Algı operasyonu… Toplum mühendisliği…

Adına ne derseniz deyin…

Son zamanlarda, özellikle sosyal medya üzerinden olayları saptırma ve birilerine hakaret etme hastalığı başladı.

Daha doğrusu, ilk ve en büyük provası Gezi olaylarında karşımıza çıkan bu hastalık, son zamanlarda hortladı…

Siyasetçilerin konuşmaları üzerinden, çekilen fotoğrafları üzerinden yapılan fotomontajlarla insanların duygularına hitap ediliyor…

Anlaşılan o ki, sırf bu konuyla ilgili “toplum mühendisleri” işbaşı yaptı…

Hedef; siyasiler ve PKK’nın yaptıkları üzerinden ülkeyi bölmek…
“Şeytanın aklına gelmez” denilebilecek fikirlerle karşımıza çıkılıyor…

Emin olun bununla ilgili onlarca kişinin bulunduğu ofisler vardır ve “ne yapalım da Türk siyasetini karıştıralım, ne yapalım da bölünme yönünde adımlar atalım?” diye hesap yapılıyor…

Yozgat tabelası önünde, “İt girer, Kürt giremez” pankartı…

Cumhurbaşkanının başka zamanda yaptığı konuşmayı canlı yayında yeni yapmış gibi yansıtılması…

Cumhurbaşkanının olaylar karşısında özçekim fotoğrafı çekiyormuş gibi fotosu…

Abdullah Öcalan, Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun birlikte idman yaptığını gösteren fotoğraf…

Türk milletinin sinir uçlarına dokunan bu ve bunun gibi fotomontajlar daha da olacaktır…

Şeytanın bile aklına gelmeyecek ne işler göreceğiz, bakalım…

Alman usulü…

“Hesapları Alman usulü ödeyelim” denildiğinde herkes kendi öder…

Son zamanlardaki gelişmelerden de anlaşıldığı gibi Almanya insanlığı da “Alman usulü” yapıyor…

Yani, sadece kendini düşünüyor…

Türkiye’de en çok Alman ajanının olduğu biliniyor, son zamanlarda da kısık sesle söyleniyordu…

Terör olaylarının arttığı bu günlerde silahlar ve patlayıcıların marka modelleri, Alman yetkililerin açıklaması artık, “mızrağı çuvala sığmaz” hale getirdi.

Teröristleri barındıran Almanya’nın Türkiye üzerindeki hesabının tutmaması yine bizlere bağlı…

Hesabı “Alman usulü” Almanya’ya ödetmenin tek yolu, provokasyona gelmemek olacaktır…

Ha gayret, olacak galiba…

Terör saldırıları ve şehitlerimizin artması üzerine gerçekleştirilen protestoların en sonuncusunu, dün Zonguldak Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği düzenledi.

Organizasyon açısından sıkıntılar olsa da, kalabalık anlamında istenilen düzeyde olmasa da, içerik açısından umut vaat etti…

Herkesin kendi kafasına göre takılıp, ayrı ayrı protestolar yaparak birlikteliğin zedelenmesine neden olacak girişimlerde bulunup, PKK’nın ve uzantısı olan HDP’nin değirmenine su taşınan ortamda anlamlı bir miting gerçekleşti…

Zira katılım çok olmasa da, yelpaze genişti…

AK Parti, CHP, MHP İl Başkanları, ideolojileri farklı olan sendika, dernek yöneticileri ve vatandaşlar omuz omuza vermiş gibiydi…

Milletvekillerinden sadece Hüseyin Özbakır’ın gelmesi, diğerlerinin gelmemesi içimizde ukde kalsa da, “Terör saldırılarına karşı birliktelik göstermekten, şehitlerimize saygı yürüyüşüne katılmaktan daha önemli işleri vardır” diye düşünerek tepkimizi öteledik…

Ellerde bayrak, hiçbir slogan atılmadan yürünmesi de ayrı bir anlam içerdi…

Adeta sessiz çığlık atıldı…

Gözyaşımızın rengi gibi acımızın renginin bir olduğunu gördük, gösterdik…

On binler, yüz binler, hatta milyonlarca kişiden ziyade farklı ideolojiden 50 yetkilinin yan yana yürümesi, daha anlamlı, daha etkili olacaktır.

Bunu prova sayın, bir sonraki protestomuzun daha birliktelik içinde, milletvekillerinin tamamının katılımıyla olması dileğiyle…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Sayın Köksal Toptan aday olmadı, ama aday olmayacak anlamında değil…”

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun

SÖZÜN ÖZÜ:

“İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? ‘Sen göremiyorsun’ diye bu alem yok değildir…”

Mevlana