Pusula birini eleştiriyorsa, eleştirdiğimiz kişiyi savunmaya geçen bir grubumuz var.
Aynı grup, Pusula&[#]8217;da ön plana çıkan isimlere de anında saldırıyor.
Bunu bildiğimiz için bazen küçük oyunlar oynuyoruz.
Aslında eleştirmek istediğimiz kişiyle ilgili güzel bir haber yapıyoruz.
O malum güruh hemen saldırıya geçiyor.
Kimi gazetesinde, kimi köşesinde, kimi sosyal paylaşım sitesinde&[#]8230;
Bazen kendini çok önemseyen kişilere yapıyoruz aynı numarayı&[#]8230;
Onu eleştiriyoruz. Öyle çapsız kişiler tarafından savunuluyor ki&[#]8230;
Adam kendini önemsediğine pişman oluyor.
Bu oyunu anlayanlar da var, anlamayanlar da&[#]8230;
Ama biz gerçekten çok eğleniyoruz.
Elbette aynı oyunu bize oynayanlar da var.
Yazımızı sosyal medyada paylaşıp, altına yorum bekleyenler&[#]8230;
Beklediği yorumlar gelmeyince, çakma hesap açıp kendileri yazanlar&[#]8230;
Hepinize iyi eğlenceler diliyoruz&[#]8230;
Kıssadan Hisse: Doğum Günü&[#]8230;
Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı, "Biraz bekleyeceksin hocam. İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum" dedi.
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına yaklaşarak, "Ekmeklerimi alayım, benim ikizler acıkmıştır" dedi.
Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı. Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu. Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum: &[#]8220;Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..&[#]8221;
Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırırken, "Allah, senden razı olsun evladım. Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?" dedi.
Günün Fıkrası: Hem uzatmışsınız&[#]8230;
Temel´e bir ev ziyaretinde taze incir ikram etmişler. Hayatında ilk kez yediği bu meyveyi çok sevmiş Temel... Bir yıl sonra aynı eve konuk olarak gittiğinde, ev sahibine, "Bana geçen sefer ikram ettiğiniz o şeyden yine yiyebilir miyim" demiş.
Ev sahibi Temel´e, "İstediğiniz yiyeceğin adı ne" diye sorunca Temel, "Adını bilmiyorum, ama kabuğu mor ile yeşil arasıydı. Kabuğu soyunca beyaz bir gövdesi vardı" diye tarif etmiş inciri...
Ev sahibi de bu tarife bakıp, "Temel herhalde patlıcan istiyor" diye düşünmüş.
Temel, kendisine verilen patlıcanı ısırmış ve sonra ev sahibine dönmüş, "Siz bunu hem uzatmışsınız, hem de tadını kaçırmışsınız" demiş.