Zonguldak Belediyesi&[#]8217;yle ilgili her geçen gün yeni bilgiler geliyor.
Daha doğrusunu söylemek gerekirse, belediyeden bilgi fışkırıyor.
Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz&[#]8217;ün dünkü köşesinde yer alan bilgiler, başka bir şehirde olsa, yer yerinden oynardı.
Önce o bilgileri ve hafızaları tazeleyelim:
&[#]8220;Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir&[#]8217;i; kimler, neden ve nasıl tehdit (rica) etti? Başkan, o tehditlerin kaçını yedi?
Hangi Meclis üyesi bu tehditlere ortak oldu? Sözde arabuluculuk yapıp tehditlerin amacına ulaşmasını sağladı?
Başkan Akdemir, &[#]8216;Başımıza bela oldu&[#]8217; diye kimden yakındı?
Başkan Akdemir, o &[#]8216;bela&[#]8217;dan kurtulmak için neden gereğini yapamadı?
CHP&[#]8217;de ve AK Parti&[#]8217;de hangi Meclis üyeleri tehdit altında?
Hangi CHP&[#]8217;li Meclis üyesi, zorla odaya kapatılarak, meclis toplantısına katılması engellendi?
İmar Komisyonu ve diğer önemli komisyonların seçiminde hangi güçler devreye girdi?
Dışarından güç alan CHP&[#]8217;li Meclis üyesi kim?
Her şeyi bilen CHP&[#]8217;li Meclis üyelerini kim susturuyor?
Hangi CHP&[#]8217;li üyeler istifaya hazırlanıyor?
Başkan Akdemir&[#]8217;den kim, neler istiyor?
Akdemir&[#]8217;e, &[#]8216;Benim sayemde burada oturuyorsun&[#]8217; diyerek, sürekli tepesine binen kim?
Bunlar zor sorular değil mi?
Yanıtı verilmesi gereken sorular.
Yanıtını vermesi gereken Başkan Akdemir&[#]8230;
Yanıtını vermesi gereken Meclis üyeleri&[#]8230;
Yanıtını vermesi gerekenler İl Başkanı Halil Furat ve Merkez İlçe Başkanı Tarık Coşkun&[#]8230; CHP&[#]8217;nin ihanetçileri&[#]8230; CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu&[#]8217;na sesleniyoruz.
Sayın Kılıçdaroğlu, gel de gör şu rezilliği!&[#]8221;
Bu iddialar; yenilir, yutulur değil.
Hey Zonguldak, duyuyor musun?
Yoksa hala uyuyor musun?
Kıssadan Hisse: Yaşayarak öğrenmek!
Napolyon, bir gün tek başına düşman askerlerden kaçarken, küçük bir dükkana girer. Dükkân sahibi, Napolyon&[#]8217;u saklar ve onu kovalayan düşman askerlere de, &[#]8220;Şu tarafa kaçtı&[#]8221; diye yanlış yol gösterir. Nihayet bir süre sonra, Napolyon&[#]8217;un askerleri de olay yerinde bitiverir. Dükkân sahibi, ömründe bir daha karşılaşmayacağını düşündüğü Napolyon&[#]8217;a merak ile şöyle bir soru yöneltir:
&[#]8220;Efendim, af buyurun, ama ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu ki?&[#]8221;
Napolyon birden öfkelenerek, &[#]8220;Sen kim oluyorsun da, benimle böyle dalga geçerek konuşuyorsun? Bu ne cüret? Askerler, bağlayın bu densizin gözünü ve hemen kurşuna dizin&[#]8221; diye talimat verir. Dükkân sahibi, gözü bağlı tir tir titremektedir. Büyük bir korku içerisinde, yaptığına pişman olur. &[#]8220;Tutamadım çenemi, ben ne yaptım, durup dururken ölüp gideceğim&[#]8221; der. Kısa bir süre sonra; arkasından bir el uzanır ve gözündeki bağı açmaktadır. Adam bir döner ki arkasına; uzanan el Napolyon&[#]8217;un elidir. Şöyle der Napolyon:
&[#]8220;İşte böyle bir duygu! Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir.&[#]8221;
Yaşayarak öğrenmek, hayatın içerisinde edindiğimiz deneyimlere sahip olabilmektir. (Alıntıdır)
Günün Fıkrası: Kaç çocuk?..
Delikanlı, sarışın sevgilisine sormuş:
&[#]8220;Evlenince kaç çocuğumuzun olmasını istersin hayatım?&[#]8221;
&[#]8220;Dört!..&[#]8221;
&[#]8220;Niçin dört?&[#]8221;
&[#]8220;Çünkü Çinli çocuğum olsun istemiyorum.&[#]8221;
&[#]8220;Ne demek o?&[#]8221;
&[#]8220;Biliyorsun ki her beş çocuktan biri mutlaka Çinli doğuyor.&[#]8221;
Günün Sözü:
İyi polis, bulmacanın parçalarını birleştiremediği için uyuyamaz. Kötü polis ise, vicdanı el vermediği için&[#]8230;
Insomnia