Şu sıralar eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı&[#]8217;nın Haliç&[#]8217;de Yaşayan Simonlar adlı kitabını okuyorum.


Dün Devlet, Bugün Cemaat başlıklı kitabın &[#]8216;Devlet&[#]8217; bölümündeyiz.


Geçmişte yaşanan bir çok olaya ışık tutan anılarını paylaşıyor Hanefi Avcı Türk halkıyla.


Ve kitabın 223. sayfasında Susurluk olayını irdelerken &[#]8220;Haddini aşan zıddına dönüşür&[#]8221; sözünü kullanıyor.


Terörü önlemek isterken, onların kullandığı metodu kullanan güvenlik güçlerini eleştirmek için kullanıyor bu sözü Hanefi Avcı.


Son dönem Zonguldak&[#]8217;ın gündemine baktığımızda bu sözün ne kadar gerçekçi olduğunu çok net görebiliyoruz.


&[#]8220;Haddini aşan, zıddına dönüşür&[#]8221; sözünü bu nedenle beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim.


Herkesin kendisine pay çıkarabileceği bir söz.



Gülme komşuna, gelir başına..



Bu önemli Türk Atasözünü çok sık kullanıyoruz.


Dün internet sitelerini gezerken, IMF&[#]8217;nin ekonomik krizle boğuşan Yunanistan&[#]8217;a &[#]8220;Savunma harcamalarını durdurun&[#]8221; dediği haberini okuyunca&[#]8230;


Aklıma yine bizim o ünlü atasözümüz geldi.


&[#]8220;Gülme komşuna&[#]8230;&[#]8221;


Yıllarca IMF&[#]8217;nin kararlarıyla yönetilen Türk ekonomisi kendine çeki düzen verince krizlerden çok etkilenmez oldu.


Elbette sıkıntılar tümüyle geçmiş değil.


Önlemler alınmamış olmasaydı, bugün Yunanistan&[#]8217;ın yaşadığı sıkıntıları biz de yaşayabilirdik.


Belki bu kriz Yunanistan hükümetinin aklını başına getirir.


Ege&[#]8217;de savaş değil, dostluk rüzgarları eser.


&[#]8220;Dostluk için böyle bir kriz mi yaşanması gerekirdi?&[#]8221; diyebilirsiniz.


Ama önemli olan krizleri fırsata çevirmektir.



Adımı yanlış yazmış geri zekalılar!



İşte size haftanın ilk fıkrası:


İki arkadaş bir gece, bir parti dönüşünde yürüyerek eve dönerlerken bir tanesi, biraz macera olur eğleniriz düşüncesiyle ilerideki mezarlığa girip kestirmeden gitmeyi
önerir ve diğeri de hemen kabul eder. Mezarlığın içine girerler ve yürümeye başlarlar. Çok derinlerden "tong tung" diye garip seslerin geldiğini fark ederler. İki arkadaş bir
taraftan tırsarak bir taraftanda tırstıklarını birbirlerine belli etmeyerek yürümeye devam ederler ama bu korkunç ses onlar yürüdükçe artmaktadır. Epey ilerledikten sonra ilerideki sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görürler. İyice tırsmışlardır artık ama "erkeklik" ya, yürümeye devam ederler. Sis biraz dağıldığında, fark ederler ki, bir mezar başında bir yaşlı bir adam, elinde çekiçle mezar taşına bir şeyler yazmaktadır.
Bunu gören iki arkadaş, müthiş bir şekilde rahatlayarak sorarlar
adama: "Üf yahu amca, bu saatte çalışılır mı? Biz de seni hayalet


sanıp korkmuştuk !"
Yaşlı adam da şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten sonra sinirle homurdanır:

&[#]8220;Adımı yanlış yazmış geri zekalılar!&[#]8221;