Kavşak suyu Bartın için sadece bir içme suyu değil, adına şiirler ve türküler yazılan bu su aynı zamanda Bartın&[#]8217;ın simgesidir, milli suyudur.


Bu sudan içen bir daha Bartın&[#]8217;dan ayrılamaz diye rivayet edilir.


Bu söz suyun ne kadar etkili olduğunu anlatmaya yeter de artar bile.


İşte bir kent için böylesine önemli su gibi hayat memat meselesi olan bir konuda Bartın şu sıralar altın çağını yaşıyor.


Bunun sebebi, sokaklardaki çeşmelerden iki günde bir üç-dört saat akan suyun aşırı sıcak ve yağışsız bir döneme rağmen bollaşması ve bundan böyle iki günde bir 12 saat akacak olması.


Yani artık kavşak suyu sabahtan akşama kadar akacak.


Bir başka deyişle belediye suyu salıvermiş oldu.


Bu bolluğun sebebi de Belediye Başkanı Cemal Akın&[#]8217;ın kaynaktaki azalma üzerine teknik ekiple birlikte kavşak suyu havzasına yaptığı inceleme gezisinde depoda çatlak tespit edilmesi.


Bu çatlağın giderilmesi ile birlikte önemli bir kayıp kaçak önlenmiş oldu ve bu da bize bol su olarak geri döndü.


Keşke Başkanımız bu inceleme gezisini göreve gelir gelmez yapsaymış.


1,5 yıl önce bu sorun çözülmüş ve çeşme başlarındaki su çilesi daha önce bitmiş olurdu.


Bu noktada hemen aklımıza Valilik tarafından hazırlanan &[#]8220;Bartın ili su kaynakları yönetimi stratejisi&[#]8221; isimli çalışma geliyor.


Haziran 2008&[#]8217;de yapılan bu çalışmada &[#]8220;Bartın&[#]8217;da yılda yaklaşık 1 milyar metreküp su hiç kullanılmadan, değerlendirilmeden denizlere akmaktadır&[#]8221; ifadesi var.


Bu ifade ilin Valisi İsa Küçük&[#]8217;e ait.


Vali Küçük, kitap haline getirilen çalışmaya yazdığı önsözde &[#]8220;Sular ilahı anlamına gelen Parthenios´dan adını alan Bartın&[#]8217;ın, günün birinde su sorununu tartışacağı ve yeni su kaynakları arayışına gireceği kimin aklına gelirdi&[#]8221; diyor.


Bu önsözden size önemli hatırlatmalar yapacağım:


&[#]8220;İnsanoğlu doğada var olan ya da belirli bir mücadele sonucunda ulaştığı her maddeyi ölçüsüzce kullanıp yok etmekte ya da onu bir mal&[#]8217;a çevirerek kullanıp tüketmekte ustadır. &[#]8220;Su akar Türk bakar&[#]8221; sözü artık gerilerde kalmıştır.


Ama ne yazık ki ve büyük olasılıkla öyle olduğu için; yani, su akarken baktığımız için bugün su sorununu tartışır hale geldik.


İlimizdeki kaynaklar dikkate alındığında kullanılabilir su miktarı 1,29 milyar metreküp/yıl&[#]8217;dır. Bu kişi başına yaklaşık 7.100 metreküp/yıl su demektir. Bartın&[#]8217;da 1.150 metreküp/yıl kişi başına kullanım gerçekleşmektedir.


Başka bir ifade ile yılda yaklaşık 1 milyar metreküp su hiç kullanılmadan, değerlendirilmeden denizlere akmaktadır. Bu çalışma göstermektedir ki denize akan bu miktarın


değerlendirilme zamanı gelmiştir.


Eğer, geçmişte başarılı bir su politikası, su yönetimi geliştirilip uygulanabilseydi sadece Bartın&[#]8217;da değil ülkemizde de bu sorunla karşılaşma olasılığı azalmış veya ötelenmiş olacaktı&[#]8221;


Bu tespit ve değerlendirmeler Vali Küçük tarafından bundan iki yıl önce yapıldı.


Vali Küçük, daha Türkçe&[#]8217;si &[#]8220;Su memleketi Bartın&[#]8217;ın bu değeri heba oluyor, boşa gidiyor&[#]8221; diyor.


Kayıp kaçağa, israfa dikkat çekiyor, su politikasının ve yönetiminin başarısız olduğunu belirtiyor, önlem alınması gerektiğini söylüyor.


Bu sözler iki yıl önce, Başkan Akın&[#]8217;dan önceki dönemde dikkate alınsaydı, bugün su konusunda mutlaka daha iyi bir konumda olurduk.


Ya da daha önceki yıllarda.


Öyle ya bu önlemi almak için ilin Valisinin veya başka birisinin su boşa akıyor demesi mi lazım.


Sadece depodaki çatlak değil ki.


