Köpekler epeydir ortalıkta gözükmüyor.


Başı boş gezen sahipli sahipsiz köpeklerden söz ediyorum.


Biliyorsunuz kentimizin böyle de bir sorunu vardı.


Sokaklar başı boş köpekten geçilmiyordu.


Bırakın mahalle ve sokakları ana caddede bile köpek sürüleri dolaşırdı.


Vatandaşların şikayetlerine konu olan bu sorun karşısında belediye hoparlöründen düzenli olarak uyarılar yapılırdı.


Bu sorun artık çözülmüşe benziyor.


Epeydir sokaklarda başı boş gezen köpeklere rastlamıyoruz.


Havlama ve uluma sesleri de kesildi.


Sanki birileri gelmiş, yüzlerce köpeği çuvallara doldurmuş, almış götürmüş.


Eskiden özellikle azma dönemlerinde (üç ayda bir) sürüler halinde geziyorlar, insanların önlerine çıkıyor, etrafa korku ve endişe salıyorlardı.


Bilhassa çocuklar (daha çok okula giden çocuklar) ve yaşlılar için tehlikeli oluyor, zaman zaman üzücü olaylar oluyordu.


Havlama sesi havaya çıkıyordu.


Köyden bir farkımız kalmamıştı.


Bu konu aynı zamanda kuduz tehlikesi de söz konusu olabileceğinden dolayı hayati önemi bulunan bir konuydu.


Sorun nasıl çözüldüyse çözülmüş.


Kökünden çözülmediyse bile kayda değer bir rahatlama söz konusu.


Nasıl oldu acaba?


Bu rahatlık Vali Bey&[#]8217;in 2008 yılında yayımladığı genelgenin bir sonucu mu?


Bu genelgenin gereği yapıldı, kararlar uygulandı, önlemler alındı da mı köpekler ortalıktan kayboldu?


Barınak, bakımevi oldu, bunun etkisiyle mi sorun çözüldü?


Kısırlaştırma çalışmaları etkisini gösterdi de mi böyle oldu?


Bir de Çinliler var.


Yoksa bizim köpekleri Amasra&[#]8217;ya çalışmaya gelen Çinliler mi toplayıp yedi?


Limana gelen gemilerin Uzak Doğu ülkelerine mensup mürettebatı da şüpheliler arasında.


Biliyorsunuz onlar kedi, köpek, böcek ayırt etmiyor, ne varsa hepsini yiyor.


Bütün bunların mutlaka çorbada tuzu olmuştur.


Çinli madenciler ve Uzak Doğulu gemi mürettebatı hariç tabi ki.


Ne kadar köpek eti yeseler de onları latife olsun diye söyledim.


Bu sorun nasıl çözüldüyse, kim çözdüyse Allah ondan razı olsun.


Biliyorsunuz köpeklerle aram iyi değildir.


Özellikle bazı cinsleriyle hiç anlaşamam.


Eskiden bazıları önüme çıkar, havlayarak üzerime gelip saldırırdı.


Isıracak köpek her ne kadar dişini göstermez deseler de yine de çekinirdim.


Bu sebeple bazı yerlerden özellikle geçemezdim.


Benim durumumda olup da sıkıntı çeken birçok kişi vardı.


Valilik, Belediye, Hayvanları Koruma Derneği bu işe çok kafa yordu.


Aşılama, kısırlaştırma, sahip çıkma, koruma, kollama, bakım evine alma gibi etkenler sorunun çözümüne mutlaka katkı yapmıştır.


Dediğim gibi kayda değer bir rahatlama var.


Sokaklarda artık tek tük köpek görünüyor.


Onlar da tasmalı, yani sahipli.


Bu soruna tamamen çözüldü gözüyle bakmak istiyoruz.


Dileriz geçici değildir.


Umarız serap-merap, hayal-meyal görmüyoruzdur.


Köpek bahsini (inşallah bir daha açılmamak üzere) şimdilik burada kapatalım.


Bu arada kene konusuna dikkatinizi çekmek isterim.


Şu sıralar bir kene uyarısı yapmakta fayda var.


Malumunuz sıcaklar kendisini göstermeye başladı.


Kenelere dikkat edin.


Her derdimiz bize yeterken bir de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile uğraşmayalım.


Kenelerle birlikte havalara da dikkat edin.


Bir yağmur bir güneş, bir açık bir kapalı derken çarpılmayın.



