Biz kimi eleştirsek, oraya atlıyor bu iki kadın!
Meraktan ölecekler!
Oradan yürüyecekler ya bize!
Vedat Öztürk; dönüyor, dolaşıyor, kıvranıyor!
Ben böyle şeyleri konuşurken bile utanıyorum, sıkılıyorum diyor!
Keşke yaparken utansaydın Başkan diyorum kendi kendime!
Hani görüntüleri gözümle görmesem, tanıklarından dinlemesem, inanacağım adama!
Keşke, orada, iki kadının yanında da utansaydın Vedat Öztürk!
Ama nerede!
Demek ki, hala akıllanmamışsın!
Pavyonda ekmek parası!
Kadın garsonların çalıştığı ve kons yaptığı bir birahaneye ne ad verilir?
Ruhsatında birahane yazsa bile orası pavyondur!
Gökçebey Belediye Başkanı Vedat Öztürk, tümden kapatmak varken Organize Pavyonlar Bölgesi kurdu ve bu mekanları oraya taşıyarak, usulsüz olarak ruhsatlandırdı!
Gerekçesi çok ilginç!
İnsanlar orada ekmek parası kazanıyor!
AK Partili bir Belediye Başkanı, pavyonlarda yapılan işi ekmek parası olarak görüyor!
Ey AK Parti Genel Merkezi!
Sizin Yeni Türkiye anlayışınız bu mu?
Değilse, bunun hesabını Vedat Öztürkten sorun!
Aboneyim abone!
İstanbul'da bir belediye otobüsünde şort giydiği için hemşire Ayşegül Terzi'ye tekme atan ve adliyedeki ifadesinin ardından serbest bırakılan saldırgan hakkında, "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek" suçlamasıyla tekrar yakalama kararı çıkarıldı.
Yeniden gözaltına alınan zanlı, gönderildiği mahkemece tutuklandı.
Serbest kaldı, bir daha tutuklandı.
Yine serbest kaldı, yine tutuklandı!
Yargı kararlarını eleştirecek halimiz yok.
Ama Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Sekreteri Hakkı Arslanın boşanma sürecindeki eşiyle yaşadıklarını artık hepiniz biliyorsunuz.
Hülya Arslanın maruz kaldığı şiddet, Ayşegül Terzi adlı kadının yediği tekmeden daha hafif kaldı herhalde!
Yaygın medya, neredeyse tüm gazete ve televizyonlar, İstanbulda otobüste tekme yiyen hemşirenin yanında oldu.
Zonguldakta ise, Pusula dışındaki tüm yayınlar. Hakkı Arslanın yanında oldu!
Yetmedi, bu haberi yaptığımız için linç kampanyası başlattılar!
Haklılar tabi!
Hülya Arslanın gazetelere abone olma şansı yok!
GMİS, iyi-kötü abone oluyor!
Beni asıl şaşırtan olay, kadın gazetecilerin bu olaya karşı sergiledikleri duruştu.
Ne düşündüler, neden böyle bir tavır sergilediler, bileniniz var mı?
Ben biliyorum!
Ama söylemem!
Beş para etmeyen seni
Gazetecilik oynamaya çalışan bir arkadaş, bize yönelik yazılarının karşılığını almış!
Bakliyatgillerle işyerlerinde uzun süren sohbetin ardından, kendisine bir zarf ulaştırılmış.
İnsan, meslektaşını bu kadar ucuza satar mı?
O aldığın para senin değerin mi?
Yoksa bizi sattığın rakam mı?
Onu anlayamadık!
Ben olsam, yılların hatırına beş para etmediğin halde, seni o kadar ucuza satmazdım!
Vallahi satmazdım!
Ama insanın kıblesi paraya dönünce, böyle oluyor demek ki!