30 sene kadar önce, İstanbul&[#]8217;dan okul arkadaşım Cengiz Akatlı, kayak yapmasını bildiği için, Kartalkaya&[#]8217;ya giderlerken bizi de çağırdı. Hiç gitmediğimiz bir yerdi. Arabamın dört tekerine zincir bağladım, az gittim, uz gittim, Kartalkaya&[#]8217;yı buldum. Arkadaşım Cengiz ve eşi Selma&[#]8217;yla buluştuk. O zamanlar orada tek otel vardı. Yalan olmasın, geceliği tam pansiyon 25 bin liraydı. Ben o zamana kadar, hayatımda ayağıma kayak takmamıştım.
ÖĞRENMENİN BEDELİ VAR
Sabah acemilerin pisti olan baby lifte gittik. Orada büyük olarak, bir tek biz vardık. Etraf cıvıl cıvıl yeni öğrenen çocuklarla doluydu. Kayakları ayağıma taktıktan sonra, kayak hocalarından biri, &[#]8220;Sizin burada çalışmanız yasak&[#]8221;, dedi. Ben de, &[#]8220;Siz bizden uzak durun, yeni öğreneceğim,&[#]8221; dedim. Kısa mesafeli ve hafif eğimli pistte, kayak batonları koltuğumun altında, elle tutularak çıkılan ve devamlı dönen teleskiye yapıştım. Büyük bir heyecan içinde, en sona geldiğimde, haliyle yuvarlandım. Peşimden gelen arkadaşım &[#]8220;Değil mi ki, ilk seferde yukarı kadar çıktın, sen bu işi çabuk öğrenirsin&[#]8221; dedi.
Bana tepede, bu kar sapanıdır diye bir şekil gösterdi. &[#]8220;Sen hep böyle kaymaya çalış...&[#]8221; Arkadaşımla düşe kalka bir saat kadar çalıştım. Sonra, &[#]8220;Senin çoluk çocuğun var, onların yanına git, beni serbest bırak&[#]8221; dedim. Eşim Afet de beni otelin penceresinden takip ediyordu. Öğle yemeğine kadar, belki bin kere düştüm, kalktım. Bu iş hiç de göründüğü kadar kolay değildi... Ama yılmadım. Beni görenler önümden kaçışıyorlar, ben de kan- ter içinde kayarken &[#]8220;Açılın, geliyorum&[#]8230;&[#]8221; diye bağırıyordum.
Öğle yemeğinden sonra, karanlık basıncaya kadar çalıştım ve yokuş aşağı düşmeden inmeyi başardım. O gece yorgunluktan nasıl yattığımı bilemiyorum.
APAR TOPAR YUVARLANDIM
Sabah dinlenmiş olarak büyüklerin kaydığı piste inen yokuşun başına geldim. Altı- yedi kere düşüp yuvarlandıktan sonra, eşleşerek çıkılan, teleskinin başına varabildim. Ben de diğerleri gibi sıraya girdim. Beraber çıkacağımız, benim acemi olduğumu bilmeyen bir beyefendiyle hareket halindeki liftin sopasına yapıştım, kalçamın altına koydum. Bu sistemde tam oturmuyorsun, T şeklindeki liftin bir kenarına tutunuyorsun, kayakların yerde, kayarak yokuş yukarı çıkıyorsun. Bir müddet çıktıktan sonra, yanımdaki bey &[#]8220;Siz ne zamandan beri kayıyorsunuz&[#]8221; dedi. Ben de &[#]8220;Dünden beri, dün öğrendim kaymayı&[#]8221; deyince, adamcağızda şafak attı. Öyle bir şey ki, ben düşsem o da düşecek&[#]8230; Beni kontrol altına aldı. Dimdik yokuştan ilerlerken, aman şöyle yap, aman böyle diyerek, dağın tepesine geldik.
Ben liftten inmek için kendimi bırakınca, apar topar yuvarlandım. O dik eğimli pistte saatlerce, düştüm kalktım&[#]8230; Kar sapanı yaparak kaydım.
