Asgari ücret açıklandı.

Haber şöyle:

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yeni asgari ücreti açıkladı. Asgari ücret, 2015 yılı ilk yarı için brüt bin 202 lira, ikinci yarı için bin 274 lira olarak belirlendi. Yıllık artış 6+6 oldu.”

Ne bekliyordunuz ki?

Niye hayal kırıklığı yaşıyorsunuz ki?

Neden hayıflanıyorsunuz ki?

Devam ediyor haber.

Detaylara bakalım.

Çelik’in ne dediğine bakalım:

“Buna göre orta vadeli program çerçevesinde 2015 yılında hedeflenen enflasyon oranı yüzde 5, gayri safi yurt içi hasıla büyüme oranı ise yüzde 3,3 olarak öngörülmektedir.

Hükümetimiz döneminde emeklilerimize olduğu gibi çalışanlarımız da enflasyona ezdirilmemiştir.

Bu kapsamda 2002’de bekar bir çalışanın, işçinin 184 TL olan net asgari ücreti 2014’te 891 TL’ye yükselmiştir.

Artış oranı yüzde 383’tür.”


Ba…

Ba… Ba…

Ba… Ba… Ba…


Devam ediyor Bakan Bey:

“2014 yılında geçerli olan nominal asgari ücret düzeyleri göz önüne alındığında ülkemizdeki asgari ücret 8 Avrupa Birliği üyesi ülkeden daha yüksek seyretmektedir.

Satın alma gücü paritesine göre yapılan hesaplamalarda ise ülkemiz 10 AB ülkesini geride bırakmaktadır.”


Her ne kadar alım gücü endeksiyle ilgili muhasebeyi anlamadıysak da, bu süper bir şey.

10 Avrupa Birliği ülkesini geride bırakmanın gururunu bize yaşatanlara teşekkür borçluyuz!

Minnettarız!

Büyük başarı!

Bu bile mutlu olmak için tek başına yeterli.

Öyle değil mi?


Devam ediyor Bakan Bey:

“ILO’nun küresel ücretler raporuna baktığımızda ise, dünyada ortalama reel ücretlerde ciddi bir erime olduğu görülmektedir.

2007’de 100 birim olan ücretler, 2013’te İtalya’da 94’e gerilemiş, İngiltere’de 92’ye, İspanya’da 96’ya, Yunanistan’da ise 100 birim ücret 75’e gerilemiş.

ABD’de 101’e yükselmişken aynı dönemlerde Türkiye’de ücretler 115’e yükselmiştir.

Dolayısıyla Türkiye yaşanan küresel krize rağmen ücret artışlarında pek çok gelişmiş ülkeye göre daha iyi bir durumdadır.”


Bakan Bey devam ediyor:

“Şu anda eşi çalışamayan 4 çocuklu asgari ücretliden gelir vergisi alınmamaktadır.

6 Ocak’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) komisyonda görüşmelere başlayacağımız kanun tasarısıyla 3 çocuklu asgari ücretliden gelir vergisi alınmayacaktır.”


Bak bu güzel.

Henüz 3 çocuğu olmayanlar elini çabuk tutsun.

Batan geminin malları bunlar.

Yetişen alıyor.

Yetişemeyen avucunu yalıyor.

Ya üç çocuk, ya soğan cücüğü…

Tercih sizin.

Hangisini isterseniz!


Devam edelim.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alan Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat’tayız.

Diyor ki Irgat:

"Bizim beklentimizle bu rakamlar uyuşmamaktadır.

Çalışanların yaşam koşulları dikkate alındığında biz, bu ücreti maalesef yetersiz görüyoruz.

O bakımdan Türk-İş olarak bu karara muhalefet ettiğimizi sizlere ifade ediyorum."


Ba…

Ba… Ba…

Ba… Ba... Ba…

İyi de beyim.


Asgari ücreti arttırmak için ne yaptınız bugüne kadar?

Sokakta başka, salonda başka konuştunuz.

Hiç konuşmasanız daha iyi…

Hatta hiç konuşmasanız, belki de daha fazla verirlerdi.


TİSK Temsilcisi Metin Demir’i dinliyoruz:

"Tekrar görüşmeler neticesinde iki tarafın anlaşması gerekiyordu.

İşçi tarafının anlaşmaya hiçbir şekilde yanaşılmaması bizi anlaşmaya zorladı.

Bizim hiç hayal bile etmediğimiz yüzde 6+6 oranlarına geldi.

Asgari ücreti arttırarak işe ulaşmayı zorlaştırabiliriz endişesini taşıyoruz.

Var olan istihdamda şuanda çalışanlarında işini kaybetme tehlikesini de düşünmemiz gerekiyor. Birçok parametreyi hesap edersek daha sağlıklı olur."


Hangi parametre?

Hani nerede?


Gelir adaletsizliğinin her geçen gün büyüdüğü bir ülkede, hangi asgari ücretin istenilen seviyelere çıkmasını bekliyoruz ki?

Sahi, Bakan Bey ne yapsın?

Patronlar ne yapsın?

Çalışan ne yapsın?


2015…


2014, Zonguldak için her yönüyle kayıp bir yıl oldu.

Sorunlar büyüdü.

Göç sürdü.

Travma büyüdü.

Kent küçüldü.

Ne yazık ki böyle…

Tüm umutlar 2015’e kaldı.

“Güzel bakan, güzel görür.”

Böyle derler ya hani…

Nasıl bakalım şimdi?

Kime güzel bakalım?

Neye güzel bakalım?

Nasıl güzel bakalım?

Bakalım bakmasına da, hani o güzellikler?

Nerede?

İyi şeyler yok mu?

Elbette var.

Ama totale bakalım.

Çöküş devam ediyor.

Sosyal, ekonomik ve psikolojik yıkımın durmasını istiyoruz.

2015’in bu anlamda bir değişim, bir dönüşüm yılı olmasını istiyoruz.

Umut ediyoruz.

Bunun için yazacağız.

Bunun için yorumlayacağız.

Bunun için sorgulayacağız.

Bunun için eleştireceğiz.

Bunun için çalışacağız.

Tüm okurlarımızın 2015 yılını tebrik ediyor ve kutluyoruz.

Olan olur, giden gider.

Bırakın.

Sağlık sizinle olsun.

Sevdikleriniz sizinle olsun.