Yargının bağımsızlığından duyduğum kaygıdan dolayı hayır oyu verdim ama bu sonucun çıkacağını tahmin ediyordum.
Bunun için kahin olmaya gerek yoktu.
Perşembe&[#]8217;nin gelişi Çarşamba&[#]8217;dan belliydi.
Evet geliyorum diyordu.
Hükümetin baskısı, Valiliklerin bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma Vakıflarından yapılan yardımlardaki artış, gazetelerin arkalarındaki tam sayfa evet ilanları, tüm yurtta sokaklardaki reklam panolarını kaplayan evet afişleri ve evet propagandalarındaki başarı bu sonucu getirdi.
Evet çıkmasaydı şaşırırdım.
İnsanların olaylara bakış açısı ilginç.
Konuştuğum kişiler arasında başbakanı yargıya yaptığı eleştiriler konusunda haklı görenler çoktu.
Valilerin, Emniyet Müdürlerinin mahkeme kararı ile dönmesine karşı başbakanın yakınmasını haklı bulanlar, Anayasa Mahkemesi&[#]8217;nin hükümet tarafından çıkarılan kanunları iptal etmesinin, Danıştay&[#]8217;ın yine hükümet kararlarına karşı iptal kararları vermesinin yanlış olduğunu söyleyenler vardı.
Anlaşılan o ki yargı ile ilgili menfi propagandalar vatandaş üzerinde epey etkili olmuş.
Siz istediğiniz kadar &[#]8220;hükümet yaptığı atamaları, çıkardığı kanunları, aldığı kararları hukuka uygun olarak yapmalı&[#]8221; deyin.
Vatandaş &[#]8220;yargı bana engel oluyor, ayaklarıma pranga vuruyor&[#]8221; diyen hükümeti haklı görüyor.
Vatandaş derken yurt çapında evet diyen yüzde 60 civarındaki kesimi kastediyorum.
Bu sonuçla yargı hükümetin kontrolü altına giriyor.
Hükümet artık hukuka uygun olsun olmasın istediği kanunu, yönetmeliği çıkaracak, canının istediği bürokratı rahatlıkla değiştirebilecek.
Daha da önemlisi yarın öbür gün Yüce Divanlık olunduğu takdirde davanın sonucunu tahmin etmek zor olmasa gerekir.
Anayasa Mahkemesinin 17 üyesinden 10&[#]8217;u hükümet ve hükümetle aynı partiden olan Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek.
Böyle bir Anayasa Mahkemesine hükümetin çıkardığı yasaların hukuka uygunluğunu kontrol ettirin bakalım, nasıl edecek?
Vatandaş, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun hükümetin etkisi altına girmesine evet dedi.
Sandıktan çıkan sonuç çoğunluğun hükümetten memnun olduğunu da gösteriyor ve bu sonuç yaklaşan genel seçimler için de fikir veriyor.
Bu evetle adı yargı bağımsızlığı olan yeni ve çok önemli bir sorunumuz daha oldu.
Basının ve muhalefetin işi artık çok zor.
Bu saatten sonra hükümet aleyhine yazı yazmak, hükümeti eleştirmek, tepki göstermek çok büyük cesaret ister.
Sağlığımızla oynuyorlar
Adamlar son kullanma tarihi geçmiş küflü konserveleri hayvanlara yem olarak vereceklerini söyleyip almışlar ve tarihlerini değiştirip yeniden piyasaya sürmeye kalkmışlar.
İstanbul&[#]8217;da meydana gelen olayı alıcı kılığına giren polisler ortaya çıkardı.
Polislerle 60 bin TL&[#]8217;ye anlaşan şahıslar kıskıvrak yakalandı.
Böyle olaylara çok sık rastlıyoruz.
Sahte içki, sahte bal, at, eşek, köpek eti satılması, bozuk konserve, son kullanma tarihi geçmiş envai çeşit gıda maddesi, uygun olmayan koşullarda, pis yerlerde, kirli malzemelerle gıda ürünü imalatı yapılması konusu maalesef ülkemizin kanayan yarası.
