Zonguldak İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde yaşananlar, tam da rahmetli Ali Bahadır’ın o meşhur sözünü hatırlatıyor: “İşgilli büzük dingilder!”
Bu yöresel deyim, standart Türkçede tam karşılığı olmayan, ama Zonguldak’ın, Karabük’ün, Bartın’ın köylerinden maden ocaklarına kadar her yerde anlaşılan bir halk ifadesidir. Parçalarsanız şöyle çıkar ortaya: İşgilli, yani kuşkulu, içten pazarlıklı, güven telkin etmeyen; büzük, korkak, çekingen, her an sıvışmaya hazır; dingilder ise dengesiz, ne yapacağı belli olmayan, bir o yana bir bu yana savrulan tipler için kullanılır. Hepsi bir araya gelince de “yarası olan gocunur” halini alır. Gizli bir ayıbı, bir korkusu, bir suçu olan adam, en ufak bir sözden veya olaydan kendini ele verir, panikler, huzursuzlanır, ortalığı karıştırır!
İşte tam da bu tabloyu yaşadık Zonguldak İl Genel Meclisi’nde!
AK Parti’nin seçim öncesi yaptığı “Oy pusulası basılsın, her şey şeffaf olsun” teklifini, “içimizdeki haini bulacağız” bahanesiyle reddeden CHP, bu kez tam iki “hain” çıkarmayı başardı!
Kendi içindeki huzursuzluk, kuşku ve korku öyle bir noktaya geldi ki, seçim salonu adeta bir curcuna yerine döndü!
Harf hatası bahanesiyle oylar tartışmaya açıldı, jandarma salona girdi, Milletvekili direnişe geçti, arbede çıktı!
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “Dağıtırım burayı” dedi!
Oysa teklif kabul edilseydi, en kötü ihtimalle seçim kuraya gidecekti. Her iki taraf da kaderine razı olacak, kimse “işgilli büzük dingilder” durumuna düşmeyecekti!
Ama olmadı. Çünkü bazılarının içinde bir yarası var. O yara, her normal teklif karşısında kaşınmaya başlıyor. “Pusula basmayalım, haini yakalayalım” diye dayatanlar, kendi çıkardıkları iki hainle yüzleşince ortalığı birbirine kattılar!
Pusulalar açıldığında, isimlerde ufak tefek yazım farklılıkları gerekçe gösterilerek oylar geçersiz sayılmak istendi!
CHP cephesi itiraz etti, tansiyon yükseldi, salon gerildi. Sonuçta AK Partili Necdet Karaveli başkan seçildi!
Ama o süreçte yaşananlar, CHP’nin içindeki korku ve dengesizliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi!
Rahmetli Ali Bahadır, birlikte çalıştığımız, yıllarca çatıştığımız, sonra barıştığımız o duayen gazeteci, bu sözü boşuna söylemezdi. “İşgilli büzük dingilder” derken, tam da böylelerini kast ederdi: Gizli bir derdi olan, her olaydan kendine pay çıkaran, en masum teklifte bile panikleyen tipleri.!
Zonguldak siyasetinde bu tür tipler hiç eksik olmadı. Ama bu seferki kaos, resmen deyimin ete kemiğe bürünmüş haliydi!
AK Parti’nin masaya koyduğu teklif, aslında en temiz, en şeffaf yoldu. Kabul edilseydi ne iki oy tartışması çıkacaktı, ne jandarma girecekti, ne de meclis salonu arbedeye sahne olacaktı.
Ne de CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak İl Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Albay Orhan Kaş’ı ittirecekti!
Ne de AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in 31’i bitirip 32’sinden gün alan işsiz güçsüz CHP İl Başkan Yardımcısı Emirhan Erdem’e “Demagoji yapma” diyecekti!
Herkes “Kura çekilsin, Allah ne verdiyse” diyecek, iş bitecekti. Ama olmadı. Çünkü bazılarının içinde işgilli bir ruh, büzük bir yürek ve dingil dingil savrulan bir akıl var.
Zonguldak’ı seven, bu kentin huzurunu, birliğini isteyen herkes için üzücü bir manzara. Siyaset, bu kadar kuşku, bu kadar korku ve bu kadar dengesizlikle yapılmaz. Yapılırsa da sonuç ortada: İşgilli büzük dingilder!
CHP’li kimliği ve kişiliğiyle tanınan Rahmetli Ali Bahadır şimdi bir yerlerden gülümsüyordur herhalde!
Çünkü dediği gibi çıktı. Yarası olan gocundu, panikledi ve kendini ele verdi!
Zonguldak siyaseti ise bir kez daha bu yöresel deyimin ne kadar isabetli olduğunu gördü!

Tahsin Erdem sıvamış!