O gün akşam yemek vaktine kadar, artık kendime güvenim gelmişti. Korkmadan kayabiliyordum. Cengiz çok sevinmişti.
&[#]8220;BİRİNCİ YAĞCILAR&[#]8221; ŞÜKÜR YÜKSEL
Zonguldak&[#]8217;a döndüğümde, Aksekili tüccarların lideri olan, benden birkaç yaş büyük, Yeni Cami&[#]8217;nin karşı köşesinde büyük manifatura mağazası olan, Ticaret Odasının yönetiminde devamlı üye olan, &[#]8220;Yağcıların&[#]8221; Şükrü Yüksel, bana Kartalkaya gezimizi anlattırdı. O kadar hoşuna gitti ki, daha sonra her karşılaştığımızda tekrar tekrar anlattırırdı. Ve sanki kendisi yaşamış gibi, zevklenirdi. Kayak maceralarım çok hoşuna gitmişti. Hele de, dışarıda kar yığılıyken, otelin ısıtmalı, büyük yüzme havuzunda yüzen bikinili Fransız kızlarını anlatınca, &[#]8220;Seneye beni de götür, muhakkak,&[#]8221; dedi.
Sene geçti, gitmeden otele para çıkartmak lazım, Şükrü Abi &[#]8220;Bir iki gün bekle&[#]8221; dedi. Sonunda vazgeçti, &[#]8220;bir dahaki sene gideriz&[#]8221; dedi.
Bir dahaki sene olunca, bir bahane bulup vazgeçti. Sebebi de, işine son derece bağlı olması ve mağazasını katiyen bırakamayıştır. O sene öylece geçti&[#]8230;
Sonraki kış, &[#]8220;Tamam, geliyorum&[#]8221; dedi, &[#]8220;Benden benzin parası alacak mısın?&[#]8221; diye sordu. Ben de almayacağımı söyledim. &[#]8220;Otelde de ekstra hesapları herkes cebinden öder&[#]8221; dedim. &[#]8220;Tamam&[#]8221; dedi.
Otele telefon açtık, tam yer ayırtacaktık ki, bu gene vazgeçti. Öyle, böyle Şükrü Abi işini bırakıp da bir türlü Kartalkaya&[#]8217;ya gidemedi.
NASİP OLMADI
Sonra da hastalansın mı? Tedavisi yurtdışında olacak dediler ve kızı Ayşeyle acele İngiltereye gittiler. Ben bunu telefonla buldum. &[#]8220; İyileş de, seni mutlaka Kartalkaya&[#]8217;ya götüreceğim&[#]8221; dedim. Moral vermeye çalıştım. Ama ne yazık ki, ömrü vefa etmedi, İngiltere&[#]8217;den Zonguldak&[#]8217;a naaşı geldi.
Heyy gidi Şükrü Abi heyy!.. Üzerine titrediğin mağazanı, sevdiklerini bırakıp da gidiverdin&[#]8230;
Benim de içimde hatıran ve Kartalkayaya birlikte gidememenin ukdesi kaldı.
Allah rahmet eylesin. Zonguldak&[#]8217;ın eşrafından, kimseye kötülüğü dokunmayan, Zonguldak&[#]8217;ın işine en düşkün ve hesaplı adamlarından biriydi. Bir varmışş, bir yokmuuşş&[#]8230;
Kalbur saman içerisinde, bu yazıyı yazan da, okuyanlar da yokluk âleminde kaybolacaklar.
[*][*][*]
Allah&[#]8217;a şükrederek, hayatınızdan imkânlarınız elverdiğince, zevk alınız.
İşinizin esiri olmadan, kendinize, ailenize vakit ayırınız.
Sağlığınızın kıymetini biliniz.
[*][*][*]
Lahana turşunuzu kurdunuz mu? Ayva ve portakal reçeli yaptınız mı?
Sevgililer buluşmaya giderken, portakal reçeli yerlermiş... Acaba neden?
[*][*][*]
Sağlıklar ve mutluluklar dilerim.