Konu başlığımızın Türkçe&[#]8217;si, yani anlamı aşırmadır.

İntiharı çağrıştırıyor, intihar gibi duruyor değil mi?

Gerçek anlamı intihar değilse de intihardan farksızdır.

Ha intihar etmişsiniz ha intihal yapmışsınız.

Bana göre ikisi de aynı şey.

Başkasının eserini, yazısını, makalesini kendisininmiş gibi gösteren kişiler hangi meslekte olurlarsa olsunlar böyle bir şey yaptıkları ortaya çıkınca en hafif tabirle maskara oluyorlar.

İntihale rastlanan yerler arasında bilim ve sanat dünyası da bulunuyor.

Başkasının tezlerini, makalelerini, bildirilerini, bilimsel eserlerini kendisinin gibi gösteren bilim insanları bu şekilde yükseldiklerinde, örneğin profesör olduklarında bu unvanları hemen geri alınıyor.

Üstüne bir de rezil oluyorlar.

Böyle birçok örnek var.

Bazı romanlar, öyküler, şiirler ve şarkılarda da intihal olayları ile karşılaşıyoruz.

Falan yazar filan yazarın romanından alıntı yapıp kendi kitabında kullanmış.

İntihal yapan bilim insanlarının nasıl bilim dünyasında itibarları azalırsa bunların da sanat dünyasında, yazarlıkta saygınlıkları azalıyor.

Bunlardan bizim meslekte de var.

Gazetecilikte başkasının yazısını, haberini, yorumunu alıp pişkin bir davranışla kendisininmiş gibi kullananlar var.

Bunların ne yazık ki bilim insanlarının ki gibi unvanları ellerinden alınmıyor.

Sadece maskara oldukları ile kalıyorlar.

Tabi utanmaları, sıkılmaları varsa.

Bana göre internetten aldıkları bayram ve özel gün mesajları ile kutlama yapanlar da intihal yapmış oluyorlar.

Ne yazık ki bazı kişilerde böyle bir hastalık, bu tür bir alışkanlık var.

İnternet kutlama mesajı kaynıyor.

Bayram mı geldi, özel gün mü var, al internetten yazıyı kullan kendi adına, ver gazeteye yayınlasınlar.

Bu da intihalin başka bir boyutu.

İnsanlar oturup kendileri fikir üretecekleri yerde işin kolayına kaçarak üretilmiş fikirleri kullanıyorlar.

Herhalde bu da üretenden çok tüketen bir toplum olduğumuzu gösteren bir başka acı ve çarpıcı örnek olsa gerek.

Bu konuda meydanı boş zannedenler yanılıyorlar.

Meydan hiç de boş değil.

Kapı gibi fikir ve sanat eserleri yasası var.

Bu yasasının çok ağır yaptırımları var.

Yakalandınız yandınız.

Eserin sahibi sizi bir şikayet etti mi ayıkla o zaman pirincin taşını.

Bizim meslekte olsun başka mesleklerde olsun kimse intihal yapmasın.

Ben internetten alırım yayınlarım, kimsenin ruhu duymaz diye düşünmeyin.

Her yiğidin yoğurt yiyişi ayrıdır.

Herkesin kendine has bir üslubu, tarzı, stili vardır.

Ben bunu parmak izine benzetirim.

Herkesin parmak izi nasıl birbirinden ayrı ve farklı ise yazı da öyledir.

Kimsenin yazısı kimseninkine benzemez.

Benzetmeye çalışsanız da olmaz.

Yazarlardan etkilenebilirsiniz.

Sevdiğiniz yazarın etkisinde kalıp onu taklit etmeye çalışabilirsiniz ama bu mutlaka belli olur.

İntihal ayıptır, kötü ve yapılmaması gereken bir şeydir.

Başkalarının sırtından para ve ün kazanmaktır.

Kitaptan, dergiden, gazeteden, internetten alıntı yapacaksanız altına mutlaka alıntıdır notunu düşmelisiniz.

Bazı eserler anonimdir.

Bunlarda isim olmayabilir.

Anonim eserlere de kendinizin olmadığını belirten bir ibare koymanız gerekir.

Ahlak bunu gerektirir.

İntihal yapmayın.

Kendi fikirlerinizle ortaya çıkın.

Yakalanırsanız yanarsınız.

Benden söylemesi.

Yazı ağlıyor, resim gülüyor

Bazı gazetelerde içinde ölüm bulunan olumsuz haberlere yazan kişinin gülen fotoğrafı konuyor.

Hiç şık durmuyor.

Görüntü yazıyla çelişiyor.

Bu örneklere sadece yerel basında değil yaygın basında da rastlıyoruz.

Bir gazete Uludere&[#]8217;de uçakların bombalaması sonucu hayatını kaybeden 35 kişinin haberini verirken iki muhabiri haberin üzerine iliştirilen resimlerinde gülüyordu.

Gülme olayı birinde tebessüm şeklinde olmakla beraber diğerinde daha belirgindi.

Bu durumlarda gazeteler haberi yapan muhabirin resmini koyacaklarsa durgun, üzüntülü, hüzünlü bir resim tercih etmeliler.

Acı habere gülen resim olmaz.

Siyasetçilerin, bürokratların, dernek ve oda yöneticilerinin başsağlığı dileği ile ilgili bir haberde gülen bir fotoğrafını kullanmak da yanlıştır.

Çok fena sırıtır.

Aynı şekilde deprem haberlerini verirken de gülen gazeteci resimleri kullanmamak lazım.

Geçenlerde yerel bir gazetede bir doktorun vefatı ile ilgili haberde yazıyı veren kişinin resimde ağzı kulaklarına varıyordu.

Haberin içinde hem ölen kişinin hem de kendinizin geçmişte çekilmiş olan gülen resimleri kullanılabilir.

Bunlara hayat dolu bir insandı, neşeliydi diye resim altı koyarsınız olur biter.

Ama köşe yazarı köşesindeki resimde yazdığı yazıda acı, elem ve keder var ise gülmemeli.

Adama sonra sevindiniz mi, bu resim ne böyle derler?

Yazı ağlarsa resim gülmemeli.

Gazetecilik büyük dikkat isteyen bir meslektir.

Kendinizi aldığınız yetkiden çok sorumlu hissetmezseniz olmaz.

Değindiğim konuda yaygın basın yerel basına kötü örnek oluyor.

Balık baştan kokuyor.

Sigara denetimleri

Yetkililer sigara yasağı konusundaki denetimlerle ilgili basına zaman zaman açıklama yapıyor.

Bunların sonuncusu kısa bir süre önce gerçekleşti.

Verilen bilgilerde sanki Bartın&[#]8217;da sigara yasağına genelde uyuluyormuş gibi bir hava ve izlenim var.

Şu kadar kontrol yapıldı, bu kadar ceza uygulandı gibi açıklamalar bana göre hiç tatmin edici değil.

Çarşıda bazı işyerlerinde ve bazı resmi binalarda gördüklerim başka şeyler söylüyor, açıklamalar başka şeyler söylüyor.

Gözlerime mi inanayım, yetkililere mi?

Benim kanaatim şudur:

İnsanları sıkmayalım diye olayın fazla üzerine gidilmiyor.

Yasaları uygulamak lazım.

Sigara gibi çok hayati bir konudan söz ediyoruz.

Denetimler daha da artırılmalı.

Kimsenin gözünün yaşına bakılmamalı.