Teknoloji ilerledikçe dolandırıcılık da gelişiyor.
Adamlar bu konuda öyle uzman ve marifetli ki en zor şifreleri bile açıp en güvenilir hesapların içini dahi boşaltabiliyorlar.
Üstelik bu işleri tereyağından kıl çeker gibi yapıyorlar.
Gazetelerde böyle çok haber görüyoruz, okuyoruz.
Bizim gibi kolay yoldan para kazanmanın envai çeşit yolu bulunan başka bir ülke var mıdır acaba?
Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yatalak hastaları ve yakınlarını bile kandırmaya çalışan vicdansızlar var.
İl Sağlık Müdürlüğü bu konuda vatandaşlara &[#]8220;Hizmetlerimiz ücretsizdir&[#]8221; diyerek birkaç defa uyarıda bulundu.
Telefonla yapılan dolandırıcılık olayları da çok moda.
En yaygını bu.
Birçok insan bu yüzden elini telefona sürmeye korkuyor.
Kısa bir süre önce Bartın&[#]8217;da bir inşaat işçisinin başına gelenleri duymuşsunuzdur.
Adama bir telefon geliyor.
Karşısındaki ses polis olduğunu söylüyor.
Adınız terör olayına karıştı diyor, para istiyor.
O da korkuyor, istenilen 6 bin 500 lirayı gönderiyor.
Hem de sorgusuz sualsiz.
Bu kadar basit yani.
Görüyorsunuz böyle hatırı sayılır bir parayı kazanmak bile çok kolay.
Karşımızdakiler saflığımızdan yararlanıyor.
Bir de kontör dolandırıcılığı olayları var.
Onlar da adınız terör olayına karıştı diyerek kontör istiyor.
Kontör gönderin bu işi çözelim diyor.
Sizi arayıp ya da mesaj gönderip ödül kazandınız diyenler de var.
Bunlar kazanılan sözde ödülü göndermek için kontör istiyorlar.
Bu numarayla kişisel bilgileri ve banka hesap numaralarını elde edip dolandırıcılık yapanlar da var.
Yapılan tüm uyarılara rağmen bu olayların önüne geçilemiyor.
İnsanlar dolandırılmasın diye herkesin başına bir tane polis dikilemeyeceğine göre görev öncelikle vatandaşa düşüyor.
Bizim insanımız ne yazık ki her sakallıyı dedesi sanıyor.
Her şeye inanıyor, kanıyor.
Böyle basit numaralara kanmanın başka nasıl bir tanımlaması olabilir ki.
Sizi birisi arıyor, karşınızdaki ses kendisini Ankara veya İstanbul&[#]8217;da görevli polis veya asker ya da adliye görevlisi olarak tanıtıyor.
Konuşma sırasında telsiz sesleri de geliyor.
Dolandırıcı şahıs vatandaşa telefonunun ya da adının yasa dışı bir olaya karıştığını, bu işi çözebileceğini, bunun için isteklerinin karşılanması gerektiğini söylüyor.
Vatandaş buna inanıyor ve ne isteniyorsa gönderiyor.
İş işten geçtikten sonra da dolandırıldığını anlıyor ve soluğu poliste ya da adliyede alıyor.
Yetkililer bu konularda zaman zaman uyarılarda bulunuyor.
Bu uyarılar cep telefonu mesajı, basın açıklaması ve belediye hoparlörü de kullanılarak yapılan duyurularla oluyor.
Vatandaşlara bu tür şeylere kanmayın ve hemen bizi arayın, bilgi verin diyorlar.
Emniyet Müdürlüğümüzden önceki gün bir açıklama daha yapıldı.
Uyarılar tekrar edildi, dikkatli olunması istendi.
Buradan biz de uyarıda bulunalım.
Devlet bu şekilde kimseden kontör veya para istemez.
Devletin böyle yöntemlerle kişisel bilgi talebi de olmaz.
Böyle şeylerle karşılaştığınızda yapmanız gerekenler belli:
Taleplere cevap vermeyin.
Derhal yetkilileri arayın.
