Mesleki büyüğümüz Harun Ersoy Yeni Adım Gazetesi´ndeki yazısında ZKÜ Rektörü Bektaş Açıkgöz ile yaptığım değerlendirmeye sıcak bakmayanlardan.
Açıkgöz´ün rektörlük seçimi bittikten sonra da Zonguldak´ta kalmasına sevindiğimi söylemiştim.
Şöyle diyor Harun Ağabey;
"Anlaşılan, Bektaş Hoca Zonguldak´ı çok sevdi!..
Bir de beni sevseydi!..
Bektaş Hoca´nın Zonguldak´ta kalacağı haberini, memnuniyetle karşılayan Öksüz bir de gönderme yapmış:
"Her ne kadar bazı meslektaşlarımız Rektör Beyin yönetim tarzını beğenmese de ben pek de öyle düşünmüyorum"
Bu biraz da, yönetim anlayışına bağlı olarak kişiden kişiye değişen bir durum. Hadi bunu anladık da, o gönderme niye?
Üzerime alınmadım dersem yalan olur".
Harun Ağabey geçmiş yıllarda Açıkgöz ile yaşadığı zıtlaşmalardan yola çıkarak böyle bir alınganlık yapmış.
Oysa bu cümle okuyucuya daha şeffaf bir değerlendirme imkanı vermek için benim gibi düşünmeyen gazetecilerin varlığından da bilgi vermek amacıyladır.
Kaldı ki Bektaş Hoca´nın döneminde her şeyin dört dörtlük olduğunu savunmak gibi değerlendirme de bulunmadım hiçbir zaman.
Üç yıl önce TSO´daki bir yuvarlak masa toplantısında Bektaş Hoca´ya "Kent ile üniversite arasında cam duvar var. Bunu kırmak bizim olduğu gibi sizin elinizde" diyen bendim.
Son olarak Fazıl Say konserinin AKM´de olmasını birazda bu tartışmalara bağlıyorum.
Duruşu, felsefik görüşü ve inançları bir tarafa bırakıp kente ve üniversiteye fiziki ve bilimsel anlamda neler kattığını da gözmezlikten gelemeyiz.
Harun ağabey son olarak şöyle diyor;
O zaman sorayım:
2006 Rektörlük Seçimleri´nde kimi desteklediniz?"
Gamze Mocan Kuzey´den yana tavır koyduk. Harun Aağebey deneyimli bir gazeteci. O gün Gamze Hoca´dan yana tavır koyduk diye son üç yılda ki değişim ve çabayı görmezlikten gelmemizi istemez herhalde. Gamze Hoca´da rektör olursa onunda çalışma sürecini değerlendirme şansımız olur.
Üniversite büyüyecekse birlikte büyüteceğiz.
Farklı bakış açılarıyla görüş zenginlikleriyle.
Benim önerim Harun ağabeyin Rektör Hoca´yı 4-5 gazeteci ile bir programda buluşturmasıdır.


Domuzlardan ve kaplumbağlardan özür diliyorum!

Hayvanları Koruma Günü
Sembolik günlerden biri daha.
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü.
Bekir Coşkun´un ´Pako´su sayesinde biraz daha anlam kazanan o günlerden biri.
Ülkedeki hayvan envanteri tam olarak nedir.
Zonguldak´ın o doğal ve zengin coğrafyasındaki hayvan envanteri nedir peki.
Hayvandan daha çok hayvanlaşanların envanteri nedir peki. Hayvanlaşmanın doğal bir böğürtüden ileri geldiğini düşünerek böğürenler, dağdaki ayı ile aralarında ne gibi bir benzerlik görüyor. İki bacaklı hayvanları dört bacaklılarla asla kıyaslamak istemem.
Ancak bir benzetme yapacaksak ancak onların adını anarak yapabiliyoruz.
Ayılaşan, ayılaştırılan bir toplumdayız!
Sırtlanlaşan, çakallaştırılan bir toplumdayız.
Tilkileşen, tilkileştirilen bir toplumdayız.
Maymunlaşan, maymuna döndürülen bir yönetimdeyiz. Yılanlaşan, yılan gibi kıvrılmanın öğretildiği teşvik edildiği bir dönemdeyiz.
Yani olumsuz anlamda örnek göstermek zorunda kaldığım hayvanlardan özür diliyorum.
Gerçekten onların bir günahı yok.
Onların tek suçu sadece dört bacaklı, kıllı ve zekalarının insanlarla kıyaslanmayacak kadar minik olması.
Hayvan çok. Bizde çeşit çok. Her hayvan güzeldir. Her hayvanın bir olumsuz yanı vardır.
Ancak içinde bulunduğumuz sistemi en güzel hangisi ifade eder bilemiyorum.
Ben domuz ve kaplumbağayı seçtim.
O güzelim domuzlardan özür diliyorum.
Kamplumbağlardan özür diliyorum.
Sistemin, domuzlaşan ve domuzlaştırılan toplum ile kaplumbağlaşan ve kaplumbağlaştırılan bir toplum yaratma özlemi her yerde çıkageliyor karşımıza.
Ya domuz olacaksınız ya kaplumbağ!


Bizden haberler

Yoğun ve yeni bir döneme başlıyoruz.
Bartın Pusula bugün başladı. Kardeş ekip geldi. Kardeş gazete geldi.
Gazetenin sahibi Ali Rıza Tığ böylece ikiye bölündü.
Bizlerin sorumlulukları daha da arttı.
Bu arada gazetenin internet sitesi güncelleme işine de mecburen el atmak zorunda kaldım.
Pek kolaymış meğer.
Pusula ekibi olarak hem mesleki hem de kurumsal anlamda önemli sorumluluklarımızın olduğunu biliyor ve eksiksiz yerine getirme yolunda ki çabamızın süreceğinin bilinmesini istiyorum. Ekip işi karşılıklı güvene dayalı bir çalışma. Gazeteciliğin kabul görmesi okurla karşılıklı güvene dayalı bir ilişki.
Bize duyulan güveni ve sevgiyi sadece işimizi yaparak devam ettirme çabamız artarak devam edecek. Tüm arkadaşlarıma, emeği geçenlere ve okurlarımıza teşekkür ediyorum.