Zonguldak,
Aslında bir tiyatronun tezahürüdür.
Ne kadar iyi oynarsan,
O kadar itibar gördüğün bir yer.
Siyaseti de,
Bir o kadar benzerdir.
Sağcısı,
Kutsalları savunurken,
Solcusu da farklı değildir.
O da,
Emek,
Özgürlük,
Ezilen halk der!
Ancak,
Kendisi bahsettiği halktan,
Bir o kadar kopuktur.
Zonguldak’ta,
Kan kokusu almış köpekbalığından daha tehlikeli,
Bir şey varsa,
O da,
Fakir edebiyatı yapan,
Zonguldak solcusudur.
Ezilen halk derler,
En çok kendileri ezerler.
Burjuva kelimesini,
Ağdalı şekilde,
Kullanan tipler,
Seçkin CHP’liler olur.
Erdemli işler derler,
Her işlerinde,
Erdem arasınız.
Liyakat derler,
Seçkin tiplerin çocuklarını,
Belediyede işe alırlar.
Hak,
Hukuk derler.
Gak, guk yaparlar!
Burası Zonguldak!
Sağcısı başka,
Solcusu başka!
Ama solun dili bir başka!
Dillerine pelesenk olan ne kadar değer varsa,
Çıkar vakti geldiğinde,
Yutuyorlar!
Kümesimizin en dikkat çekenleri.
Tavuğu var!
Horozu var!
Bir de,
Horozcu çocukları var!
* * * * * * * * *
Öte yandan,
Zonguldak’ta,
Vasatlık ise,
Popüler kültür haline gelmeye başladı.
Çünkü,
Bu kentte,
Farklı bir düşünce,
Kreatif fikir,
Orijinal kişilikler,
Tehlikeli bulunur.
Öte yandan,
Vasatı tutturan,
Ses çıkarmayan,
Silik kişilikler ise,
Bu kentte yer tutar.
Çünkü,
Vasat insanlar,
Güç odakları tarafından,
Korunup kollanır.
Keza,
Zararsız,
Ses çıkarmayan tiplerdir.
Haliyle,
‘Vasatizm’ bu kentte,
Oldukça popülerdir.
Köşe başları,
Bunlarla tutulur.
İşte,
Zonguldak siyaseti ve bürokrasisinin,
Geldiği nokta budur.
Vasatlık,
Kentin bir gerçeğidir.
Yazık…