Kırşehir&[#]8217;de bir gazeteci mahkeme kararı ile meslekten men edildi.


Kararı Asliye Ceza Mahkemesi verdi.


Kırşehir Postası isimli gazetenin Yazı İşleri Müdürü Havva Karakaya bu cezayı basın yoluyla hakaretten yargılandığı davada aldı.


Mahkeme memurlar ya da avukatlar gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerine bağlı çalışanlara verilebilen &[#]8220;idari tedbir&[#]8221; cezasını gazeteciye uyguladı.


Bayan meslektaşımızı 375 gün meslekten men eden hakim ayrıca 7 bin 500 lira para cezası verdi.


Kararın gerekçesinden mahkemenin gazeteciyi kamu kuruluşu mensubu sayarak böyle bir ceza verdiğini anlıyoruz.


Gazeteciler laf başına geldi mi bizde kamu görevi yapıyoruz derler.


O zaman gazetecilik de bir nevi kamu görevi sayıldığı için Kırşehir&[#]8217;deki mahkemenin yaklaşımı doğru bir yaklaşım.


Bu ceza geçen hafta basına yansıdı ve epey gündemde kalıp üzerine çok tartışma yapıldı.


Meslek örgütleri ve birçok köşe yazarı meslekten men cezasını yanlış buldu ve eleştiri konusu yapıp tepkili ifadeler kullandı.


Benim görüşlerim aksi yönde.


Mahkemenin verdiği kararı doğru, yerinde ve isabetli buluyorum.


Ayrıca örnek olması gerektiğini düşünüyorum.


Nasıl baro mesleklerini icra ederken yanlış işler yaptıklarında avukatların ruhsatlarını iptal edebiliyorsa, nasıl tabip odaları da aynı şekilde doktorları meslekten men edebiliyorsa, polisler, askerler ve diğer memurlar da kusurlu bulundukları bazı olaylardan dolayı nasıl meslek dışına çıkarılabiliyorsa bu gazeteciler için de geçerli olmalı.


Kimse gazetecilik mesleğini sevmedikleri, beğenmedikleri, husumetli oldukları kişilere, kurumlara ve kuruluşlara karşı hakaret aracı olarak kullanmamalı, kullanamamalı.


Hani biz bir süredir ibretlik olaylardan bahsediyoruz ve neden ibret almıyoruz diyoruz ya alın size ibretlik bir olay daha.


Bu karar gazetecilere ibret olmalı.


Madem yine ibret konusuna girdik, buradan devam edelim.


Önceki yıllarda yapılan denetimlerde bazı vergi mükelleflerinde sahte faturalar bulundu.


Bunun sonucunda büyük para cezaları uygulandı.


Bu cezalar yüzünden kapanan işyerleri oldu.


Bunlar ibret olmuş mudur dersiniz?


İnşallah olmuştur.


Umarız bundan sonra yapılacak denetimlerde kimsede sahte fatura çıkmaz.


Kirasını asıl ödediği miktardan değil de çok daha düşük gösterenler Defterdarlığa yanlış beyanda bulunmaktan ceza yiyor.


Kirasını 500 verip 100, 1000 verip 200 gösterenler varmış.


Bu kişiler cezalardan ibret alsalar yanlış beyanda bulunmasalar daha iyi değil mi?


Öyle ama gel de anlat.


Ya Çağlayan da geçmişte yaşanan boğulma olayları.


Geçen hafta içinde yaptığımız &[#]8220;uyarılara aldırış edilmiyor&[#]8221; başlıklı haberimiz boğulmaların ibret olmadığını gösteriyor.


Çağlayan&[#]8217;daki yasağa uyulmalı, boğulmalar ibret olmalı, başka canlar yanmamalı.


Aileler ve yetkililer bu konuda daha etkili önlemler almalı.


Aşırı sıcaklar ve yüksek nem oranı da aslında ibret.


İnsanlar bundan da ders çıkarmalı ve ona göre hareket etmeli.


Benim yazılarımın da çoğu ibretliktir.


Bunlardan özellikle bazıları payına düşeni almalı, kendine ders çıkarmalı, hayatına çeki düzen vermeli.


İbretlik konu çok.


Hem de sürüsüne bereket.


Mesela bazı kişiler nalıncı keseri gibi Ramazan ayında dini kendisine yontarak Müslüman geçinmeye başlıyor.


Bunlar Ramazan bittikten sonra yeniden içki içmeye, kumar oynamaya, fuhuş ve zina peşinde koşmaya, dedikodu yapmaya, insanların yüzüne gülüp arkasından kuyu kazmaya devam ediyor.


