Bugünkü yazımıza konu başlığı olan bu söz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç&[#]8217;e ait.
Sayın Erinç, Karaelmas Gazeteciler Derneği&[#]8217;nin geleneksel Gazetecilik Başarı Ödülleri Yarışması nedeniyle geçen hafta sonu Zonguldak&[#]8217;ta idi.
Törende yaptığı konuşmada, &[#]8220;Gazetecilik canının istediğini yazma mesleği değildir&[#]8221; diyen Erinç&[#]8217;in sözlerini gelin birlikte okuyalım:
&[#]8220;Bizim gibi kıdemli gazeteciler, gazeteciliğin sömürülme mesleğine dönüştürülmesinden duyduğu rahatsızlıkları her ortamda aktarıyor. Çok seslilik, Türkiye´de zaman zaman yanlış anlaşıldığı için gazeteciler arasındaki mesleki dayanışmayı da büyük ölçüde etkiledi. Basın özgürlüğünün herkese ve bütün gazetecilere lazım olduğu kavramı son günlerde yeniden anımsandı. Bizim istediğimiz sorumlu gazeteciliktir, gazetecilerin aklına geldiğini yazma, iletme hakkı yoktur. Haberlerin siyasi görüşlerle alakası olmaması lazım. Yorumla haber birbirine karıştığında okurları yanıltmış oluruz´´
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı&[#]8217;nın sözlerinde özeleştiri var.
Haklı olarak var.
Canı isteyenin gazeteci olabildiği bir ülkede gazeteciliğin canının istediğini yazma mesleği haline gelmesi çok doğal.
Bir önceki yazımda da dedim; Mesleğimiz yol geçen hanı gibi.
Gazetecilik ne yazık ki çıkar menfaat hesabı yapanların, toplumda öne çıkmak isteyenlerin, kimlik ve kişilik fukarası bazı kişilerin kolaylıkla at oynatabildikleri bir alan oldu.
Canının istediğini yazan, aklına eseni yapan, mesleği kişisel çıkarları için, menfaatine ters düşeni karalayan, canının istediğine çamur atan, yorumla haberi birbirine karıştıran o kadar çok gazeteci var ki, işin artık şeyi çıkmış durumda.
Mesela adamın canı istiyor, yerli yabancı ayırımı yapıyor.
Bölgesel farklılıklara dayanarak hiç çekinmeden insanları aşağılayabiliyor.
Gazetecilik insanlara hakaret etme sanatı değildir.
Bu söz de bana ait.
Bizim meslekte özellikle son yıllarda canının istediği gibi yazma, hakaret etme, küçük düşürme, alay etme, rencide etme olaylarına çok sık rastlanıyor.
Bunun en büyük sebeplerinden biri gazeteciliğin belli kriterlere bakılmadan kolaylıkla içine girilebilen ve herkes tarafından yapılabilen bir meslek haline gelmesidir.
Eline bir kalem kağıt alan, boynuna bir fotoğraf makinesi takan gazeteci olabiliyor.
Bu mesleği yapmaması gerekenler, bırakın yapmamayı yanından bile geçmemesi gerekenler işin içinde olduğu sürece gazetecilik mesleği eski inandırıcılığını, güvenilirliğini, saygınlığını kazanamaz.
Keşke sorun sadece bu olsa.
Canının istediğinin yazılabildiği bir meslek haline gelen gazetecilik aynı zamanda canı isteyenin gazete açabildiği de bir meslek oldu.
Bir miktar parası olan bir mevkute beyannamesi vererek istediği gazeteyi açabiliyor.
Özellikle haftalık gazete açmak adeta çocuk oyuncağı.
Gazeteler kötü niyetli kişilerin elinde çok tehlikeli bir silah veya patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor.
Bu sözüm sadece gazeteler için değil bütün basın yayın kuruluşları için geçerli.
Günlük gazeteler vasıflı, vasıfsız, birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü derece gibi kategorilere ayrılırken, sahiplerine ve çalışanlarına vasıflı mı vasıfsız mı diye neden bakılmıyor?
Mesleğin yaşadığı bu sorunu çözmek için öncelikle kötü niyetli kişilerin bu işin içine girmesini önlemek gerekiyor.
Bunun için yasal düzenleme yapılması lazım.
Benim bu konuda naçizane önerim şu olacak.
Mesela Hukuk Fakültesini bitirmeyen avukatlık, hakimlik, savcılık yapamıyor.
Aynı şekilde Mühendislik Fakültelerini bitirmeyenler de mühendis olamıyor.
İletişim Fakültelerini, Gazetecilik Okullarını bitirmeyenler de gazeteci olamasın.
Bu şart, en azından bundan sonrası için geçerli olsun.
Böyle bir düzenleme yapılamaz mı?
Yapılırsa mesleğe çeki düzen gelmez mi?
