Zonguldak’ta veya Zonguldak dışında...
Zonguldak’ın ve Zonguldaklının sırtına basarak yükselmek isteyenler var!
Hem de en ucuz yoldan!
Ayarla bir-iki gazeteciyi, patlat iki haber, hop gündemdesin!
Bazı gazeteciler de buna hazırlar!
Özellikle Zonguldak dışındaki isimler yapıyor bunu!
Eğer senin özgül ağırlığın varsa, oralarda bir şey olursun!
O da biliyor, oralarda bir şey olamayacağını!
Onun için asılıyor Zonguldak’a!
Gördüler tabi Deniz Yavuzyılmaz’ın ne kadar ucuza milletvekili olduğunu!
Aynı yoldan ilerliyorlar!
Oysa bizim, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde güçlü isimlere ihtiyacımız var.
Yaşadıkları illerde; il başkanı, belediye başkanı, milletvekili olmalılar.
Zonguldak’a dışarıdan gelenlerin yaptıklarını onlar da yaşadıkları şehirde yapmalılar.
Ankara’da olmalılar.
Çünkü vurulacak "masa" Ankara’da...
İstanbul’da olmalılar.
Çünkü vurulacak "masa" İstanbul’da...
Bizimkiler, İstanbul’da vurulacak "masa" yerine "kasa" arıyorlar!
Bizimkiler, Zonguldak’a gelip vurulacak "masa" ve "kasa" arıyorlar!
Birçoğu, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla "halkla ilişkiler" faaliyeti yürütüyor!
Sanki Zonguldak, onlardan önce yoktu!
Zonguldak’ı onlar buldular!
Hatta kömürü "Uzun Hasan" değil, "Uzun Mehmet" değil, bunlar buldu!
"Atma Ziya" deyince, kızıyorlar!
Bazıları, AK Parti’den milletvekili aday adayı oluyor!
Aday olamayınca, haklarında çıkan haberleri bile sildiriyorlar!
Azılı muhalif oluyorlar!
İstiklal Caddesi’ni, Kızılay’ı, Gazipaşa’dan büyük sanıyorlar!
Bir süre sonra Gazipaşa’da kaybolup "pusula"yı arıyorlar!
Zonguldak’ta kimsesinin tanımadığı isimler, bir derneğe başkan olunca, "başbakan" gibi geliyorlar!
Vali, onları kapıda karşılıyor!
Belediye başkanı, onları kapıda karşılıyor!
Zonguldak’ı, Ankara’ya giden yol olarak kullanıyorlar!
Bunları söyleyince-yazınca, bize tepki gösteriyorlar!
Oysa biz, sadece "ayna"yı tutuyoruz!
Gerçeği görünce de, bize kızıyorlar!
Tolstoy...
Ömrünün son günlerini İstanbul'da geçirmek isteyen ve vasiyetinde mezarına haç konulmasını istemeyen, İstanbul'a gelirken Bulgaristan'da bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un son fotoğrafı ve hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 sözü...
1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın ya da "yaşamadım" diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini... Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama, hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı, sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa, canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa, insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma, önce senin ellerin kirlenecek.
17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
(Alıntı)