Çalışmadan para kazanmayı seven, kafası sahtekarlığa çalışan bazı uyanıklar halkın sağlığıyla oynuyorlar.
Para cezalarının ağır olmasına rağmen bu olayların önüne geçilemiyor.
Bana göre hastalıklardaki artışın en önemli sebeplerinden biri budur.
Bozuk gıdalar vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor, zayıflatıyor, güçsüz düşürüyor, hastalıklara davetiye çıkarıyor; Hem de yaldızlı cinsinden.
Hastaneler hastadan geçilmiyor.
İlaç satışları almış başını gidiyor.
Eczacılar, özel sağlık kuruluşları, diyaliz merkezleri boşuna vergi rekortmeni olmuyor.
Bana göre sorun denetimde.
Tabi cezaların yetersiz olması da bu sonuca sebep olan faktörlerden biri.
Gıda konusunda denetim yetkisi Tarım Müdürlüklerinde.
Bildiğim kadarıyla belediye zabıtası da bu konuda işlem yapabiliyor.
Gıda üretimi ve satışı yapan yerlerin sürekli denetlenmesi gerekiyor.
Denetim mekanizması iyi çalışmalı.
Gıda konusunda hile yapana daha ağır cezalar verilmeli.
Denetimi ve cezayı caydırıcı hale getirmekle sorunun büyük ölçüde çözebiliriz.
Bunun için gerekirse yeni bir yasal düzenleme yapılmalı.
Mesele hayat memat meselesi.
Konunun üzerinde önemle durulsa iyi olur.
Üniversite sayısı, hoca sıkıntısı ve eğitim kalitesi
Basın ve medyada doktor hatası ile ölüm haberlerinde son zamanlarda artış var.
Bayramın ikinci günü gazetelere yansıyan haberlere göre &[#]8220;3 yaşındaki Sevdanur Karabay&[#]8217;ın Küçükçekmece&[#]8217;de bir otomobilin çarpmasıyla kırılan ayağı kangren olup kesildi. Ailenin iddiasına göre küçük kız ilk gün belden aşağısı alçıya alınarak eve gönderildi.
Kız fenalaşınca iki kez daha hastaneye gittiler ama doktorlar teşhis koyamadı&[#]8221;
Dediğim gibi özellikle son yıllarda sonu sakatlıkla ve ölümle biten buna benzer çok haberle karşılaştık.
Bunun sebebi Tıp Fakültelerinin sayısındaki artıştır diye düşünüyorum.
Sayı arttıkça akademisyen kadrosu azalıyor.
Bu kadar çok fakülteye yeteri kadar profesör ve doçent bulmak hiç kolay değil.
İstanbul, Ankara ve İzmir&[#]8217;deki Tıp Fakülteleriyle Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Zonguldak, Elazığ ve Van&[#]8217;daki Tıp Fakültelerinin verdiği eğitim bir olabilir mi?
Elimizdeki akademisyen sayısı yeterli mi değil mi diye bakmadan, bu konuda gerekli altyapıyı yapmadan önümüze gelen yere fakülte açıyoruz.
Sadece fakülte olsa iyi, her il&[#]8217;e bir üniversite kurduk biliyorsunuz.
Kendimizden pay biçelim.
Üniversitemiz 2008 Mayıs ayında kuruldu ama o tarihten bu yana halen daha kampus alanının temelini atamadık.
Anlayacağınız tek başına akademisyenle de iş bitmiyor.
Fiziki altyapısı hazırlanmadan kurulan üniversitelerde tam anlamıyla eğitim ve öğretime geçmek uzun zaman alıyor.
İdari yapılanma ve akademisyen kadrosunu oluşturmakta aynı şekilde uzun sürüyor.
Üniversite sayısındaki artış beraberinde böyle sıkıntılar getiriyor.
Akademisyen sıkıntısı ve bu konuda yaşanan yetersizlik eğitimin kalitesinin düşmesine neden oluyor.
Eğitim kalitesinin düşük olması doktor, hukukçu, eğitimci, mühendis, teknisyen hatalarına yol açıyor.
Hatalar arttıkça her il&[#]8217;e bir üniversite açmanın marifet olmadığı daha iyi anlaşılıyor.