Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem,
Gün içinde yaptığı açıklamada,
Basının yanlış algı oluşturduğunu,
İşe,
Eş, dost, akraba almadığını söyledi.
Bundan,
İki, üç hafta önce ise,
Kendi personeline verdiği röportajda, “Ben yerel gazeteleri okumuyorum” demişti.
Okumadığı yerel gazetelerin,
Yanlış algı oluşturduğu söylüyor.
Peki bütün yerel basın aynı şeyi söyler mi?
Bu bir tesadüf mü?
Bunu söylemeyen tek kişi,
Hafriyat döküm alanına izin verdiği,
Kaçak ev yapılmasına göz yumduğu,
Hafriyat alanına,
Ve evine sık sık ziyarete gittiği,
Akın Kavi!
Mustafa Özdemir zaten malum.
Bu sözleri söyleyen,
Tahsin Erdem,
Personel şirketi müdürlüğüne,
Kendi yeğenini getirmişti.
Yeğeni Serhat Öner…
Başkan aynı zamanda,
Bir önceki dönemde,
Benzer şeyler olduğunu söyledi.
Ben,
Ömer Selim Alan’ın,
Yeğenini işe aldığını görmedim, duymadım.
Öte yandan,
Arkadaş, dost, yakınlarını zaten işe aldı.
Yani neyi inkar ediyor.
Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor.
Tahsin Başkanın bu mental durumunu,
Gerçekten sağlıklı bulmuyorum.
Gerçeklerden kopmuş gibi duruyor.
Dost, arkadaş yakınlarının işe alımları için şunu dese, “Ben Harun Akın ekibini dağıtmak ve olası rakibimi ekipsiz bırakmak için herkesi aldım” dese,
Bu daha makul bir zemin.
Keza,
Harun Yücel,
Daha önce Harun Akın ile ekipti.
Şimdi ise Tahsin Erdem ile beraberdi.
Ancak o da belli değil.
Günün sonunda,
Sayın başkan ne dediğini ya bilmiyor!
Ya da yalan söylüyor!
Gerçekliklerden kopmuş.
Hiç olmadı, “Ağa bizimle eyleniyi’.
Başka bir izahı yok.
Alınan tekniik elemanlara kimse bir şey demiyor.
Gerekli gereksiz üçüncü kata,
Veya,
Belediye binasındaki masalara alınan elemanlardan bahsediyor herkes.
* * * * * * * * * *
Başkan Erdem gibi,
Oğlu da,
Gerçekliklerden kopmuş.
Sağda solda,
Dostlarıma,
‘Batuhan’ın bedelli parasını ödediniz. Benimkini de ödeyin’ diyor.
Ne bedelli meselesiymiş yahu!
Ben zaten hiç saklamadım ki!
Ben bedelli askerliğe gittim.
Halkbankası sırasında benleydi sanki millet!
Dekontta benim adım yazıyor.
Yani ben buna hiç gocunmuyorum.
Bedelli askerliğimi ödediğimde,
Ben yine gazeteciydim.
Şimdi de öyleyim.
Böyle konuşulunca benim bozulduğumu falan mı sanıyor?
Emirhan!
Bilgisayarda Simcity oynar gibi,
Baban memleket yönettiğini sanıyor.
Sen de,
Simülasyonda yaşıyormuş gibi,
Siyaset yapmaya çalışıyorsun.
Reel gerçekle bağlantınız kopmuş.
Gel gelelim,
Ben bedelli paramı devlete verdim.
İşim, gücüm vardı.
Senin işin de yok.
Senin günlük giderlerinin bedelini kim veriyor?
Sokaklarda içtiğin kahvelerin bedelini kim veriyor?
Az daha gerçekçi,
Az daha realist olun.
Yoksa benim,
Senin ve babanın etrafından gezen,
Gazeteciler ile alakalı,
Daha realist sorularım var.
Yalnız ben senin gibi,
Sokaklarda dır dır etmem.
Köşemden yazarım.
Elinizin altında gazeteciler var.
Yazdırıverin yahu!