Zonguldak’ta konut satışlarında geçen yıla oranla ciddi bir artış olmuş.

Geçtiğimiz yıl Bahçelievler, İncivez ve Kozlu’da yürütülen zemin etüt çalışmaları, çok ciddi sıkıntılara neden olmuş, konut satışları tamamen durmuştu.

Bu arada, ekonomik krize giren, batan, kaçan müteahhitler bile oldu.

Neyse ki, bu yılın ilk üç ayında neredeyse geçen yıla yakın bir satış yapıldı.

Yani konut piyasası normale dönmeye başladı.

Peki, bu sıkıntının hesabını kim verecek?

Bu işi çok bilen hocalarımız parayı aldılar.

Sonra hiçbir şey olmamış gibi inşaatlar yeniden hız kazandı.

Milletin aldığı dairenin fiyatı düştü.

Vatandaş zarar etti, müteahhit zarar etti.

Bu işin tek kazananı, zemin hareketlerini hazırlayan hocalar oldu.

Hocalara bir çağrımız olacak: Siz önce kendi üniversitenizin zeminini kontrol edin. Sonra Zonguldak’ın zeminine bakın.

İşiniz “kel”in merhemi hesabı olmasın!

Doğalgaz döşeniyor!

Zonguldak şehir merkezinde doğalgaz çalışmaları nihayet başladı.

Madenci Anıtı’nın oradan Gazipaşa Caddesi’ne giriliyor.

Bir-iki ay sıkıntı çekeceğiz. O kesin.

İnşallah çalışmalar sağlıklı olur da, ileride bir facia yaşanmaz.

Düşünsenize…

Gazipaşa Caddesi’nde günün hareketli bir saatinde doğalgaz patlaması olsa...

Can kaybını, mal kaybını kimse hesap edemez.

O nedenle çalışmaların titizlikle yürütülmesi lazım.

Bir de… Hem Zonguldak Belediyesi, hem de doğalgaz şirketi; hangi ayda, hangi semtlere doğalgaz verileceğini bir kez daha açıklamalı.

Herkes odununu-kömürünü ona göre almalı.

Kıssadan Hisse: B.k böceği…

Adamın biri, bir gün bahçesinde otururken b.ktan top yapan bir b.k böceğini görmüş, böcek, pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: “Ey Allah’ım! Her şeyi çok güzel, çok hoş yaratmışsın da, şu böceği ‘sırf pislikle uğraşsın’ diye mi yarattın?”

Aradan bir kaç ay geçmiş, adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor, “Bak, bazen bahçelerde gezen bir böcek olur, ayakları ile pislik yuvarlar, işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin” demiş. Adam köfteyi çakmış ve 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. Aradan yıllar geçmiş, aynı adam, gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken, bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyormuş. Birileri dayanamamış, sormuş: “Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz, sendeki bu ne rahatlık ne, be adam?”

Adam şöyle cevap vermiş: “Kurban olduğumun bir kere işine karıştım, bana kırk gün b.k yedirdi, ister yüzdürür, ister batırır, ben karışmam kardeşim.”

Günün Fıkrası: Sıpa…

Köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış, evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılarak, “Hayrola amca, oğlunu nereye götürüyorsun böyle?” derler.

Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek, cevap verir:

“Sizin gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım.”

Günün Sözü:

İnsanın kırk yaşına kadar geçen yılları bir kitap, geri kalan yılları da o kitabın eleştirisidir.

Arthur Schoppenhauer