Zonguldak Belediye Meclisi bünyesinde,
Çocuk Meclisi kurulacak.
Açıklamada şöyle: “Zonguldak Belediyesi olarak, çocuklarımızın söz sahibi olduğu bir kent için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Bu yeni bir şey değil ki!
Belediye yönetiminde,
Ve,
CHP yönetiminde,
Zaten çocuklar,
Söz sahibi değil mi?
Tahsin Erdem’in çocukları,
Emirhan ve Seyithan,
Hem parti,
Hem de,
Belediye işlerinde söz sahibi değil mi?
31 Mart’tan sonra,
Eş, dost, akraba meclisleri,
Zaten kurulmadı mı?
Ben mi yanlış biliyorum?
Şimdi,
Bu Çocuk Meclisi’ne bile,
Hemşehri,
Eş,
Dost,
Akraba çocuklarını seçerek alırsınız.
Bence,
Erdem kardeşler,
Samet Albayrak,
Ahmet Ateş gibi isimleri,
Çocuk Meclisi’ne yazdırın.
Resmen,
Meclis üyesi olsunlar.
Emirhan,
Bu meclisten,
Eksik kalmamalı.
Hatta,
Çocuk Belediye Başkanı olmalı.
Herkes rahatlar,
Biz de kurtulmuş oluruz.
* * * * * * * * *
Büyük susam,
Küçük susama ne der?
‘Susamcık’
Susamın küçüğü anlamına geliyor.
Şimdi,
Otobüs şoförüyken,
Bir anda,
Gazeteciliğe merak salan,
Akın Kavi,
Kırk yıllık gazeteciymiş gibi,
Ali Rıza Tığ’a sallıyor.
Ali Rıza Tığ,
Medyanın,
Büyük susamı!
Akın Kavi,
Olsa olsa ‘Susamcık’ olur.
Susamcık Akın Kavi,
Belediyeye olan borcunu ödemek yerine,
Tahsin Erdem övgüleri ile,
Borçların ödeşeceğini düşünüyor.
Hafriyat döküm alanı ile,
Patronlar dünyasına,
Tekrar döneceği hayaliyle yaşıyor.
Akın Kavi,
Gündüz başka!
Akşam başka!
Gündüzleri hancı,
Akşamları susamcı!
Ali Rıza Tığ olmasa,
İki kelime yazamayacak susamcık Akın Kavi,
Orijinal kelimeler de bulamıyor.
Ali Rıza Tığ’ın kelimeleri ile,
Kendi bildiği üç kelimeyi birleştirip,
Köşe yazısı yazdığını düşünüyor.
Eline kağıt kalem versek,
‘50 kelime yaz şuraya’ desek,
Vallahi çıkaramaz.
Susam Sokağı’nda,
Susamcık Akın Kavi’nin,
Debdebesine maruz kalıyoruz o kadar.
Edebiyat desen yok.
Söz sanatı desen yok.
Kalemin lezzeti yok.
Sadece,
Kendi güzellemesini yaparak,
Yazı yazdığını düşünüyor.
Zonguldak’ta,
Son yıllarda,
Susamcık borsası oluşmaya başladı.
Susamcık piyasası,
Zonguldak’ta belirleniyor.
Eeee!
Bir şehirde,
Bu kadar çok susamcık olursa,
Susamcık enflasyonu oluşur.
Biz artık bunları dinlemiyoruz bile.
Göz ucuyla bakıp,
‘Susamcık’ deyip,
Yolumuza bakıyoruz.
Susam oldukları vakit,
Başka türlü değerlendiririz.
Hz. İsa gibi günahsızım ayaklarını bırakın.
Kabe’ye diye çıkıp,
Batum’a gidecek adamlarsınız.
Kimseyi yemeyin!
* * * * * * * * * *
Olcay Can’ın,
Bugün doğum günüymüş.
Zonguldak’ta,
CHP’lilerin,
Her cenazede söylediği ‘Işıklar içinde uyusun’ cümlesini,
Hayata geçirecek kişidir kendisi.
Olcay Can elektrik işleri yapıyor.
Işıklar içinde uyumak mı istiyorsunuz?
Hemen Olcay Can’a vekalet bırakın.
Mezarınıza,
Led ışıklar döşeyerek,
Aydınlatmada sınırları zorlar.
Hem para kazanır,
Hem de,
Tüyünce sevap kazanır.
Kendisi biraz kıllı da!
Olcay Can,
Kışları kazak giymez mesela.
Kılları yeterli korumayı sağlıyor.
Arazi şartlarında,
Kılları sayesinde,
Müthiş bir kamufle olabiliyor.
Daha bir çok premium özelliği var Olcay Ağabeyin!
Neyse!
Yeni yaş hediyeni,
Bu yazıyla vermek istedim.
Gazeteci usulü,
Batuhan Karamalak üslubu ile,
Hediye böyle oluyor.
Yapacak bir şey yok.
Nice yaşlar dilerim.
Umarım,
Işıklar içinde uyumak için baya bir yaşlanırsın.
Artık bizden önce ölürsen,
Fırat Birkan mezarını çizer.
Taşını da ben yazarım.
Görüşmek üzere…