Çok tartışılan referandum sonrası yeni bir süreç başladı.
Dengeleri değiştirecek bu süreç sonunda partilerde yenilik arayışı baskısı da doğacaktır.
Türkiye&[#]8217;de lider endeksli giden siyaset içinde sistem kendisine yeni isimler arayacak.
Olaya yerelden baktığımızda durum pek iç açıcı değil.
Bizimkilerin önce lider ile siyasetçi vasfı arasında ki o basit ayrıntıyı fark etmesi gerekiyor.
Yerel bazda liderlik karizması taşıyabilen siyasetçi yok denecek kadar az.
Siyasetçi olmaya gelince istemediğin kadar.
Zonguldak&[#]8217;taki iş çevreleri mevcut siyasetçi profilinden memnun değil.
İş bitiren değil siyasetçi pek yok.
Bizim medya dünyasının ortak görüşü de bu yönde.
Siyaset gömleğinin içini liderlik karizmasıyla doldurabilen izimler yok.
Kısır ve basit çekişmelerden nimetlenerek siyaset yapanların yerine, gerçekten halkının her kesimiyle barışık yaşayabilen, şeffaf ve halk adamı diyebileceğiniz siyasetçilere ihtiyaç var.
Olaylara, sorunlara, çözüm yollarına hakim, kendiyle, partisiyle ve halkıyla, sivil toplum örgütleriyle barışık siyasetçilere ihtiyaç var.
Sürekli bir kısır döngü içinde enerjisini üst düzey bir çaba için sarf edecek amatör bir ruh ve cesarete sahip siyasetçilere ihtiyaç var.
Ak Parti, CHP, MHP ve diğer partilerde bu anlayış ile siyaset yapacak isimleri nasıl bulacağınızı soruyorsanız işte orası vahim.
Partilerin mevcut tabanları içinde bu profilde kimler varsa onlara düşen görev de biraz cesaretli olmak.
Biliyoruz ki onların da en büyük endişesi; &[#]8216;Adamcılık&[#]8217; anlayışı içinde kısa yoldan harcanmak yerine uzun soluklu ve sabrederek kıyıda köşede beklemek.
Partiler bu anlamda kendi içlerinde kavga vermek zorundalar.
&[#]8216;Tezgah bozulmasın, iki lokma da bizim havamız&[#]8217; olsun anlayışı ile siyaset yapan zihniyet devam ettiği sürece değişen bir şey olmayacaktır.
Ortak çözüm üretme konusunda sınıfta kalmış milletvekillerinin ısrarla peşinden gidenleri anlıyoruz.
Bildiklerini susanları da anlıyoruz.
Ancak kendi kendini kabız eden bu anlayış değişmek zorunda.
Bu nedenle her parti içinde yenilikçi kanatların çıkıp bu anlayışı savunması lazım.
Yoksa kendi gölgesinden korkan yerel siyasetçiler, gölgesinden korkan başka insanların siyasette ki yolunu açacaktır.
Boşa kürek sallamak
Zonguldak&[#]8217;tan neden insanların birer birer küsüp gittiğine tanık oldukça hak vermemek elde değil.
Kısa yoldan herkesin kendi işine bakması gerektiği yönündeki anlayışın egemenliği altında ezilen bir memleketteyiz.
Kentin gerçek sorunlarını ve çözüm yollarını görmezlikten gelme anlayışına teslim olmuş insanların zehirli gülüşlerinin prim yaptığı bir yerde siz de o sahteliğe uymak zorundasınız.
O sahtelik ki her daim iş başında.
O sahtelik ki her daim prim yapıyor.
Bütün bunların yanında şeytan diyor ki; &[#]8220;Sende boşa kürek sallama&[#]8221;
Ve pek çok kişi aynı görüşte.
Kendi gerçeğini görüp görmemezlikten gelen bunca insanı canı yürekten tebrik etmek gerek!
Çünkü başarılı oluyorlar.
Kendileri gibi yeni nesiller yetiştiriyorlar.
Yılmaz Yavuz tedavi altında
Bir süre önce hayırsever Yılmaz Yavuz&[#]8217;un sağlık durumunu bu sütunlardan aktarmıştık.
Okul yapılması için 1 milyon lira bağışlayan Yavuz&[#]8217;ın psikolojik rahatsızlığı nedeniyle oturduğu mahalle ve yakın çevresine verdiği rahatsızlık dikkat çekiyordu. Daha önce valiliğin kardeşleri ve kendisiyle yaptığı görüşmeden de sonuç çıkmamış ve bu durumdaki bir kişinin hayrının kabulünün ne kadar doğru olacağı sorularını akla gelmişti.
Bayramlaşma sırasında Vali Erdal Ata konuyla ilgili görüşlerini dile getirdi.
Mahkeme kararıyla Yavuz&[#]8217;un alınarak tedavisinin yapılması için çalışmalara başlandığını belirten Ata, bahse konu rakam için ise; &[#]8220;Sağlığı yerindeyken avukatı eşliğinde noter kanalıyla yapılmış bir yardım. Yılmaz Bey&[#]8217;in tedavisi için ilk günden beri ilgileniyoruz. Sağlığına bir an önce kavuşması için gereken her şey yapılıyor&[#]8221; dedi.
Ömer Ünal vakası
Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal Filyos&[#]8217;ta yapılmak istenen Kardemir Limanı&[#]8217;na yönelik tartışmalar sonrası karşı çıkanları yerden yere vuruyor bu limanın bölgenin turzim ve tarih potansiyelini vuracağını ileri sürenlere ateeş püskürüyordu.
Filyos&[#]8217;ta yapılmak istenen 25 milyon ton kapasiteli limanın
Ünal diyor ki; "Filyos´ta deniz mevsimi başlamasından bu yana aşırı yoğunluk görüyoruz. Bölge ve civar illerimizden misafirlerimiz var. Filyos artık kendi kabuğunu kırdı. Bugün araç park edecek ve insanların denize gireceği yerler doldu taştı. Bugüne kadar beldemizde böyle bir turist akını olmamıştır. Filyos´un tarihinden, güzelliklerinden ve denizimizin temiz oluşundan memnunlar. Biz çalışıyoruz, vatandaşlarımız bizi tercih ediyor. Amasra´yı da geçmeye aday bir beldeyiz. Filyos´un turizm de istenilen ve beklenen noktaya geleceğine inanıyorum"
Ünal&[#]8217;ın bitmeyen bu çelişkileri karşısında tebrik mi edelim, yuh mu çekelim kararsız kaldım.
Nerde Filyos&[#]8217;un bir turizm noktası olmayacağını söyleyen Ömer Ünal, nerde; &[#]8220;Amasra´yı da geçmeye aday bir beldeyiz&[#]8221; diyen Ömer Ünal.
Bu da bir gelişmedir.
Umarız Ömer Ünal nasıl bir fırsatın üzerinde oturduğunu fark ederek bir an önce Filyos halkı ile kucaklaşıp beldeyi önemli bir girdi kapısı yapabilir.