Bazen böyledir.


Öfke birikir birikir en sonunda patlar.


Bir neden onu patlatır.


Dün öyle oldu işte.


Takip eden okurlarımız bilir, bu konudaki yayınlarımızı.


Israrla, inatla konuşturmaya çalıştık tarafları.


Çağrılar yaptık.


Sadece biz mi?


Değil elbette…


Diğer meslektaşlarımızdan bazıları da bu konuda duyarlı yayınlar yaptı.


Ama olmadı.


Hem bürokratlar, hem siyasiler duymazdan geldi.


Beklenen ilgiyi göstermedi.


Kulak arkası etti.



Aylar önce bir haber paylaşmıştık.


Yolculardan birinin halk otobüsünün içinde çektiği fotoğrafta insanların nasıl balık istifi taşındığı görülüyordu.


İçlerinden itiraz edenler olmuştu.


Ama ayakta gelmek zorunda kalan, balık istifi gelmek zorunda bırakılanlar, koltuklarında oturanların, “Beğenmeyen insin” tepkisiyle karşılaşmıştı.


Sesini çıkaranların tacize uğradıklarını biliyoruz.


Filyoslular, bugüne kadar bir olup sorunlarını anlatmayı başaramadılar.


Kavga edemediler.


Haklarını birlikte arayamadılar.



Geçen seneye kadar otobüsle gelmek istemeyen trenle gelebiliyordu.


Demiryolları güzel bir çalışma başlattı.


Hızlandırılmış demiryolu ağını başlattı.


Tam dört sene sürecekti.


Yatırım güzeldi, ancak çalışma Filyos-Zonguldak arasında değildi.


Sıra bu araya gelinceye kadar yolcu trenleri çalıştırılabilirdi.


Ne Filyoslular dertlerini doğru dürüst anlatabildi, ne siyasi iktidarın yerel temsilcileri, milletvekilleri bu sese kulak verdi.


İnsanlar, bir dağın karnında süregelen keçi yoluna mecbur edildi.



Hatırlayanlar olacaktır;


AK Partili Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal’ı konuşturmuştuk.


Karayolları yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunacağını söylemişti.


Bu yolda 80-100 metreden sürekli otomobiller uçuyor.


Başkan, “Bir gün otobüs de uçabilir” demişti.


Dediği gibi oldu.


Dediğimiz gibi oldu.


Kaç defa basından destek istedi.


Karayolları, Mithatpaşa Tüneli bağlantılı Filyos’a kadar tüneller ve yol çalışmalarının olacağını hatırlatıyor, Başkan Ünal ise, mevcut yolun iyileştirilmesini istiyordu.


Polemik yeni polemikler açtı.


Birkaç gün önceki kaza sonrası Başkan Ünal’a sormuştuk.


“Sonunda ihale yapıldı” demişti.


Ne zaman bitirileceğini ise, Allah’tan başka bilen yok.



Dün bir facia yaşandı, ama daha büyük bir facia önlendi.


Bu seferki kazada bir fark var.


Bu defa tek kusurlu yol değil.


Yol, sürücü hatası, denetimsizlik ne ararsan var.


Bu yol için çaba sarf eden Belediye Başkanı Ömer Ünal’ın, bu aracı yola çıkaran kurumların ve tıkış tıkış o arabaya binen Filyosluların…


23 kişilik arabadan 41 kişi çıktı.


41 kere maşallah!



Filyos hattında taşımacılık yapan insanlarla konuştuk.


Yolcularla konuştuk.


Gün içerisinde pek çok ihbar telefonu geldi.


Hem de çok güvenilir kaynaklardan.


Onları gün içerisinde internet sitemiz üzerinden paylaştık.


İstedik ki, kurumlar bu işin üzerine gitsin.


İstedik ki, kaza basit bir fren patlaması üzerine rapor edilmesin.


İstedik ki, savcılar o iddiaları araştırsın.


İşte o iddialar…



67 ES 417 plakalı halk otobüsünün frenleri arızalıydı. Kazadan bir gün önce, yani Pazar günü akşam saatlerinde frenlerle ilgili sorundan haberdar olan araç sürücüsü, kendi imkanları ile müdahale etti. Sürücü, Filyos´ta servis olmadığını ileri sürerek, “Sabah ilk servis benim. İlk servisi atarım, Zonguldak´ta baktırırım" dedi.



Başka bir iddiaya göre, aynı hatta çalışan şoförler, kaza yapan Ramazan Ünlütürk´ü uyararak, "Yolcuları biz götürelim. Parasını da yine sana verelim” önerisinde bulundular. Ancak şoför Ramazan Ünlütürk, "Bir şey olmaz" diyerek bu teklifi kabul etmedi... Araç, hareket ettikten kısa süre sonra kaza haberi geldi.



Henüz bir kaç gün önce yine aynı yol üzerinde, aynı araç içinde tartışma yaşandı. Yolculardan biri, polisi arayarak ihbar etti. Aracın yolcu taşımaya elverişli olmadığını ve fazla yolcu aldığını söyledi. Polis, aracı kent girişinde durdurdu ve eksiklerini gidermesi konusunda uyardı. Ama polisin minibüsü neden bağlamadığı öğrenilemedi. Şikayetçi tartaklandı. Küfür ve hakaretlere maruz kaldı.



Ve günün sonu…


Önce Türkali’de vatandaşlar yola indi.


Yol kapattı.


“Vali gelsin” dediler…


Vali Vekili Ahmet Mailoğlu gitti.


Vatandaşları dinledi.


“Yolcu trenleri yeniden sefere başlasın” dediler.


“Yol yapılsın” dediler…


Bürokratik gaz almanın ötesine geçmeyen bir görüşme oldu.


Fazlası da beklenemezdi zaten…



Ve günün en sonu…


Filyos’ta daha büyük eylem oldu.


Yüzlerce kişi geçitte toplandı.


O arada yük treni geldi.


Demek ki, tren yolu hala açıktı.


Tren durduruldu.


Ses duyuruldu.



Çok değerli hocamız Zülfikar Uçar’ın amcaoğlu Şerafettin Uçar’ı kaybettik bu kazada.


Allah rahmet eylesin.


Ona mı üzülelim, 40 kişinin kurtulduğuna mı sevinelim?



Ve Filyos halkı…


Göbü, Muslu halkı…


Türkali halkı…


Bugüne kadar hakkınızı aramadınız.


Olanları gördünüz.


Dün aradınız.


Bugün ara verirseniz, değişen bir şey olmaz.


O otobüslere yine balık istifi binerseniz, değişen bir şey olmaz.


Bu taleplerin peşini bırakmayın.


Bıraktığınız an siz de diğerleri gibi olursunuz!