Pusula’nın yayın gücünün zayıfladığını ileri sürenler oluyor!
Onlara, durumun o kadar da kötü olmadığını anlatmak için güzel haberler yapıyoruz!
Ve bu haberlerden mutlaka bir sonuç alıyoruz!
Takip ettiğimiz meselelerden biri mahalle ortasına açılmış hafriyat döküm alanı idi!
Onlar adına dolgu alanı dese de!
Oraya hafriyat dökülüyor!
Son gelişme şöyle:
“Zonguldak Merkez Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak'ta Akın Kavi’nin annesi adına kayıtlı arsaya hafriyat döken Akın Kavi’ye Zonguldak Belediyesi ve Çevre Şehircilik, ‘dur’ dedi!
Akın Kavi, annesi üzerine kayıtlı araziye hafriyat ve dolgu malzemesi dökerken, atıkların Milli Emlak’a ait diğer parsellere taştığı tespit edildi.
Zonguldak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ekiplerinin, Belediye Meclisi’nce izin verdiği alanın dışına taşıldığını tespit etmesi üzerine durum Zonguldak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne bildirildi.
Zonguldak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, dolgu/hafriyat alanının sahibi görünen Akın Kavi’nin annesi Münevver Akın’dan Milli Emlak’a ait parsellere taşan hafriyatın kaldırılmasını istedi.”
Şimdi bu hafriyat buradan kaldırılacak mı?
Sorumlu Zonguldak Belediyesi!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, yıllarca Akın Kavi’nin muhasebesini tuttu!
Bakalım Akın Kavi’nin hafriyatını kaldırabilecek mi?
Biz dikkatle takip edeceğiz!

Milletvekili üzülmesin, Vali süzülmesin

Etliye, sütlüye karışan bir yayın anlayışımız var!
Zonguldak'ta kimileri bizi çok sever ve cesur bulur, kimileri ise sert şekilde eleştirir!
Ama biz inandığımız yolda hiç durmadan yürüyeceğimize ant içtik!
Milletvekili üzülmesin!
Vali süzülmesin!
Belediye Başkanı büzülmesin!
Gibi dertlerimiz olmaz!
Biz, yazılması gereken her şeyi, bir şekilde yazarız!
Bazen sınırları zorlarız!
Bazen sinirleri!
Zonguldak’ta erkeklerden para alarak karşılığında onların cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinmiş kadınların çocuklarıyla uğraştık!
Deyim yerindeyse bu tür kişiliksizlere nefes aldırmadık!
Kimi şehri, kimi ülkeyi terk etti!
Biz cepheyi terk etmedik!
Çünkü; Zonguldak bizim vatanımız!
Son nefesimize kadar Zonguldak’ı savunuruz!
Zaman zaman düşman güçler bize saldırıyorlar!
Düşüyoruz, kalkıyoruz!
Yine yazıyoruz!
Bu bizim değişmeyen ilkemiz!
Bu kente, kent insanına zarar veren birisini yazmıyorsak!
Bilin ki biz de kötü yoldayız!
“Onu yazıyor, şunu yazıyorsun, bunu niye yazmıyorsun?” diyenler oluyor!
Biz hep 18 yaşındayız!
Sırası gelince onları da yazarız!
Hafızalarınızı yoklayın bakalım!
Şimdiye kadar kimleri yazmışız?
Çok iyi bir insan da!
Biz ona haksızlık yapmışız!
35 yıllık hayatımızda çok az görürsünüz!
Elbette kusursuz değiliz!
Biz yazarız!
Hatalıysak bedelini öderiz!
Ben, bundan sonra alacağım nefeslerin bile bedelini ödedim!
O yüzden bu kadar rahatım!

Zonguldak’ın HİTleri!