Sayın Erinç, gazeteciliğin sömürülme mesleği olmaması gerektiğini söylüyor.
Ben de diyorum ki; Gazeteciliğin sömürülme mesleği olmaması gerektiği gibi gazetecilik &[#]8220;sömürme&[#]8221; mesleği de olmamalıdır.
Gazeteler esnaflara, tüccarlara, şirketlere, derneklere, odalara, partilere yolunacak kaz gözüyle bakmamalıdır.
Bizim sektörde bu saydığım kesimlere böyle muameleler yapanlar var.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Zonguldak&[#]8217;ta yaptığı konuşmada, &[#]8220;Bizim istediğimiz sorumlu gazetecilik&[#]8221; diyor.
Mesleğin içinde bulunduğu duruma bakılırsa gelinen noktada sorumlu gazetecilik değil &[#]8216;sorunlu gazetecilik&[#]8217; yapılıyor.
Biz de sorumlu gazetecilik istiyoruz.
Hem de herkesten çok.
Pusula&[#]8217;nın ödülleri
Gazeteciler arasında birlik beraberliği sağlamak, mesleğin sorunlarını gündeme getirip çözümüne katkıda bulunmak, gazetecileri koruyup kollamak, gazeteciliğin saygınlığını korumak ve mesleği geliştirmek gibi görevleri bulunan gazeteci derneklerinin bir görevi de başarı ödülü verip gazetecileri teşvik etmektir.
Diğerlerini bilmem ama derneklerin en iyi yaptığı iş bana göre başarı ödülü vermektir.
Seçkin bir jüri heyeti tarafından objektif değerlendirmeyle titiz bir şekilde yapılan seçimler sonucu belirlenen yılın en iyi haberi, fotoğrafı, röportajı, köşe yazısı ve sayfa düzenine verilen ödüller gazetecileri başarılı çalışmalar yapmaya itmektedir.
Bölgemizde bunun en güzel örneğini Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği yapmaktadır.
Zonguldak basınında 2008 yılında çıkan eserlerin değerlendirildiği yarışmanın ödül töreni geçen hafta sonu yapıldı.
Gazetecilerin aldığı ödüller, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüyle bütünleşerek daha bir anlam kazandı.
Dernek bu yıl bir de Zonguldak, Bartın ve Karabük&[#]8217;te gazetecilik yapan mesleki büyüklere onur ödülü verdi.
10 Ocak&[#]8217;la ilgili yazımda buna değinmiş, Bartın&[#]8217;dan onur ödülü alan Esen Aliş&[#]8217;i kutlamıştık.
Pusula&[#]8217;nın ödüllerine, önceki yazımın içinde bir iki cümle ile değinerek arada karambole gitmesine gönlüm razı olmadı.
Kardeş kuruluşumuzun ödüllerini o nedenle bugünkü yazıma sakladım.
Zonguldak Pusula tam 4 dalda ödül kazanarak yarışmanın birincisi oldu.
Haziran 2008&[#]8217;de çıkan sayısıyla en iyi sayfa düzeninde birincilik ödülü alan Pusula, 7 Ocak 2008 tarihli sayısı ile Murat Barutçu&[#]8217;ya ayrıca özel ödül kazandırdı.
Bayram Tomakin Pusula Dergisine yaptığı bir röportajla en iyi röportaj dalında özel ödül alırken, Pusula Gazetesi sitesi de internet gazeteciliğinde birincilik ödülünün sahibi oldu.
Ali Rıza Tığ&[#]8217;ın Pusula&[#]8217;sı böylece kalitesini bir kez daha göstermiş oldu.
Zonguldak&[#]8217;tan sonra Bartın&[#]8217;da da yayına başlayan Pusula bölgeyi kucaklayan bir yayın organı olma yoluna emin adımlarla ilerlerken, bu ödüllerin bu süreci hızlandırması kaçınılmaz olacaktır.
Pusula&[#]8217;nın bir özelliği de çalışanına emeğinin karşılığını maddi olarak vermesidir.
Ödül kazanan arkadaşlarımız emeklerinin karşılığını bir de böyle almış oldular.
Atilla Öksüz yönetimindeki gazeteye gelen ödüller de verilen emeğin karşılığıdır.
Bu ödüller eğitim seminerlerin de bir sonucudur.
Bizzat Pusula&[#]8217;nın Sahibi Ali Rıza Tığ&[#]8217;ın seminerleri yakından takip ederek verilen bilgileri aynen tatbik etmesi, bu ödüllerin kazanılmasında çok büyük etkendir.
Arkadaşlarımızla ve kardeş gazetemizle gurur duyduk.
4. yılında 4 ödül alan Zonguldak Pusula&[#]8217;yı kutluyoruz.
Darısı henüz daha emekleme aşamasında 3 aylık bir gazete olan Bartın Pusula&[#]8217;nın başına diyoruz.