Doyuran Şirketinin ortağıyım diye basına açıklamalarda bulunan ve Milli Eğitim Müdürlüğünün sıcak yemek ihalesiyle ilgili konuşan Harun Özcan, 30 Temmuz 2010 tarihinde Pusula Gazetesine bir açıklama göndermiş. Biz de o açıklamayı yayınlamışız. Bakın, Harun Özcan, o açıklamasında ne demiş:
1. Haberinizde Doyuran adlı şirketimin olduğu gerçek dışıdır. Evet, Doyuran firmasını tanırım. Çanakkalede kurulu olan bu firma sahibi Önder Kaya´dır. 20 yıllık ve 20 milyar üstünde mal varlığı sahip köklü ve saygın bir firmadır. Adı geçen bu şirket, 2008 yılında Karaelmas Üniversitesi yemek ihalesini almış ve bir sene boyunca bu işi başarılı bir şekilde yapmıştır. Bu, üniversite yetkililerince dile getirilmiştir. Bu şirketin sahibi değilim.
2. Beceremedi, bıraktı sözleri gerçeği yansıtmamaktadır. İhale süreci 1 yıldır. 1 yıl sonunda ihale tekrar alınamadığı için iş bırakılmıştır. Ama iş bırakılırken bile üniversite ihalesine girmesi nedeniyle alan Özkeskin firmasının teklifini düşürmeye ve 300 bin TL üniversiteye kazanç sağlamıştır. Yani 4 TL yapılan yemek yeni firmaya 3,10 TL ile kalmıştır ve şu an bu firma tarafından yapılmaya devam etmektedir. Gazeteniz yanlış bilgilendirilmiştir.
3. Ben Harun Özcan olarak Zonguldakta hiç bir esnafa borcum yoktur. Yarım bırakarak kaçtığım bir işte yoktur.
Şimdi biz hangi Harun Özcana inanacağız?
2010 yılındaki Harun Özcana mı?
2013 yılındaki Harun Özcana mı?
Bakalım çöplükten kim çıkacak?
Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, beraberinde bir grupla Gaziantepe gitti. Gitmişken, Gaziantep Valisi Sayın Erdal Atayı da ziyaret etti. Ne de olsa eski Valimiz. Öyle değil mi?
Ama Antepe gidilmesinin asıl amacı, Kozlu sahil yolundaki çöp döküm alanına yapılacak proje. Bakalım Antepte ne yapılıyor? deyip atlamışlar, gitmişler.
Ama işin ilginç yanı, yanlarında Arelel İnşaatın sahibi Davut Acar da var.
Acar, halen belediyenin inşaat işlerini yapıyor. Bir de Carrefourun olduğu alanı işletiyor. Çöp döküm alanına yapılacak projeye Davut Acar talip olursa şaşırmayın.
Kıssadan Hisse: Kader!
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı, kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrıya yakarır, Keşke güneş olsaydım diye. "Ol" der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur. Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı. Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar. Oradan eser, buradan eser, kaya bana mısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı... Sırtında bir acı ile uyanır... Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır
(Alıntıdır)
Günün Fıkrası: Kimse yoh mi?
Erzurum´da cami minaresi için büyük bir temel çukuru kazılır. Gece-gündüz demeden içen şehrin ayyaşı, gece yarısı çukura düşer. Umutsuzlukla, "Kimse yoh mi?" diye seslenir. Ramazan olduğu için etrafta kimseler yoktur. Teravih çıkışı, caminin imamı, ayyaşın bağırmaktan iyice kısılmış sesini duyar. "Ne yapıyorsun orada?" diye sorar.
Ayyaş, "Biraz içmişem, sonra da düşmüşem, nolur kurtar beni hoca efendi" diye yalvarır. Hoca, "Utanmıyor musun mübarek günde içmeye?" diye çıkıştıktan sonra, "Seni kurtarırım, ama bir daha içmeyeceğine, beş vakit namaz kılacağına ve oruç tutacağına yemin edeceksin" der. Bunun üzerine sarhoş sesini yükselterek tekrar bağırmaya başlar:
"Başka kimse yoh mi?"
Günün Sözü:
Bir konuyu hemen ikinci kez dile getirmek ve ona bir sağ, bir de sol ayak vermek iyidir. Gerçi hakikat bir ayağın üzerinde durabilir; ama iki ayakla yürüyecek ve gezecektir.
Friedrich Nietzsche