Devrek Kaymakamı Ümit Altay, 7 Temmuz 2023 Cuma günü bir toplantı yapıyor...
Toplantıyla ilgili fotoğrafı, bilgi notuyla birlikte sosyal medya hesabından paylaşıyor...
Kaymakam Ümit Altay, paylaşımında şöyle diyor: 
“Değerli Devrekli hemşehrilerim;
İlimiz ve ilçemiz özelinde bu geceden itibaren pazar gününe kadar yoğun ve şiddetli sağanak yağışlı hava şartları beklenmektedir.
Can ve mal güvenliğiniz için ırmak kenarlarına yakın yerlerde hayvan ve ekonomik değeri mevcut varlıklarınızı bulundurmayınız. 
Kamu kurumlarımızla birlikte bu geceden itibaren oluşabilecek olumsuzluklara karşın tedbirlerimizi alıyoruz.
Lütfen, sizler de ilgili makamlar tarafından yapılan uyarılara uyarak, can ve mal güvenliği için belirtilen önlemlere göre hareket ediniz. 
Teşekkür eder, sağlıklı ve mutlu bir hafta sonu geçirmenizi dilerim.”
Toplantıda bulunan bir isim, bize bu paylaşımı atıyor...
Ve diyor ki:
“Kaymakam Bey, toplantıda bulunan Devrek Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Karademir’i, Karşıyaka Mahallesi’nde, Devrek Çayı kenarında kurulu festival satış stantları ve araçların kaldırılması konusunda iki kez uyardı.” 
“Peki, sonra ne oldu?” diye sordum...
Meğer, Devrek Belediyesi, stant sahiplerini, stantları kaldırmaları konusunda uyarmamış!
Mahalle sakinlerini, araçlarını kaldırması konusunda uyarmamış!
Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, festival sahnesinden ne anlatıyor?
Bir çocuk, “Çetin abi, iyi ki sen seçilmişsin. Hep seçil emi” demiş!
Peki, Devrek’te ne oldu?
Karşıyaka Mahallesi’ndeki Çomaklar Deresi taştı...
Festival nedeniyle kurulan tüm stantlar, sular altında kaldı!
Onlarca araç, Devrek Çayı’na sürüklendi!
Milyonlarca lira hasar oluştu!
Evet, yağış miktarı çok fazla...
Evet, çok kısa sürede çok yağdı...
Ama sen bir uyarı bile niye yapmadın?
O stantları, araçları niye kaldırtmadın?
Çetin Bozkurt, belediyede yaşanan yolsuzluklarla belediyeyi rezil etti!
İçip içip millete sataştı, dayak yedi, kendini rezil etti!
Yağmur yağdı, Devrek’i rezil etti!

Kıssadan Hisse: İmam...

Hikaye bu ya...
Padişahın biri, bir imam ile bir Bektaşi dedesini huzura kabul buyurmuş.
İmama...
- İmam efendi, içki var mı?
- Haşa sultanım...
- Kumar var mı?
- Sümme haşa sultanım...
- Kadın-kız var mı?
- Elfi elfi haşa sultanım...
Padişah, kuşağından bir altın çıkarıp, imama hediye etmiş.
Sonra dönmüş dedeye...
- Erenler, içki var mı?
- Akşamlarda olur sultanım...
- Kumar var mı?
- Arada-sırada oynarız sultanım...
- Kadın-kız var mı?
- Eh işte, o da oluyor bazen sultanım...
Padişah, kuşağından bir kese altın çıkarıp, dedeye hediye ediyor.
Bunu gören imam atılıyor:
- Sultanım, bu nasıl bir iştir? Ben; içki içmem, kumar oynamam, harama uçkur çözmem... Bana bir altın verdiniz, bütün bu süfli işleri yapan dedeye bir kese altın verdiniz. Ben, bundan bir şey anlamadım!
Padişah:
- İmam efendi, senin hiçbir masrafın yok. Ama dedenin masrafları çok. Onun için ona fazla verdim!
Bu fıkrayı, başka konular için anlatıyorlar.
Ama biz, kendimize uyarladık.
Adam; vergi ödemiyor, sigorta ödemiyor, çalışanına para vermiyor, aldığını iade etmiyor!
Ama bizimle aynı parayı kazanmak istiyor!
Haksızlık değil mi imam efendi?