İktidara yakın bazı memur sendikacılarının kravat takmama eylemleri sürüyor.


Tabi ki, bazı devlet adamları da, bu kıyafetsiz kifayetsizleri kapı dışarı ediyor.


Ama onlar hala kravat takmamakta direniyorlar.


Mesai saatleri içinde yaptıkları ziyaretlere bakın.


Bırakın bir müdürü, bir eğitimciyi, bir sendika başkanını, bir köy muhtarı bile bu kadar özensiz giyinmiyor.


İktidara yakınsanız, bu iktidarın bir numaralı ismi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başbakan olduğunda giydiği takım elbise moda olur, herkes onun taktığı kravatı takardı.


Yani AK Parti’nin moda ikonuydu, Sayın Recep Tayyip Erdoğan... Hala da öyle…


Peki, bu sendikacı tayfası neden kravat takmamakta ısrar ediyor dersiniz?


Mesela, İranlılar kravat takmaz.


Siz İranlı mısınız arkadaş?


Yoksa Cumasız mısınız?


Israrla kravat takmayanların gerekçesini biliyor musunuz?


İslami sitelere girerseniz görürsünüz.


“Genel olarak gayri Müslimlerin giyim ve elbisesi sayılan kravat ve diğer elbiseleri giymek, batının sapık kültürünü yayması durumunda caiz değildir” der.

Ancak, “Kur’an’da ve sünnette erkek ve kadın Müslümanlar için bir kıyafet tipi belirlenmemiştir. Her Müslüman kendi yaşadığı çevrenin örfüne göre giyinir. Yeter ki, bu kıyafetler avret yerlerini örtsün ve ince olup altını göstermesin. Papaz kıyafeti veya haham kıyafeti gibi simge olmuş kıyafetleri giymek caiz değildir. Çünkü o kıyafetleri giyenler onlara benzemek istediklerini göstermiş olurlar. Fakat kravat, ceket ve pantolon gibi giysiler bir dinin sembolü olan giysiler değildir. Dolayısıyla kravat takmanın bir sakıncası yoktur” diyen de var.

Şimdi bu kifayetsiz, kravatsızların asıl derdini anladınız değil mi?


Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar gücünü kullanarak koltukları kaptınız.


Şimdi kendi cemaatinizi iktidara taşımanın peşindesiniz.


Gülen Cemaati’nin bıraktığı boşluğu doldurma peşindesiniz.


Bu devlete, bu millete daha çok hizmet etme peşinde değilsiniz.


Daha iyi koltuklara oturup, daha çok kazanma, daha fazla güç elde etme peşindesiniz.


Aynı Gülen Cemaati’nin yaptığı gibi…


Zonguldak’ta daire müdürlerinin, şube müdürlerinin bir cemaat evinde toplanmasının anlamı nedir arkadaş?


Bu ülkede din ve vicdan hürriyeti yok mu?


İstediğin yerde, istediğin zaman, istediğin gibi ibadetini yapamıyor musun?


Nedir bu cemaat işi Allah aşkına?


“Cemaat” deyince insanın aklı karışıyor. Kurumların satın almalarında, muhasebelerinde çalışan cemaat üyeleri, oradan doğrudan teminlerde ya da diğer ihalelerde cemaatlere kaynak aktarıyorlar.

“Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” demiş atalarımız.

Biz paranın kimde olduğunu biliyoruz da, imanın kimde olduğunu bilemiyoruz artık!

Ama para için, koltuk için, dini-imanı kullananları çok iyi biliyoruz.

“Milletime hizmet etmek istiyorum” deyip, devlet imkanlarını sonuna kadar kişisel çıkarları için kullananları da biliyoruz.

Bu kifayetsiz kıyafetlilerle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sonuna kadar…



Göçükaltı’ndan Aşkın çıktı!



Geçenlerde bu köşede “Nerdesin Aşkın” demiştik.


Gezicilerin “Nerdesin aşkım, burdayım aşkım” sözüne öykünerek…


Sonra bu sözler şarkılara söz oldu, hatırlarsınız.


İnternet sitemize gelen yorumların satır aralarında işlenen bir konu vardı.


Araştırdık, bulduk.


Bir Belediye Meclis üyesi şirket kurmuş.


Başka bir belediyenin sınırında 1,5 milyon liralık iş yapmış.


İşi ayarlayan kişiye düşen pay da 100 bin lira!


Ama Allah’ları var, Allah’tan para belediyenin kasasından çıkmadı.


1,5 milyonu özel bir şirket verdi.


İş yapıldı, kar paylaşıldı.


Ne güzel değil mi?


Sosyal demokrasiyi seviyorum ya!


Bölüşümü çok adaletli yapıyorlar!


Başkan, manevi evladına yine yaptı kıyağını…


Şimdi sıra kendi evlatlarında!


Bir Göçükaltı daha olursa, çocuklar da kurtulur “göçük”ten