Kentimizin içinden geçen bir ırmak var ve biz onun kıymetini bilmiyoruz.


Avrupa&[#]8217;da olsa el üstünde tutulur bir değeri kirletmek ve yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz.


Kanalizasyon ırmakta.


Çöpler öyle.


Sanayi tesislerinin atıkları deseniz ha keza yine öyle.


En kötüsü de bu.


Irmağı fabrika atıklarından bir türlü kurtaramadık.


Oluşan kirlilik özellikle yaz aylarında su yüzüne çıkarak kendini daha fazla gösteriyor.


Bartın&[#]8217;ın en önemli çevre sorunu nedir diye sorulsa cevabım ırmak olur.


20 yılı aşkın bir süredir bu mesleğin içindeyim.


Bu süre içinde bu konuda belki de 500 kere yazı yazmışımdır.


Gerek yerelde gerekse yaygın basında gerek haber olarak gerekse yorum olarak yazdığım yazılar buradan İstanbul&[#]8217;a köprü olur.


Gazeteciliğimin ilk yıllarında da bu sorun vardı, şimdi de var.


Her yıl düzenli olarak meydana gelen toplu balık ölümleri ırmakta oluşan ve had safhaya ulaşan kirliliğin can alıcı bir başka sonucu.


Temmuz ya da en geç ağustos ayında yaşanan toplu balık ölümleri ırmaktaki oksijen seviyesinin azalmasından kaynaklandığı gibi sanayi tesislerinden bırakılan kimyasal atıklar da bu olayın bir başka nedeni.


Bu kadar kirliliğin olduğu bir yerde oksijen olmaz tabii ki.


Olmayınca da böyle oluyor işte.


Irmak meselesi, kentimizdeki çevre sorunları arasında üzerinde önemle ve öncelikle durulması gereken bir meseledir.


Ancak Bartın&[#]8217;da çevre deyince akla sadece termik santralin gelmesi gibi yanlış bir düşünce ve eylem var.


Bazı çevrelerin, çevreye duyarlı olduklarını söyleyenlerin gözü termik santralden başka bir şey görmüyor.


Onlar çevreciliği sadece santralden ibaret bir şey sanıyorlar.


Santral aşağı, santral yukarı.


Onunla yatıp onunla kalkıyorlar.


Halbuki memlekette ırmağın yanı sıra hava kirliliği diye bir çevre sorunu daha var.


Bunun en önemli sebebi de bilinçsiz yakıt kullanımı.


Kaçak ve kalitesiz kömür kullanımının olduğu yerde hava kirliliği olmasın da ne yapsın.


Ehliyetsiz kalorifercilerin yaktığı kaloriferler, binaların bacalarından çıkan dumanlardan belli değil mi?


Sadece bacalara baksanız hangi kaloriferin doğru, hangisinin yanlış yakıldığını rahatlıkla anlarsınız.


Bütün bunlar varsa hava kirliliği de olur tabii ki.


Çevrecilerin termik santralle birlikte bu sorunlarla da ilgilenmeleri çok doğru ve yerinde bir davranış olurdu.


Termik santral için yaratılan kamuoyu ırmak ve hava kirliliği için de yaratılsaydı keşke.


Ne yazık ki bu olmadı.


Termik santral, ırmak ve hava kirliliği sorununu gölgede bıraktı, bu sorunların öne çıkmasına engel oldu.


Çevreciler bu sorunları yok saydı, görmezden geldi.


Santral için en ufak bir gelişmede hemen basın açıklaması yapıp ortalığı ayağa kaldıranlar aynı duyarlılığı ırmak ve hava kirliliğine karşı göster(e)mediler.


Biliyorsunuz ırmaktaki kirlilik son günlerde kentimizin gündeminde bir kez daha öne çıkmış durumda.


Bu konu basına çok sık haber oluyor.


Pazartesi tarihli sayımızın manşeti &[#]8220;Kirleten fabrikalar kapatılsın&[#]8221; şeklindeydi.


Pazar günü Orduyeri köprüsünün başında yapılan basın açıklamasında dile getirilen bu talebi çok sert ve acımasız bulanlar olabilir.


Yüzlerce kişiye ekmek veren fabrikalar kapatılır mı, çevre mi önemli, iş ve aş mı önemli diyebilirsiniz.


