Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş, yaptığı sahil düzenlemesi ile kentin önünü açtı.


İstanbul-Ereğli istikametinden Zonguldak&8217;a gelen misafir Fatih Sitesi&8217;nden aşağıya inerken &8220;Vay be. Zonguldak ne güzel bir şehir&8221; diyecek.


Sahildeki çalışmanın yanından ve güzel konutların önünden geçerken &8220;Yaşanası bir şehre geldik&8221; diyecek.


Sahildeki benzinlikleri geçince, terminalin yanından şehre akınca, lavuar yıkıntısının yanından geçerken &8220;Bu ne lan? Biz nereye geldik?&8221; diyecek.


Soğuksu&8217;yu, Acılık&8217;ı, Gazipaşa&8217;yı görünce ve hatta Asma istikametine gidince, 2. Makas&8217;tan geçerken &8220;Ne oluyoruz&8221; diyecek. Ta ki Gökgöl Tüneli&8217;nden çıkınca kendine gelecek.


&8220;Dünya varmış&8221; diyecek.


Peki bu manzara Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir&8217;i rahatsız etmiyor mu?


Ediyorsa o neden kenti güzelleştirmek için çaba göstermiyor?



Bardağın dolu tarafına mı, boş tarafına mı bakıyoruz?



Fransa´da, ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir.


Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar:


- Ne yapıyorsun?


- Nesin sen, kör mü? diye öfkeyle bağırır işçi.


- Bu parçalanması imkansız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter.


Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar:


- Ne yapıyorsun?


İşçi cevap verir:


- Kayaları mimari plana uygun şekilde yerleştirilebilmeleri için, kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. Bu ağır ve bazen de monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli. Sonuçta bir işim var. Daha kötü de olabilirdi.


Biraz cesaretlenen görevli üçüncü işçiye doğru ilerler.


- Ya sen ne yapıyorsun? diye sorar.


- Görmüyor musun? der işçi kollarını gökyüzüne kaldırarak.


- Bir katedral yapıyorum.


Bu hikayenin enterasan tarafı, her üç işçinin de aynı işi yapıyor olmaları.


Görmeyi seçtiğiniz yol, sizin tutumunuza bağlıdır.


Bugün hava biraz bulutlu mu yoksa biraz güneşli mi?


Güllerin dikeni mi vardır, dikenli dalların gülleri mi?


Bardağın yarısı boş mudur, yarısı dolu mu?


Yoksa bardak, olması gerekenin iki katı büyüklükte midir?



Günün Fıkrası: Hoca vaaz verirken



Hoca camide vaaz veriyormuş. Temel en önde gözlerinin içine bakıyormuş. Hoca hırsızlığın kötülüğünden bahsederken Temel´in yüzü karma karışık olmuş. Sonra hovardalık konusuna gelince, Temel gülmeye başlamış. Vaazdan sonra bunların sebebini soran Hoca´ya Temel şu cevabı vermiş: &8220;Hırsızlık deyince saatimi kaybettiğimi fark ettim, hovardalıktan bahsedince de nerede unuttuğumu hatırladım.&8221;



Günün Sözü:



Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan. Çünkü gök gürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşatan.



Shakespeare