Kavşak suyu hattının eski olması da önemli bir kayıp kaçağa yol açıyor ve bu herkes tarafından biliniyor.


Suyumuza sahip çıkmak demek ki bugüne nasipmiş.


Olsun, buna da şükür.


Zararın neresinden dönersek kârdır.


Kavşak suyumuzun yanında Ulupınar suyumuzun da kayıp kaçağını önlemeliyiz.


Bundan önceki belediye yönetiminin döneminde Ulupınar-Bahçecik hattından gelen sudaki tonlarca kayıpla ilgili haber yaptığımızı hatırlıyorum.


Kaynağın olduğu bölümde sorun var ve bu sorundan dolayı bu suyunuz da boşa akıp denize gidiyor.


Kavşak suyuna yaptığı müdahale ile çok önemli bir sorunu çözen ve bu yüzden kocaman bir teşekkürü hak eden Sayın Başkanımız Cemal Akın umarız bu soruna da el atar.


Bu arada öyle sanıyorum ki kavşak suyundaki gelişmeler bir şeye daha sebep oldu.


Hani Hema&[#]8217;nın Kazpınarı kömür kuyusunun kavşak suyuna zarar verdiği, vereceği, suyu kaçırıp yok edeceği konusu vardı, suda en küçük bir azalma olduğunda şirkete yükleniliyor, herkes ağzına geleni söylüyordu ya işte bu gelişme şirketin suçlamalara karşı yaptığı açıklamaları doğrular nitelikte bir gelişme oldu.


Hema bu alanda onlarca sondaj yaptı, kuyu açtı, bu kuyunun içine su bile doldu ama bütün bu çalışmalar sırasında kavşak suyu ne kayboldu, ne kirlendi ne de azaldı.


Bir azalma vardı ama bu azalma Hema&[#]8217;nın çalışmalarına değil aşırı sıcaklara ve kayıp kaçaklara bağlı bir azalmaydı.


Nitekim böyle olduğu anlaşıldı.


Hema ısrarla biz suya zarar vermiyoruz dedi.


Şirketin çalışmaları şu ana kadar suyu etkilemedi.


Bundan sonra etkiler mi?


Bunu bilemeyiz.


Asıl sorunun yer altından galeriler birbirine bağlandıktan sonra her taraf delik deşik edilerek kömür çıkarılmaya başlandığı zaman yaşanacağı belirtiliyor.


Şirket bunu da kabul etmiyor ve bu durumda da suyun hiçbir şekilde zarar görmeyeceğini savunuyor.


Şu ana kadar yaşananlar Hema&[#]8217;yı haklı çıkardı.


Bakalım bundan sonra da çıkaracak mı?





Memleketimden gazetecilik manzaraları (XVII)



Bazıları bayat haber yapmaya, yani başka bir gazete tarafından kullanılmış haberi birkaç gün sonra vermeye devam ediyor.


Okurlarına okunmuş haber veren bu gazeteler bir de pişmiş kelle gibi sırıtarak ve büyük bir pişkinlik içinde &[#]8220;ne olmuş yani bayat haber veriyorsak&[#]8221; tavırları içinde.


Ben bunların gazetecilik anlayışını yiyeyim.


Yazık günah.


Hem kendilerine hem okurlarına.


Bazı gazetelerin satışa çıktığı, satılık olduğu söyleniyor.


Gazetelerin satılarak el değiştirmesi kadar normal ve olağan bir şey olmaz.


Yeter ki gazeteciler satılmasın, kalemler kiralanmasın, sipariş yazılar, paralı haberler yazılmasın, saygınlık yitirilmesin, itibarlar beş paralık olmasın.


Bizim meslekte önemli olan budur.


Yoksa bugüne kadar Türkiye&[#]8217;de ve dünyanın birçok ülkesinde yüzlerce, binlerce basın ve medya kuruluşu satıldı, el değiştirdi.


Bu Bartın için de geçerli.


Burada da geçmişte basın kuruluşları satıldı, el değiştirdi.


Yine satılabilir, el değiştirebilir.


Bu gidişle zaten geliri giderini karşılamayan günlük gazetelerin çoğunun (kendini dev aynasında görenler, ben öyle yapıyorum böyle yapıyorum diye ahkam kesenler de dahil olmak üzere) olacağı budur.


Üstelik gazeteler satış için avantajlı bir dönemin eşiğindeler.


Biliyorsunuz genel seçimler yaklaşıyor.


2011 Haziran veya Temmuz ayında sandık başına gidilecek.


12 Eylül&[#]8217;deki referandumun ardından seçim çalışmaları başlayacak.


Milletvekili adaylarına, partilere basın yayın kuruluşu lazım olacak.


Bazıları ellerinde gazete olsun isteyebilir.


Gazetelerin para edeceği günler yaklaşıyor.