Bu kişilerin Ramazan&[#]8217;dan önceki İslam dinine aykırı yaşamlarını Ramazan gelince bırakmaları çok güzel.


Ramazan bittikten sonra yeniden eski alışkanlıklarına devam etmeleri ise bir o kadar çok kötü.


Ben bunlara Ramazan Müslüman&[#]8217;ı diyorum.


Bu kişiler Ramazan&[#]8217;dan önce nasılsa Ramazan&[#]8217;dan sonra da öyle olmaya devam ediyor.


Samimi olmak lazım.


Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın.


Hele Allah&[#]8217;ı kandırmaya hiç çalışmasın.


İnsanların göründükleri gibi olmalında fayda var.


Bir öyle bir böyle olmaz.


Boğulma olaylarından da ibret almak lazım.


Bartın sahillerinde birçok kişi her yaz boğulma tehlikesi geçiriyor.


Bu olayların sonucunda hayatını kaybedenler oluyor.


İnsanlar neden boğulur?


Ya yüzme bilmedikleri halde denize girmişlerdir.


Bu da yetmezmiş gibi kıyıdan uzaklaşmışlardır.


Ya da yüzme bilenler aşırı dalgalı havaya ve tüm uyarılara rağmen denize girip gereğinden fazla açıldıkları için boğulmuşlardır.


Yüzme bilmeyenler ve bildikleri halde aşırı dalgalı havada denize girenler boğulma vakalarını ibret alsalar boğulmazlar ve böyle olaylar azalmış olur.


Bir de üzerinde önemle durulması gereken istikrar konusu var.


Biliyorsunuz AK Partiyi üçüncü kez yeniden tek başına iktidara getiren en önemli faktörlerden biri de bu istikrar konusudur.


İstikrar hükümetler, ülkeler, partiler için olduğu kadar işyerleri için de çok gerekli ve önemlidir.


Halk isimli mevkutenin sahibi böyle düşünmüyor olmalı ki benim işyerimde çalışanlar ayrılıp ayrılıp tekrar işe girebilirler demiş.


İki kişinin iki kere ayrılıp üçüncü kez tekrar geldiği bu işyerinde bir kişi de bir kere ayrılıp yeniden geldi.


Bu işyerindekiler böyle giderlerse 7 kere gidip 8 kere gelen Süleyman Bey&[#]8217;in rekorunu egale edecekler.


Mevkutenin sahibi demiş ki benim çalışanlarım 2-3 kere de girip çıkabilirler 10 kere de girip çıkabilirler.


İşyerleri yol geçen hanı mı çalışanlar habire girip çıksınlar.


Çocuk oyuncağı mı bu?


Çalışanlar senin işyerinden neden çıkıyorlar acaba?


Maaşlarını mı vermiyorsun?


Ya da maaşlarını 20-30, 50-100 lira şeklinde harçlık gibi mi veriyorsun?


Sigortalarını mı ödemiyorsun?


Çıkıyorlar diğer basın kuruluşlarında da bir müddet çalışıyorlar, dönüp dolaşıp senin yanına tekrar geliyorlar.


Kadronda istikrar yok ondan sonra resmi ilanda sıkıntı yaşıyorsun.


Bir de tutturmuş iki de bir gazetemizin sahibi hakkında ileri geri laflar ediyorsun.


İnsan olanın başına her şey gelir.


Yargılaması devam eden bir konuda bu kadar yazı yazılmaz.


Yargılama bitsin, mahkeme karar versin, suçlu bulunursa istediğini yazarsın.


Niyetin üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?


Hem sonra aralarında ünlü, tanınan, bilinen kişiler de olmak üzere o kadar çok kişi haklarındaki bazı iddialardan dolayı yargılanıyor ki haddi hesabı yok.


Meclisteki bazı milletvekilleri hakkında bile ne iddialar var.


Haklarında iddia olan herkes için yazı yazsak uzun bir yazı dizisi daha ortaya çıkar.


İddia olması insanların suçlu oldukları anlamına gelmez ki.


Kendini savcı, hakim yerine koyarak insanları suçlu ilan ediyor, bu insanların haklarında kamuoyunda yanlış izlenim uyandırmaya çalışıyorsun.


Yanlış yapıyorsun.


Bir de Msn&[#]8217;ye takmış.


Duyanda bir şey var sanır.


Msn aşağı, Msn yukarı gidiyor.


Biz adama lafı bir kere söyleriz.


Bu konuda sana bundan sonra cevabı yargı verecek.