Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve ağabeyimiz Fikret Bila’nın önerisi ile Zonguldak’ın kaçak ocak gerçeğini kaleme almaya çalıştım.

Yine Milliyet’in Haber Müdürü Azmi Yılmaz ile yaptığımız telefon görüşmeleri sonrasında Zonguldak’ın görmezden gelinen bu sorununun en güzel şekilde nasıl duyurulabileceğini konuştuk.

Konuyla çok yakından ilgilendi.

“Bunu yazı dizisi yapalım” dedi.

[*] [*] [*]

Zonguldak’ın acı gerçeğinin ilk bölümünün başlığı;

“Ölünce ocak sahibi oluyorlar” oldu.

Müjde Yazıcı’nın edite ettiği haberin ilk bölümü Banu Yaprak’ın harika sayfa düzeni ve Doğan Haber Ajansı’ndan kardeşim Gürkay Gündoğan’ın tekrarı çekilemeyecek kadar çarpıcı çok özel fotoğrafları eşliğinde yayımlandı.

Bugün ikinci bölümü yayınlanıyor.

[*] [*] [*]

Özelinde bizler için çok yeni bilgiler değildi.

Zonguldak’ta yaşayan ve pek çoğumuzun bildiği bilgileri derleyerek, Milliyet ile paylaştık.

Son bir yılda yaşananlar zaten her şeyin özetiydi.

Bunca polis baskını ve denetimlere karşın kaçak ocaklarda ölümlerin sona ermediğini, ermeyeceğini zaten son olayla gördük.

Görmezden gelinen acı gerçekleri anlatmaya çalıştım.

Zonguldak’ın bu kronikleşmiş sorununu paylaştık.

Pusula’dan sonra Milliyet için böyle bir yazı kaleme almak, benim için de mutluluk ve gurur vesilesi oldu.

Keşke güzel haberler verebilseydik.

[*] [*] [*]

Soruna gelelim.

Bu sorun bitmeyecek.

Ama çözümü Zonguldak’ta değil.

Çünkü Zonguldak’ta bu sorunu gerçekten çözmek isteyen kimse yok.

Yıllardır böyle.

2001’den beri yaşanan komedinin detaylarına inmeyelim.

Polisiye tedbirler dışında soruna kalıcı çözüm bulmak isteyen kimse olmadı.

Cesaret edebilen kimse yok.

Açıklamaların çoğu formalite de kaldı.

Çözmüyor, çözmeye yanaşmıyorlar.

Çünkü büyük rantlar var…

Kirli rantlar…

[*] [*] [*]

Herkes bir şekilde bu rantı paylaşıyor.

Devlet de paylaşıyor, patronlar da, belediyeler de…

Rant elbette olacak, ancak bu haliyle değil.

Böylesine kuralsız, disiplinsiz, kısaca “kaçak” olduğu sürece daha çok canlar yanacak.

Garibanlar ölecek.

Onların saflığından, açlığından yararlanacaklar.

Onların duygularını sömürecekler.

Kan emiciler zengin olacak.

[*] [*] [*]

Çoğu zaman ölenler “kan parası” karşılığında ocak sahibi olarak kayıtlara geçecek.

Kaçakçının ürettiği kömürler ile yeni kömür baronları türeyecek.

En önemlisi de çocuklar ölecek…

Gencecik çocuklar…

Gençler…

Düğün parası çıkarmak için ocağa giren delikanlılar…

Babalar ölmeye devam edecek örneğin…

Çocuk okutmak, çocuğunu dershaneye, üniversiteye göndermek için bu ocaklarda çalışan babalar…

TTK’dan emekli olduktan sonra çocuk okutmak için bu karanlıklara giren babalar…

İzinli gününde kaçak ocaklara girerek; harç parası, yurt parası çıkarmak isterken hiç yere ölen babalar…

Ve keşkelerle yaşamaya mecbur edilen yetimler…

[*] [*] [*]

Acı hepimizin.

Bu acıyı anlamak için kömür baronlarının, rant ilişkisi içinde olanların; garibanları anlamasını, düşünmesini beklemeyelim.

Gerçekçi olalım, çözümü tartışalım.

Kimseyi mağdur etmeden…

Sosyal ve ekonomik dengeleri gözardı etmeden.

[*] [*] [*]

Milliyet’te yer alan haberde de olduğu gibi belki sorunu Zonguldak dışına taşıyarak, çözümü hızlandırabiliriz.

Ankara’daki bürokratlar bu sayede;

“Neler oluyormuş Zonguldak’ta?” diye kendilerini sorgulama ihtiyacı hissederler.

Belki bir duyan olur, diplerden gelen kan sızılarını…

Çünkü Zonguldak özelinde çok normal karşılanan bu durumun bu algıyla çözülmesi mümkün değil.

Bırakın çözülmeyi tartışılması mümkün değil.

[*] [*] [*]

Zonguldaklıların sağıra yatan bu hali, dışarıda şaşkınlık yaratıyor.

“Nasıl yani?” sorularının yanıtını vermekte zorlanıyoruz.

Zonguldak’ın bu hayati sorununa gösterdikleri ilgi için Sayın Bila, Sayın Yılmaz başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

__

CHP’de olanlar…

Bir grup CHP’li, dün İl Başkanlığı’na giderek, “önseçim isteriz” dediler.

Belediye başkanının anketle değil, önseçimle belirlenmesini istediler.

Aralarında bazı aday adayları da vardı.

“Ankara değil, biz karar verelim” dediler.

Demokratik bir haktı.

Siyasette şeffaflaşma adına belki doğru bir iş yaptılar.

Ama bir şeyi atladılar.

CHP İl yönetimi ve Genel Merkez üzerine baskı kurmak için gidenlerden kaçı gerçekten CHP üyesiydi acaba?

CHP üyesi olmayan pek çok üye vardı orada.

Bırakın CHP’ye üye olmayı, CHP’li olmayanlar vardı.

Kalabalık olup medya kanalıyla mesaj vermeye çalıştılar.

Keşke az ve öz gelselerdi de, doğru dürüst dertlerini anlatsalardı.

Yer mi bunları Adnan Keskin?