Uyarılara uyalım, uymayanları uyaralım
Dolandırıcılar konusunda yapılan uyarıları dikkate alsak, bu konuda yetkililerin dediklerini yapsak hiç sorun olmayacak.
Aynı şeyler sigara için de geçerli.
Bu konuda yapılan uyarıların da haddi hesabı yok.
Bu uyarılar nedense birçok kişinin bir kulağından giriyor, diğer kulağından çıkıyor.
Uyarılara aldırış etmemek gibi kötü bir huyumuz var.
Büyük sözü dinlemeyi de pek sevmeyiz.
Halbuki hepsi bizim iyiliğimiz için.
Ama de de anlat.
Biz de yetkililer gibi bildiğimiz kadarıyla, elimizden geldiğinde, bıkmadan usanmadan anlatmaya çalışıyoruz.
Gazetecinin bir görevi de toplumu uyarmaktır, yanlışlıklara, olumsuzluklara, kötü şeylere dikkat çekmektir, önlem alınmasını istemektir.
Birçok konuda bu görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.
Getirebiliyorsak ne mutlu bize.
Sağlık Müdürlüğü de bizim gibi şubat ayında sigaranın üzerinde önemle durdu.
Sağlığımızdan sorumlu olan müdürlükten şu ana kadar birbirinden önemli üç ayrı açıklama yapıldı.
Açıklamalar uyarılarla doluydu.
Sigara konusunda sanatçıların duyarlılığı da büyük önem taşıyor.
Bu konuda geçtiğimiz gün basına yansıyan bir haberi gelin birlikte okuyalım:
Haberin başlığı &[#]8220;Şenses fırçaladı&[#]8221;
Geçtiğimiz aylarda kanser teşhisi konulduktan sonra midesi alınan Adnan Şenses, sağlıklı günlerine geri döndü.
Önceki gün Magazin Gazetecileri Derneğinin lokal açılışına katılan şarkıcı, salonda sigara içildiğini görünce sinirlendi.
Konuklara kızıp azarlayan Adnan Şenses &[#]8220;Kapalı yerde sigara içen dışarıya çıksın. Ben uzun süre içtim. Hiçbir faydası olmadı. 30 yıl önce bıraktım. Bırakmasaydım şu anda hayatta olmazdım&[#]8221; dedi.
Adnan Şenses kapalı mekanda sigara içenleri fırçalamakta son derece haklı.
Sigaraya ben çağımızın vebası diyorum.
Kanser hastalığının en önemli sebebi sigaradan en çok çocuklar etkileniyorlar.
Dolayısıyla en çok çocuklara üzülüyorum.
Evde sigara içen anneler babalar, teyzeler halalar, ağabeyler ablalar, dedeler, nineler, dayılar amcalar&[#]8230;
Hadi bırakın kendinizi, çocuklarınıza, torunlarınıza, yeğenlerinize yazık günah değil mi?
Madem kendinize acımıyorsunuz bari onlara acıyın.
Hadi kendinizi zehirliyorsunuz, bir de onları neden zehirliyorsunuz.
Pasif içici konumundaki çocukların bağışıklık sistemi zayıf oluyor.
Bu durumdaki vücutlar mikroplara direnç gösteremiyor.
Sigara dumanına maruz kalan çocuklar erken yaşlarda hastalık sahibi oluyorlar.
O nedenle ölümler de erken oluyor.
Yazık oluyor.
Günah oluyor.
Dolandırıcılar dedik, sigara dedik, bir uyarı da havalar için yapalım.
Biliyorsunuz cemreler yolda
Kış günlerinde 102&[#]8217;deyiz.
Üç gün sonra cemrelerden birincisi düşecek.
O nedenle hava şu sıralar çok değişken.
Bir sıcak oluyor, bir soğuk.
Bir yağmur yağıyor, bir kar.
Bir fırtına çıkıyor, bir dalga oluyor.
Böyle havalar üst ve alt solunum yolu hastalıkları için adeta yaldızlı davetiye gibi.
Sıkı giyinmekte, temizlik kurallarına fazlasıyla riayet etmekte fayda var.
Kendinize dikkat edin.