Maddiyata önem verilen bu dönemde özellikle unuttuğumuz bir değerdir, itibar
Herkesin önceliği olması gerekirken, maddiyatın hepsinin önüne geçtiği bu dönemde maalesef insanlarla birlikte meslekler de itibarsızlaşıyor.
Birçok meslekte dönem dönem yaşanan güven ve itibarsızlık sorunu, elbette gazetecilikte de yaşanıyor.
Son yıllarda en çok yıpranan ve zarar gören meslek, hiç şüphesiz gazeteciliktir.
Bir zamanların en güvenilir mesleği olarak gösterilen gazetecilik, artık güvenilirlik konusunda hiç de iç açıcı durumda değildir. Güvenirliğin kaybedildiği noktada, saygınlığın da olması düşünülemez.
Peki, medya bu duruma nasıl geldi?
Medyamız, adeta güç zehirlenmesi yaşamış, kırılma noktalarında gerekli duruşu sergileyememiş, sürekli sınıfta kalmıştır.
Özgür ve bağımsızlığını yaşatma derdinde olması gereken basın, belli dönemlerde üzerine vazife olmayan rollere bürünmüş veya biçilen role sessiz kalmıştır. Bu da mesleğimizin yıpranmasına ve halk nazarında güvenilirliğinin azalmasına yol açmıştır.
Bir gazeteci büyümüzün dediği gibi:
"Her mesleğin önemi ve işlevi vardır, her mesleğin sahipleri saygın kişilerdir. Ama dünyada dört meslek vardır ki, doğru ve dürüst olarak yapıldığında' dünyanın en erdemli mesleğidir."
İnsanın sağlığı ile doğrudan ilgili doktorluk, doğrudan insanın haklarını koruyan, savunan ve toplum düzenini sağlayan hukuk ve insanı doğrudan bilgilendiren, geliştiren bir meslek olan öğretmenlikle birlikte en erdemli meslekler arasında yer alan gazeteciliğin sancılı bir dönemden geçtiği ortadadır.
Gazetecilik, insanı yöresinde, ülkesinde ve dünyada olup bitenler hakkında doğru ve dürüstçe bilgilendirmekle yükümlüdür.
Bu dört mesleğin her biri, doğrudan bireysel olarak insan yaşamının olmazsa olmazıdır.
Sağlığınızı ve hakkınızı korumak için, bilgilenmeniz için vazgeçilemez önemleri ve sorumlulukları var.
İşte bu meslekler; doğru ve dürüstçe, ahlak kurallarına uygun, halkın yararı gözetilerek yapıldığında dünyanın en erdemli meslekleridir.
İşte bizlerin bu noktada kendimizi sorgulamamız kaçınılmazdır.
Medya;
Meslek ilkelerine uyuyor mu?
Etik kurallara uygun hareket ediyor mu?
Bu sorulara verilecek cevaplar, medyanın nerede olduğunu ortaya koyacaktır.
Nereye gideceğini ise, yine bu etik ve ilkelere uyulma derecesi gösterecektir.
Bu etik kurallardan ne kadar uzaklaşılırsa, medyanın geleceği o kadar kararır. Etik kurallara ve ilkelere ne kadar sahip çıkılırsa, geleceği o kadar aydınlık, o kadar erdemli olur.
Genç gazeteci adayı arkadaşlarımızın ne derece önemli bir mesleği yaptığının idrakine vararak kendilerini geliştirmelerini, "büyük" gazeteci ağabeylerimizin de, erdemli mesleğimizin önemini unutmayarak, gelecek nesillere daha iyi ortam hazırlamaları gerekir.
Aslında gazetecilik mesleğinde değil, onu icra edenlerde veya mesleğe sızan gazeteci görünümlü "kasteci"lerin verdiği bu zararın er-geç yok olacağı ve mesleğin geçmiş dönemdeki saygın kimliğine tekrar bürüneceği günler gelecektir.
Bu da; ilkelerinden taviz vermeyen, etik kuralları kendine ilke edinmiş meslek kuruluşlarının mücadelesi ve elbette gazeteciyle kasteciyi ayırıp ilkeli bir duruş sergileyebilen, tavır koyabilen yetkililerle olacaktır.
Çıkar ilişkilerine girip, kişisel menfaat peşinde olup mesleği kullanan yetkililer, mesleğe olduğu kadar kendilerine de zarar verdiklerini unutmasınlar.
O yüzden, "gazetecilik" mesleğine sahip çıkalım. Unutmayalım ki, bugün gazetecilikte yaşanan yozlaşma, yukarıda saydıklarım dahil bir çok meslekte de yaşandı, yaşanıyor.
Doğruları, menfaat ve çıkar ilişkilerine göre değil de, mesleğin etik kurallarını düşünerek ortaya koyalım, savunalım.
Unutmayalım; özgür ve bağımsız basını yaşatmak, yalnız gazetecilerin sorunu değil, herkesin sorunudur. Tüm kesimleriyle halk, basın özgürlüğüne ve bağımsızlığa sahip çıkmalı, yeri geldiğinde özgürlük ve bağımsızlık için basını da eleştirmelidir.
Siz de eleştirin, ama mesleğimizi koruma mücadelemize destek verin.
GÜNÜN SÖZÜ:
İnsanlık çok ilerledi, artık görünmüyor!
SÖZÜN ÖZÜ:
Nimet sahibi olup da hasetçilerin hasedinden salim kalan yoktur
Hz. Ömer (R.A.)