoz için ayağa kalkar. Marangozu tanıdığını ve onun dürüst bir adam olduğunu, asla böyle bir şey yapmayacağını söyler. Tartışma kızışır. Rahip, tüccarı ve marangozu Frankfurt Mahkemesi’ne götürür.
Hakim süreci başlatır. Tüccara, İncil’e elini koyarak 900 altın kaybettiğine dair yemin etmesini söyler. Tüccar tereddüt etmeden elini İncil’e koyar ve yemin eder. Yargıç, marangoza 800 altın bulduğuna yemin etmesini söyler. Marangoz da elini İncil’e bastırarak yemin eder.
Herkes merakla hakimin kararını beklemektedir. Hakim her şeyin gün gibi açık olduğunu belirterek,
“Marangoz 800 altın buldu ve tüccar 900 altın kaybetti.
Yani marangozun bulduğu kese tüccarın değil. Dolayısıyla marangozun bulduğu altınların sahibi çıkmadığına göre, o 800 altın marangozun kendisine aittir.
Tüccar ise kaybettiği 900 altınını aramaya devam edebilir”
kararını verir.
Fakir bir marangozun haklarını reddeden cimri bir tüccar, adil bir yargıç tarafından cezalandırılmış ve bu olay Frankfurt tarihine bu şekilde geçmiştir.