Zonguldak Belediye Başkanı Mali Müşavir Tahsin Erdem 1 milyar 153 milyon TĽ olarak devraldığı borcu 21 ayda 1 milyar 840 milyon TL’ye çıkartmış!
Özellikle Zonguldak Belediyesi’nin personel şirketine ait borçlar sadece bir yıl içinde yüzde 82,5 gibi akıl almaz bir oranda artmış! Belediye ekonomisi yönetilmez hale gelmiş!
Zonguldak Belediyesi’nin toplam borcu, yıllık gelirinin tam yüzde 118'ine ulaşmış!
Zonguldak Belediyesi, bir yıl boyunca kasasına giren parayı borca yatırsa dahi borcu kapatamıyor!
“Ben hesap adamıyım” diye seçim kazanan Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, bu kafa ile giderse!
Kibrinden ödün vermeden, akrabalarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını, çocuklarının arkadaşlarını, delege ağalarının çocuklarını işe almaya devam ederse 1 milyar 153 milyon TĽden 21 ayda 1 milyar 840 milyon TL‘ye çıkardığı borç yükü görev süresinin sonunda 4,5 milyar TL’ye ulaşacak!
Zonguldak Belediyesi’nin AK Partili Belediye Meclis Üyesi Muhammet Yazıcı, “2025 yılı için 2.000 ton asfalt döküleceği sözü verilmişken, koskoca bir yılda sadece 75 ton asfalt dökülebilmiş.. Üstelik bu asfaltın da belediye bütçesinden değil, Zonguldak İl Özel İdaresi’nden hibe olarak alınmış! Zonguldak'ın bozuk yolları 75 tonla düzeltilemez.” demiş!
Anlayacağınız hesap uzmanı Tahsin Erdem, Zonguldak Belediyesi’nin defterlerini masa arkadaşı Akın Kavi’nin defterleri gibi tutmuş!
180’den fazla personel almıştı!
35 personel için ilana çıktı.
2 yılda 215 yeni personel aldı!
Bu kadar personeli almasa, bu personele ödediği maaş ve diğer giderler ile Zonguldak’a hizmet eder, borç yükü bu kadar artmazdı!
Ancak Tahsin Erdem’in Zonguldak’ı düşündüğü yok!
Şimdi Kozlu Belediyesi’nin işe alamadığı isimleri Zonguldak Belediyesi’ne almak için çaba gösteriyor!

Cumhuriyet Aşk Partisi

İstanbul, Antalya, Bursa, Uşak…
Belediye Başkanlarının aşk hayatları manşetleri süslüyor!
Ensonhaber internet sitesi “Cumhuriyet Aşk Partisi” manşetiyle tarihe not düşüyor!
Biz de Zonguldak’taki Belediye Başkanlarının aşk durumlarını masaya yatıralım!
Ama biz parti ayrımı yapmadan yazalım!
Ortalığı fazla karıştırmayalım!
Zonguldak’ta İl, İlçe ve Beldelerde toplam 25 Belediye Başkanı görev yapıyor!
Çapkınlıkta AK Parti ile CHP’li Belediye Başkanları yarışıyor!
Mesela bir Belediye Başkanı, illa lisans mezunu istiyor!
Evli/bekar fark etmiyor!
Bir formül bulup işe alıyor!
Kendisine yakın bir pozisyonda çalıştırıyor!
Eve geç gitmeler başlayınca eşi kadından ayrılıyor!
Belediye Başkanımız çok cimri!
Başka vilayetlerdeki kadınlara ev/araba/para gibi maddi şeyler vermiyor!
Sıkılınca, kadını görevde yükselterek başka birime yolluyor!
Hemen yeni bir sevgili yapıyor!
Böylece yıllardır masrafsız bir aşk hayatı oluyor!
Yalnız en son yola yakın malikanesinde bir lise mezununu ağırlamış!
Başkan kadınları bazen bodruma indiriyor, bazen terasa çıkarıyor!
Bir başka Belediye Başkanı!
Onun özel bir çaba göstermesine gerek yok!
Zaten taleplere yetişemiyor!
Şöhreti il sınırlarını aşmış durumda!
Nazım Hikmet’in dediği gibi:
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim…

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşcesine,
bu hasret bizim…

Bir başka Belediye Başkanı!
Zımba gibi!
Seçildiği günden beri esiyor!
Zaten hiç yapmıyor olsa da oturduğu koltuk maharetli!
O koltuğa oturan herkesin adrenali yükseliyor!
Üç harfli başkan bile o koltukta neler yaptıydı!
Bu hafta üç Belediye Başkanı ile yetinelim!
Haftaya diğerlerine bakarız!

Kıbrıs Hava Yolları!

Bölgemizde iş yapan firmalar, kamuda iş yaptıkları bürokratları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde misafir ediyorlarmış!
Mesela kamuda dış alımlara bakan bir personel hafta sonunda Kıbrıs’a neden gider?
Memur dediğin tutumlu olur!
Hesabını, kitabını bilir!
Onu mutlaka biri götürür!
Böyle bir kaç kişiyi öğrendik!
Kıbrıs Hava Yollarını daha sıkı takip edeceğiz!
Peki, belediye şirketinde çalışan tarama özürlünün Kıbrıs’ta ne işi var?
Mesaileri Kıbrıs’ta mı eziyorlar?