Tefer projeleri hatalı



Bartınspor&[#]8217;un efsane başkanı, işadamı Faruk Narin ziyaretimize geldi.


Faruk ağabey gazetemizi ve köşe yazılarımızı takip eden, Bartın Pusula&[#]8217;yı beğenen ve ilgiyle okuyan okurlarımız arasındadır.


Kendisiyle Ankara&[#]8217;da olduğu zamanlarda da telefonla görüşmelerimiz oluyor.


Bizi başta Bartın&[#]8217;ın geleceğiyle alakalı projeler ve tabi ki futbol konusunda sahip olduğu engin deneyim ve tecrübeyle bilgilendiriyor.


Sohbetimizde Tefer (ırmak ıslah projeleri) konusunda konuştuk.


Hani bizim bir başka Faruk ağabeyimiz (Faruk Papila) var ya işte onun da kafayı taktığı ve üzerinde ısrarla durduğu projeler.


Tefer projeleri 1998&[#]8217;deki büyük selden sonra uygulanan sel önleme projelerinden biriydi.


Bu kapsamda üç proje hazırlandı ve bunlardan ikisi Dünya Bankası kredisi ile uygulandı.


Üçüncü proje kamulaştırma engeline takıldı ve uygulanamadı.


Uygulananlarda da sorun çıktı.


Tam istenildiği gibi olmadı.


Birinci projede (ırmağın denize döküldüğü bölüme doğru) yatak genişletmesi yapılmıştı.


Faruk Narin ırmak yatağı genişletilmez diyor.


Yatağını genişletirseniz yavaş akar, yavaş akarsa içindeki birikintileri götüremez, böyle olunca da dibi çabuk dolar diyor.


Bunun için iki yılda bir tarak gemisiyle temizlik yapılması gerekir diye de ilave ediyor.


İki yılda bir temizlik gerektiren bu proje akıl kârı bir iş midir?


Böyle olacaksa bu projeyi uygulamaya gerek var mı?


Cevabı belli olan bu soruların muhatapları bu projeleri hazırlayan mühendisler, dönemin hükümeti, DSİ bürokratları ve uygulayan firmanın yetkilileridir.


Bu konuda bugüne kadar çok tartışma yapıldı.


Yapılmaya da devam edeceğe benziyor.


Faruk ağabeye göre Tefer konusunda üzerinde durulması gereken çok şeyler var.


Sadece Tefer değil Kirazlı barajını da hatalı buluyor.


Yolunun bile yıllardır bitirilemediğini, yolun güzergahının yanlış olduğunu söylüyor.


Ayrıca baraj faaliyete geçtiğinde yaz aylarında zaten su seviyesi düşen ırmakta su daha çok azalacak diyor.


Bunun da ırmağı turizme açma çabalarına darbe vuracağını ifade ediyor.


Boğaz mevkiinde liman yolunda yapılması gereken menfezlerin seli önleme noktasında çok önemli bir işlevi olacağı bilgisi de yaptığımız sohbetin konuları arasındaydı.


Faruk Narin bilgisiyle birikimiyle tam bir danışman gibi.


Kendisinden istifade etmekte fayda var.


Faruk Narin biliyorsunuz Bartınspor&[#]8217;un profesyonel ligde en güçlü ve başarılı dönemlerinde başkanlığını yaptı.


Bartınspor&[#]8217;un yeniden eski günlerine dönmesini çok arzu ediyor.


Bunun için kulübe yardım ve destek vermeye devam ediyor.


Tefer, sel, baraj, ırmak turizmi derken futbolu fazla konuşamadık.


Onu da inşallah başka zaman.



Durmak yok, haber tekrarına devam



Haber tekrarını yayın politikası haline getiren malum mevkute Bartın Belediye Meclisi toplanıyor başlığı ile cumartesi günkü sayısında verdiği haberi Çarşamba günkü sayısında aynen tekrar etmiş.


Belediye Meclisi şu gün toplanıyor, bu gün toplanacak.


Başlığını değiştir ver gitsin.


Sayfa dolsun da nasıl dolarsa dolsun.


Bir de başka gazetelerde çıkmış haberleri kullanıyorlar, bayat haber yapıyorlar.


Sonra laf başına gelince etrafa gazetecilik taslıyorlar.


Bunlar gazeteciyse ben de Cumhurbaşkanıyım.