Yeni yıl ile beraber,
Değişimler de dikkat çekiyor.
Şehirde ve siyasette olduğu gibi,
Medyada da,
Değişim söz konusu.
Aslına bakarsanız,
Zonguldak’ta,
İki akım medya var.
Biri ana akım (resmi ilan alan),
Diğeri ise bağlantısızlar.
Bağlantısızlar,
Resmi ilan almadan,
Ticaretini çeviriyor.
Şimdilerde bakıyoruz.
Medya yeniden şekillenmeye  başladı.
Mesela,
Büyük büyük cümleleri ile bilinen,
Gazeteci olmayan,
Ama medyası olan bir isim,
Aylardır işçi maaşı ödemedi.
Haliyle,
Emekçiler işi bıraktı.
Uçan kuşa borcu olan,
 Kendi adına,
Telefon hattı dahi alamayan bu kişi,
Epeydir suskundu.
Ali Rıza Tığ’a karşı olan sermayeden,
Çok umudu vardı.
Ama o sermaye,
Buna yetmedi.
Belki de,
İstekleri karşısında yetişemedi.
Bizim üzerimizden,
Bir ilgi toplamaya çalışsa da,
Balonun havası erken söndü.
Bir ara,
Bir akım vardı, “Konuşsana bir tanem neden hep susuyorsun?” diye.
Şimdi bu tonlarda.
Biz bu adama,
Dolandırıcı derken,
Boşuna söylemiyorduk.
Al işte!
Emekçisinin emeğini de dolandırdı.
*    *    *    *    *    *    *    *    *
Biz yazınca,
Bazen tepki gösterenler oluyor.
Ama günün sonunda,
Genellikle, ‘Haklısınız’ diyorlar.
Biz de artık alıştık.
Mesela,
Benim yazı tarzımda,
Doyamamak var.
İlle üstüne gitmek istiyorum.
Yapıyorum da.
Bazen ara vereyim diyorum.
Bir olayın,
Veya bir kişinin,
Anlamadan arsızı oluvermişim.
Yazı yazmak çok kolay.
Ama,
Bazen içek böcek yazasım gelmiyor.
Okuyanlar bilir.
Çok güzel betimleme yaparım.
Bu olunca da,
Yazmak kadar kolay bir şey olmuyor.
Bazı yazılarımı hatırlıyorum.
‘Dar ağacındaki ip ne?”.
‘Dünya kadar malın olacağına fındık kadar Citroen Ami’n olsun’.
‘Zonguldak’ta OZAN  deliği’.
‘Simcity Tahsin Erdem’.
‘Ozan Varol kökenli pnömani’.
‘Suki yo’.
‘İp ne? Soruyorum sana ip ne?’.
‘Mütareke zamparası’.
‘Yara kaldı yara kaldı’.
‘Nadanı terk etmeden yaranı arzularsın’.
‘Kanişler’.
‘Bade harabül CHP’.
‘O Rus bu mu?’.
‘Kaniş görünümlü çomar’.
‘Hem fakirsin hem ereksiyon oluyorsun’.
‘Bir kurnaz bunlar biz de Gökgöl Mağarasında turistiz sanki’.
‘İpi boyunlarına değil, Goethe’ye geçirenler! ‘.
‘Devlete borcunu sikke sikke ödeyeceksin / Şehvetiye Tarikatı’.
‘Ad Ali’nin, basen Veli’nin’.
‘Ömer Selim Alan kötü yola mı saptı?’.
Zonguldak'ın Çağlayan'ları / Benden FETÖ'cü olmaz Goethe'ci olur / Geçme Fevkani'den ürkütürsün vakvakları’.
‘Sami Ağabeyinkini yediniz bizimkini de yiyin’.
‘Kendi oturduğunu alamayan, Mustafa Çağlayan’ınkini nasıl alacak?’.
‘Bayram Başol'un bacakları, Gotik ve Barok esintiler / Hz. Ali'yi görse Ali Bey diye çağırırlar’.
‘Zonguldak’ın elit burjuvası / Rum devşirmeleri’.
‘Ah ulan Kertenkele kutunda Kü-çük varmış!’
‘Eksik etek ile kısa pantolonlu ittifakı! / Merhaba Nejdet, amortiden mi çıktın güzelim?’.
‘Mustafa Erdem, Tahsin Özdemir, Tahsin Fırat, Şenol Tahsin, Nazmi Erdem’.
‘Ömer Selim Alan’ın yarattığı canavar / Hazreti Tahsin’.
‘Saxo’su çekilen başkan Ami’sine binemeyince Escort ile gezdi’.
Başlıklı yazıları unutamıyorum.
Başlıklar ayrıca güzeldi.
Yazmaktan bıkmıyorsun.
Ama doyamıyorum.
‘Ama’ nın yeri değişebilir.
Doyamıyorum ama…