Zonguldak´ta yaşayan herkes, bu kentteki yöneticilerin sorunlara, kente ve bu kentin insanlarına bakış açısına, yetersizliğinden şikayetçi.
Bizler ve pek çok gazeteci, bunları zaman zaman dile getiriyoruz.
Sanırım Pusula bu konularda daha çok ısrarcı.
Daha fazla takipçi...
Öyle olunca da, sorunlardan değil, Pusula´nın yazdıklarından rahatsız oluyorlar.
Yahu neden rahatsız oluyorsunuz?
Her şey gerçekten yolundaysa, Pusula´nın yazdıklarından rahatsız olmanıza gerek yok.
Zaman su gibi akıyor.
Kentin hali ortada...
İşte sizler...
İşte yönettiğiniz kurumlar...
İşte Zonguldak...
Her şey açık...
Bize düşen durum tespiti yapmak...
Her anlamda dibe doğru gidiyoruz.
Cücük kadar sorunlarını bile çözmekten aciz bir kent olduk.
Yalan mı?
Hal böyleyken;
Vali Bey´e çağrıda bulunuyoruz.
Milletvekillerine çağrıda bulunuyoruz.
Belediye Başkanlarına çağrıda bulunuyoruz.
Bürokratlara çağrıda bulunuyoruz
TSO´lara çağrıda bulunuyoruz.
Odalara çağrıda bulunuyoruz.
Sendikalara çağrıda bulunuyoruz.
Medyaya çağrıda bulunuyoruz.
Kendi kendimize çağrıda bulunuyoruz.
Ankara´ya çağrıda bulunuyoruz.
Bakanlara çağrıda bulunuyoruz.
Bunları babamızın hayrına yapmıyoruz.
Bu kentin adına, bu kentteki insanları ve geleceği adına yapıyoruz.
Geleceğinin daha kötü olmaması adına yapıyoruz.
Bu kentin daha yaşanılabilir bir kent olması adına yapıyoruz.
Hatta ve hatta, gücünü; kişisel, siyasi ve ideolojik egoları için kullanmaktan zevk alan, kenti unutan, makamını bu kentteki insanların geleceği adına doğru kullanmayan, yeterince kullanmayan, iş bilmez, iş görmez seçilmişler ve atanmışlar adına yapıyoruz.
Onlara destek olmak, onları canlandırmak için yapıyoruz.
Ama çok alınganlar.
Konuların, sorunların, olayların basın kanalıyla dile getirilmesinden kolay alınıyorlar.
Garip, ama kızdıkları basın oluyor.
Onlara göre sorunlar var, ama fazla dile getirmemek gerekir!
Evet, aynen böyle...
Yemin ederiz böyle.
İşte en çok da bu tarafını anlamıyoruz.
Birebir sohbet ederken, bizden daha fazla yakınıyorlar.
Bu kentin ne kadar ihmal edildiğini bizzat kendileri söylüyor.
Arada birbirlerine sallayanlar var.
Onları, birbirleri hakkında salladıklarını bir tarafa bırakıp bu kentin ortak çıkarlarında buluşmaya davet ediyoruz.
Olmuyor.
Buluşamıyorlar.
O zaman geriye üç şey kalıyor.
Ya iş bilmiyorlar...
Ya niyetleri iyi değil...
Ya da bu kentteki tüm insanların duygularını istismar ediyorlar!..
Buraya dikkat.
Son dönem, şöyle bir algı oluştu.
Sorunları çözmekle görevli atanmış ve seçilmişler arasında vatandaş gibi temenni edenlerin sayısı çoğaldı.
Onlar, sanki o görevlerde değil.
"Olmalı" diyorlar.
"Çalışma yapmak lazım" diyorlar.
"Bakmak lazım" diyorlar.
"Geç kalınmış" diyorlar.
"Gerekli" diyorlar.
"Sorunları masaya yatıralım" diyorlar.
Allah aşkına!
Yahu sorunlar yıllardır masaya yatırıla yatırıla kötü yola düştü.
Her gelen sadece yatırdı!
Sonuç yok.
Hep toplantı, hep toplantı...
Yok Kalkınma Ajansı toplantısı, yok KOSGEB toplantısı ve diğerleri.
Aynı kişiler, aynı konuşmalar, aynı temenniler.
Sonuç nerede?
"Nezaket olsun, kibarlık bozulmasın" diye sorunlarını acımasızca konuşamayan bir kent varsa, o kent, Zonguldak´tan başkası değil!
Bunlar aslında hep yazdığımız şeyler.
İnanın yeniden yeniden yazmaktan, paylaşmaktan utanıyoruz.
Asıl muhataplar sorunlardan değil, Pusula´nın bu sorunları yazmasından alınmayı tercih ediyor.
Bir defa yazacakmışız!
İsimlerini geçirmeden yazacakmışız.
Sorunları sürekli yazınca, kurumlar yıpratılıyormuş, siyasetçiler, bürokratlar alınıyormuş!
Google arama motorunda "şıp" diye çıkınca, kötü reklam oluyorlarmış.
Bu yaklaşım, bu mantık, temennilerini, bizzat kendi söylediklerini inkardan başka bir şey değil.
Sürekli gündeme getirdiğimiz sorunlarının muhataplarının bizlere kızması çok normal.
Çünkü kentin sorunlarını, taleplerini, çözüm önerilerini ciddi anlamda dile getirmesi gerekenler ya "tırt", ya şahsi işlerinin peşindeler!
İtiraz eden varsa buyurun tartışalım!
Ama önce samimi olalım!
Vicdan sahibi olalım!
Pazartesi´yi bekleyin!..