Bunlara verilecek cevaplardan biri &[#]8220;yatırımlar çevreye zarar vermemeli&[#]8221; olmalı.


Tayfun Karadeniz isimli vatandaşın okuduğu basın açıklamasında &[#]8220;Bartın ırmağı, öldüğü halde milyarlarca lira para harcanarak kurtarılmaya çalışılan Ergene nehrinin akıbetine uğrayacak. Hiçbir para Bartın ırmağını geri getirmeyecektir&[#]8221; şeklinde çok önemli bir ifade var.


Bu da bir cevap.


Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak çok önemli.


Bunu sağlayamazsanız dünya kadar işiniz aşınız da olsa kirlilikten dolayı sağlık sorunları yaşamanız kaçınılmaz olacağı için hiçbir şey ifade etmez.


Sağlığınızı kaybederseniz onu parayla geri getiremezsiniz.


Yüzlerce kişi evine oradan ekmek götürüyor ama doğa, çevre, hava, su kirlendikten sonra, yaşam kalitemiz düşüp sağlığımız da tehlikeye girdikten sonra işiniz, aşınız, maaşınız, olsa ne fayda.


Alın size bir başka cevap.


Bazı çevreci kişi, kurum ve kuruluşlar son günlerde ırmak konusunda farkındalık yaratıp bir şeyler yapmaya çalışıyor.


Bunların arasında termik santrale karşı kurulan Bartın Platformu da var.


Platformun da içinde bulunduğu bir grup ırmağa sahip çıkılmasını sağlama noktasında çalışmalar yapıyor.


Platformun ırmakla ilgilenmesi önemli.


Bu gelişme bazı çevrecilerin çevreciliği sadece termik santralden ibaret görmediklerini göstermesi bakımından ayrıca önemli.


Çevreciyseniz eğer çevreyi ilgilendiren bütün olaylarla ilgilenmek gibi bir sorumluluğunuz var demektir.


Diğer çevreciler Bartın Platformu üyelerini örnek almalı.


Kafalarını termik santralden kaldırmalı, ırmaktaki ve havadaki kirliliğe de bakmalı.


Laf başına gelince &[#]8220;Bartın ırmağı bizim için çok önemli, mutlaka değerlendirmeliyiz. Projeler uygulamalıyız. Turizme açmalıyız&[#]8221; diyoruz.


Bunları her fırsatta dile getiriyoruz.


Bunu yapmak için önce ırmağı temiz tutmak lazım.


Irmağa sanayi tesislerinin atık bırakmasını, çöp dökülmesini, kanalizasyon verilmesini önlemek lazım.


Belediyenin projesi kanalizasyon sorununu halledecek.


Çöp konusunu da dökenleri yakalayıp cezalandırarak halledebiliriz.


Sanayi atıkları karşısında da yapılacak şeyler var tabii ki.


Pazar günü Orduyeri mevkiinde yapılan açıklamaya göre bıraktığı atıklarla ırmağı kirleten fabrika belliymiş.


Anlaşılan o ki, bu tesis daha önce de hakkında bir takım yasal işlemler yapılan, yarattığı kirlilikten dolayı idari yaptırımlar uygulanan sanayi tesisi.


Yine anlaşılan o ki, ırmağı kirleten bir fabrika var ve biz bu fabrikayı aylardır durduramıyoruz.


Kapatalım gitsin demek kolay.


Fabrika kapatmak kolay değil.


Bu çok sert ve acımasız bir uygulama olur.


Kapatmadan önce yapılması gereken her şeyi yapmak lazım.


Yetkililer bu konuda yasaları etkin bir biçimde uygularsa, konunun üzerinde önemle durursa sorun çözülür diye düşünüyorum.


Çevre yasaları kağıt üzerinde oldukça koruyucu.


Bu düzenlemeler ağır para cezaları öngörüyor.


Bunları her seferinde katlayarak tatbik etmek caydırıcı olabilir.


Bir de Bartın&[#]8217;daki her fabrikanın mutlaka arıtma tesisi kurmasını sağlamalıyız.


Arıtma tesisi olanların da bunları kurallarına göre çalıştırmasını sağlamak gerekiyor.


Bu da çok önemli.


Bunlar yapıldıktan sonra sorunun çözüleceği kanaatindeyim.


Irmağımıza sahip çıkalım.


Bu değerimizin değerini bilelim.