Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, tüm iyi niyetiyle, devlet adamlığıyla, Fevkani Köprüaltı esnafı için elinden geleni yapıyor.
Esnafa süre verdi...
Dedi ki:
“Aslında ben; esnafa değil, kendime süre verdim.”
Ama esnaf, konuyu bambaşka bir yere taşıyor!
Şimdi, dün elimize gelen bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum...
Fevkani Köprüaltı esnafını kışkırtan kişinin gerçek adının "Fethullah" olduğunu biliyor musunuz?
15 Temmuz darbe girişiminin ardından adını mahkeme kararıyla değiştirdiğini biliyor musunuz?
Bu kişinin kardeşlerinin devletle ilişkisinin kesildiğini, tüm ailesinin FETÖ soruşturması geçirdiğini biliyor musunuz?
Ve bu olayın neden kamuoyunda bu kadar yer aldığını, asıl amaçlarının ne olduğunu anlayabiliyor musunuz?
Pazar günü köprü altını boşaltmamak için eylem yapılacakmış, olay çıkartacaklarmış!
Gelen bilgiler bu yönde...
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, esnafın karşısına polisi dikmeyeceğini söyleyince, bazı esnaflar dik dik konuşmaya başladı!
Ne dedi Vali Osman Hacıbektaşoğlu?
“Kalbimle, vicdanımla ancak bu kadar yapılabilir. Bunun ötesi yok. Tabi ki bunun sıkıntıları olacak. Taşınmanın sıkıntısı olmaz mı? Sonuna kadar esnafımızı dinledim, konuştuk. Şundan eminim. Yeni gelmiştim, anlamak zorundaydım. Esasında kendime, araştırmak için süre vermiş oldum, esnafa değil. Kendimde gördüm, esnafla konuştuk. Sıkıntı yok, konuştuğumuz, karar verdiğimiz gibi... Bu siyaset işi değil. Yapanlar yapabilir. Biz, kendi işimizin tarafından bakıyoruz. Yapabileceğimiz her şeyi herkes için olduğu gibi esnafa da yaparım. Esnafa sorumlu olduğum gibi tüm Zonguldak’a da sorumluyum. Herkesin can ve mal güvenliğini sağlamak benim görevim. Önce bunu sağlamak zorundayım."
Bence, bu işin çok tatlı bir şekilde bitmesi gerekiyor.
FETÖ ağzı ve FETÖ taktiği ile başka yollara sapılırsa, ciddi sıkıntı olur!
Kimse, bu yollara tevessül etmesin!
Devlet herkesi, her şeyi biliyor.
Beş haber çalınır mı?
Gazeteciler arasında haber yarışı var.
Gazeteler arasında okunma yarışı var.
İnternet siteleri arasında rekabet var.
Ama nasıl rekabet...
İki-üç site haber yapıyor...
Üç-dört site, o haber yapan sitelerin haberlerini haber yapıyor!
“Haberi niye aldın?” diyorsun...
“Ben, senden almadım, filancadan aldım” diyor!
Yahu, ne fark eder...
Çaldın işte!
Ha benden, ha ondan...
Şunun şurasında haber yapan iki-üç gazeteci, iki-üç internet sitesi var.
Bizim bir günde 5 haberimizi çalan site, bizim rakibimiz!
Düşünebiliyor musunuz?
Bir değil, iki değil, üç değil...
Tam beş haber!
Bir site oturmuş Pusula’nın karşısına...
Alıp haberleri takla attırıyor!
Bu da bir iş ha!
Ama gazetecilik değil!
Bugünü de kurtardık, çok şükür...
Kandiliniz mübarek olsun.
Zonguldak Fıkrası: Eşe lay bunuy içine...
1900-1915 yılları arasında, Fransızlar, Karadon'da kömür ocağı işletiyor. Aydınoğullarından Nuri Efendi, kendi köyünden oluşturduğu bir ekiple bu ocakta çalışıyor. Aynı köyden Hakkı isimli bir çocuk, ekibin çalıştığı ocakta fener tutuyor.
Fransızlardan birisi, köylü işçilere bağırıp, hakaret ediyor. Köylüler, ekip başı Nuri Efendi'ye durumu anlatıyorlar. Yanına ekipten birkaç kişiyi alan Nuri Efendi, işçilere eziyet eden Fransızı ocak içinde takip ediyor ve bir köşede sıkıştırıyor:
- Ne istiyoy lay bizim uşaklardan?
Fransız, Türkçe bilmediği için söylenenleri anlamaz ancak eziyet ettiği köylülerden birkaçını kalabalık içinde görünce, durumu anlar ve Fransızca bir şeyler söylemeye çalışır. Nuri Efendi, onu dinlemez, Fransızın baretine eliyle vurur:
- Kafandakini çıkar...
Fransız, çaresiz bir şekilde baretini çıkarır ve uzatır. Nuri Efendi, bareti alır ve Hakkı'ya uzatır:
- Eşe lay bunuy içine...
Hakkı, bareti yere koyar, pantolonunun düğmelerini açar ve baretin içine işemeye başlar. İşi bitince, bareti Nuri Efendi'ye uzatır.
Bu arada, Fransız, şaşkın bir şekilde ne olup-bittiğini anlamaya çalışır. Sidik dolu bareti Fransızın kafasına geçiren Nuri Efendi, köylülere döner:
- Bundan kelli bunuy adı "Sidikli Fransız" olsuy...
(Kaynak: Turhan Oral)