Zonguldak’taki internet sitelerinin hitlerine epeydir bakmamıştım!
Bu yazıyı yazarken bir göz attım!
Son durumu paylaşıyorum!
Pusula, tüm sitelerin toplamından fazla bir hite sahip!
Bir önceki aya göre hitimizde yüzde 7 artış olmuş!
İkinci sırada yer alan site, Pusula’nın hitinin yüzde 20’sine ulaşıyor!
Yapay zeka ile bu kadar oluyor!
Üçüncü, dördüncü siteler ise yüzde 10’umuz kadar!
Diğerleri onların da altında!
Meslek hayatımın 36’ncı yılına sayılı günler kala!
36 yılın en verimli, en keyifli dönemini yaşadığımı söyleyebilirim!
Bir muhabir olarak girdiğim meslekte, spor muhabirliği, magazin muhabirliği, istihbarat şefliği, yazı işleri, genel yayın yönetmenliği yaptım!
Sonra kendi işimi kurdum!
Zonguldak’ın en uzun soluklu haber dergisini çıkarttım!
Sonra günlük bir gazete!
Bartın’da bir günlük gazete daha!
Sonra Zonguldak’ın en çok izlenen televizyonunu kurdum!
Bu mesleğe bir muhabir olarak giren gazeteci daha ne isteyebilir ki?
Yaygın gazete ve televizyonların Zonguldak muhabirliğini yaptım!
Türk-İş Genel Sekreteri Şemsi Denizer’in vurulmasından kısa bir süre sonra olay yerine ulaştım!
Şemsi Denizer’i yerde kanlar içinde yatarken çekip dünya ile paylaştım!
Düzce depreminde Düzce’ye gidip, fay hattını dünya ile paylaştım!
Şimdi Zonguldak ve ilçelerinde!
Olan, biten ne varsa sizlerle paylaşıyorum!
Kurultay bahanesiyle eşini ve oğlunu yanına alıp Ankara’da Jolly Joker’e Melek Mosso konserine giden belediye başkanlarını da yazıyoruz!
Görev yaptığı yerde, nöbete giden askerin genç eşi ile oturak aleminde basılan üst düzey kamu görevlisini yazıyoruz!
31’e gireni de, 32’ye basanı da yazıyoruz!
Allah sağlık verdiği sürece keyifle yazmaya devam edeceğiz!
Siz saymaya devam edin!

Kıssadan Hisse: Servet

Bir gün bir adam, çok zengin bir komşusuna sormuş:
“Bu kadar serveti nasıl biriktirdin?”
Zengin adam gülümseyip cevap vermiş:
“Çocukken babam bana bir elma verdi ve dedi ki: ‘Bunu ya ye, ya sat, ya da dik.’
Ben elmayı yemedim, satmadım… Dikip bir elma ağacı yetiştirdim.
Yıllar geçti, o tek elma yüzlerce elma oldu. Onları sattım, parasıyla başka ağaçlar diktim.
Zamanla kocaman bir bahçe sahibi oldum.”
Adam hayran kalmış:
“Vay be, ne kadar akıllıca! Sabır ve emekle servet yapılacağını göstermiş baban.”
Zengin adam başını sallamış ve eklemiş:
“Aslında babam yıllar sonra öldü ve tüm mirasını bana bıraktı.
Bahçeyi de onun parasıyla büyüttüm…
Ama asıl ders şu:
Bazen fırsatları kendimiz yaratırız sanırız, ama çoğu zaman doğru zamanda doğru yerde olmak, en büyük servettir. Şükretmeyi ve elimizdekini değerlendirmeyi bilmek ise asıl zenginliktir.”
Kıssadan Hisse: Her başarı hikayesinde görünmeyen bir şans, bir miras ya da bir yardım eli olabilir. Kibirlenmeden, şükrederek ve elimizdekini en iyi şekilde kullanarak yolumuza devam edelim.

Günün Fıkrası: Hoca!

Bir adam petshop'a girer ve raflardaki papağanlara bakar.
İlki işaret eder:
— Bu papağanın fiyatı nedir?
— 10.000 lira efendim.
— Neden bu kadar pahalı?
— Efendim, bu 300 kelime biliyor.
Biraz ötedekini gösterir:
— Peki bunun fiyatı?
— 20.000 lira.
— O neden pahalı?
— Bu aynı kelimeleri hem Türkçe hem İngilizce söylüyor.
Üçüncüyü gösterir:
— Bunun fiyatı nedir?
— 30.000 lira efendim.
— Bu ne biliyor peki?
— Her dilde söylüyor.
Adam dükkânın en tepesinde asılı duran papağanı görür:
— Ya bunun fiyatı nedir?
— O 100.000 lira efendim.
— Vay be, bunun özelliği nedir?
— Vallahi efendim, pek konuşmuyor ama ötekiler buna "hocam" diyor!